İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

Olası bir İran işgalinin sebepleri

Dünya
|

Nordland Üniversitesi profesörü Dr. Abbas Bahtiyar, ABD’nin amacının, bölgenin petrol kaynaklarını tekelinde bulundurmak, Çin’in büyük bir güç olmasını engellemek ve İsrail’in menfaatlerini korumak olduğunu söylüyor.

Nordland Üniversitesi profesörü Dr. Abbas Bahtiyar, ABD’nin amacının, bölgenin petrol kaynaklarını tekelinde bulundurmak, Çin’in büyük bir güç olmasını engellemek ve İsrail’in menfaatlerini korumak olduğunu söylüyor.

El-Cezire’nin haber portalında işgalci ABD’nin Irak’a olduğu gibi şimdi de İran’a saldırma niyetinde olduğunu ve bu niyetinin ardındaki asıl sebebin nükleer silahlar olmadığını belirten Nordland Üniversitesi profesörü Dr. Abbas Bahtiyar, amacın, bölgenin petrol kaynaklarını tekelinde bulundurmak, Çin’in büyük bir güç olmasını engellemek ve İsrail’in menfaatlerini korumak olduğunu söylüyor. Hiç de küçümsenmeyecek bir sebep olarak da İslam’a karşı modern zamanın bir Haçlı Seferi’nin başlatılmış olabileceğini belirtiyor. Dr. Abbas Bahtiyar’ın yazısından önemli noktalar:

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), 28 Nisan’da İran’la ilgili raporunu yayınlamıştı. Raporda, “Kurumumuz, İran’ın ileride razı olacağı ya da bunun gibi bir eğilim göstereceği hakkında ne bir yargıya, ne de sonuca ulaşmıştır,” deniyordu. Bu rapor, İran, ABD ve UAEA arasında uzun süredir devam eden tartışmaları takip edenleri hiç şaşırmıyor.
ABD, uzun bir süredir İran’ın nükleer silah üretmeye çalışmakla suçluyor ve İran da ısrarla çalışmalarının barışçıl olduğunu, nükleer enerjiyi herhangi bir kötü amaç için üretmediklerini söylüyor. İran, uluslararası toplumun endişelerini gidermek için nükleer zenginleştirme programını dondurmuş ve İngiltere, Almanya, Fransa üçlüsüyle müzakerelere başlamıştı. Bununla birlikte, ABD’nin içinde yer almadığı bu müzakereler herhangi bir sonuç vermedi, çünkü İranlıların ulusal güvenliğini ilgilendiren kararları yalnızca ABD verebilirdi! Etrafının ABD tarafından çevrildiğini gören İranlılar, işgalci ABD’nin kendi ülkelerine de saldırmayacağının garantisini istiyorlardı, (ki bu, ABD’nin asla yapmayacağı bir şey) ABD böyle bir teminatı veremez. Verseler de samimi olmaz bu. Bu yüzden, Avrupa devletleriyle yapılan anlaşmalar sonuçsuz kaldı ve İran nükleer zenginleştirme programına kaldığı yerden devam etmeye başladı. Hatta BM Güvenlik Konseyi tarafından istila edilmekle tehdit edildiği halde İran pes etmedi. Her geçen gün yeni bir söylemle ve yeni bir ‘süre tanıma’ sözleriyle İran’a baskı yapılıyor. Daha da ileri gidilerek, İran’ın nükleer silah yaptığından şüphelendikleri noktalara ‘nükleer bir saldırı’ bile söz konusu olmuştu.
Bütün bu gelişmeler, Irak istilasından önce yapılan anlaşmaları ve tehditleri anımsatıyor. Meydana gelen gelişmeler birbirine o kadar benziyor ki, kişi, Irak senaryosunun aynen İran’da da uygulanmaya çalışıldığına inanmadan edemiyor. Irak işgalinin başından bu yana ortaya çıkan gerçek şu ki, İran’ın işgal edilmesi kararı da çoktan verilmiş ve AB ile UAEA da kamuoyunu buna hazırlamaya çalışıyor.

Senaryo aynı
Şu anda, ABD’nin İran sınırlarında insansız uçaklarla keşif uçuşları yaptığı ve bilgi toplamak için İran’a komandolar gönderdiği haberleri yayınlanıyor. Savaş oyunlarıyla birlikte işgalden de söz ediliyor. Örneğin 14 Nisan’da, ‘USA Today’ gazetesi, “İran ile ABD arasında, İran’ın nükleer programının geleceği konusunda gerilim artarken, Pentagon Temmuz’da gerçekleştirilecek bir savaş oyunu planlıyor; bu sayede yetkililerin İran’da bir kriz meydana getirmenin yollarını bulmayı amaçlıyor.”
Ama bu savaş oyunu, daha önce de pek çok kez görülmüş türden; ilk kez İran’a uygulanmıyor. Washington Post’tan William M. Arkin’e göre: “2003 yılının başlarında, ABD, henüz Irak’la savaşın eşiğindeyken bile, ordu İran’a geniş çaplı bir savaş açmayı planlıyor ve bunun analizlerini yapıyordu. TIRANNT (yakın dönemde İran tiyatrosu) adı verilen bu analizler, Deniz Kuvvetleriyle istila senaryosu ve İran füze gücünü yok etme planıyla ilgiliydi. Bush da, ABD Strateji Komutanlığı’na, İran’ın kitle imha silahlarını yok etmek için global bir savaş planı hazırlamaları emrini vermişti. Bütün bunlar, en sonunda İran’a karşı ‘büyük savaş operasyonu’na dönüşecek; bunu askeri kaynaklar da doğruluyor.”

Peki ABD neden Irak’a saldırdı ve şimdi İran’a saldırmak için ne kadar bu kadar istekli? Başından beri bu yönetim, İran’a saldırmak için bahane arıyordu. Şimdiye kadar ki zaman zarfında, Irak’ı işgal etmelerine pek çok sebep öne sürdüler. Bu sebeplerin en başında Irak’ın geliştirmekte olduğu nükleer silahları geliyordu; sonra terörle savaş dediler; ardından da Ortadoğu’da barışı yayacaklarını söylediler. Bütün bu sebeplerin sahte olduğu ispatlandı. Irak’ta herhangi bir kitle imha silahı olmadığı, El-Kaide örgütüyle de hiçbir bağlantısı olmadığı açıkça ortaya çıktı ve ‘demokrasi’ye kavuşmak yerine, Iraklılar Ebu Garip cezaevine tahammül etmeye zorlandı; bombalı araç saldırılarına, elektrik, temiz su ve sağlık gibi temel insani ihtiyaçlardan mahrum bırakıldı. Hiçbir bakanlık düzgün çalışmıyor ve dahası, yarım milyon Iraklı evsiz. Aynı zamanda Irak’ın bölünmesinden bahsediliyor.

Halen hiçbir olumlu gelişme yok
Irak için 320 milyar dolardan fazla para harcanmasına rağmen henüz hiçbir olumlu gelişme yaşanmadı. Bu hükümet neden Ortadoğu’da yine bir felakete yol açacak yeni bir savaşa başlamakta bu kadar ısrar ediyor?

Bunun sebebi birkaç maddede açıklanabilir: İslam’a karşı modern zamanın Haçlı Seferi başlatılmış olabilir. ABD’nin İslam’a karşı Haçlı Seferi’ni başlattığını ve önüne engel çıkaracak bütün diğer ülkeleri de yok etmek istediğini düşünen Müslümanların sayısı hiç de az değil. Başka en güçlü ihtimal de, bölgenin petrol rezervi. ABD bu zengin kaynağı tamamen kendi elinde tutmak suretiyle gelecekte de dünyanın tek ekonomik süpergücü olmak istiyor. Bir başka sebep de, Çin’in dünyanın büyük bir gücü olmasını engellemek arzusu. Irak ve İran’ın parçalayarak elde etmek ve Çin’in bu bölgeden faydalanmasına mani olmak istiyor ABD. Son olarak da İsrail’in Ortadoğu’da egemen devlet olmasının yolundaki bütün engelleri kaldırma niyetidir. ABD ile İsrail’in çıkarlarının çoğu ortak. Bu yüzden de İsrail’e tam destek veriyorlar.

Şu bir gerçek: İran nükleer silah üretmiyor, böyle bir amacı da yok. Herkes, hatta Washington bile bunun farkında. İran’ın uranyumu zenginleştirmesi ABD için sıkıntı. Bunu istemiyorlar. Fakat uluslararası hukuka göre herkesin uranyum zenginleştirme özgürlüğü var. Bu da diğer devletlere olduğu gibi, İran’a da bu faaliyeti yapma hakkı tanıyor.

Gerçekleri görmek gerek: Irak’ta olduğu gibi, İran’ın nükleer silah çalışmaları hakkındaki tartışmaların geri planında başka gizli şeyler var. En makul cevap da, ABD’nin petrol kaynaklarını ele geçirme, Çin’i kontrol etme ve İsrail ile olan ortak menfaatleri. Irak’ta olduğu gibi İran’da da işgal başlarsa, bunun sebepleri bunlardır.

MİLLİ GAZETE   05.09.2006
AKRA