Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü her şeyden önce Batı Avrupa'nın Rusya'ya karşı savunulması için kuruldu. Berlin Duvarı yıkılınca NATO daha küçük ve daha gevşek bir oluşum haline getirilmeliydi. Oysa Moskova'nın yörüngesinden çıkan eski Sovyet devletlerini yeni üye olarak alarak, ''sahne dışı'' operasyonlara yönelik yeni bir politika geliştirerek ve Avrupa'dan sonra dünyaya da genişleyerek bunun tam tersi yapıldı. Bunun bir bölümü herhangi büyük bir bürokrasinin ayakta kalma içgüdüsüydü. Eğer Rus tehdidi artık büyük bir savunma ittifakını gerektirmiyorsa çevre kıtalarda insani yardım ve barış gücü gibi gerekçelerle NATO'nun varlığını haklı gösterecek yeni unsurlar bulmaları gerekiyordu. Aynı zamanda generaller, büyük bir inançla NATO içinde çokuluslu işbirliğine yönelik olarak Batı'nın işleyen askeri yönetim yapısının deneyimlerle ispatlanmış olduğunu savundular. Fransa'nın desteklediği Avrupa gücü ya da BM ordusu gibi diğer seçenekler ortada yoktu. NATO en azından el altındaydı, Bosna ve Kosova'da işe yaradığını göstermişti. Ancak bunlar örgütün açık bir konumu olan Avrupa içi krizlerdi. NATO'nun Afganistan'daki rolünü genişletmeye çalışmak bugün yaşanan sorunlara neden oluyor.
Barış mı işgal mi?
Amaca yönelik bir birlik olmadığı gibi NATO'nun rolü de karışık. Resmi olarak NATO, güvenliği ve Kâbil hükümeti adına barışı sağlamak için orada bulunuyor. Pratikte ise görev, Güney Helmand bölgesinde Kâbil'in düşmanlarını yenmek ve afyon ticaretini silmek, başka bir deyişle siyasi merkez için savaşmak, Taliban'ın yenilmesinin ardından bazı bölgelerin kontrolünü ele geçiren savaşçıların gücünü kırmak ve iç ekonominin dönüşümünü sağlamaktan oluşuyor. Yerli halka göreyse bu neredeyse bir işgal. NATO'nun (açıkça söylemek gerekirse) ABD güdümlü beyaz Batılı gruplaşmanın bölgesel hedeflerinin olmasının yanı sıra güneyin, Amerika'nın yardımcısı İngiltere'nin kontrolünde olması ise durumu daha da kabul edilemez hale getiriyor. İtalya ve İspanya'nın asker gönderme çağrılarına ve Almanya'nın ülkenin barışçıl kuzey bölümünden güneyinde aktif bir yükümlülüğe direnmesine şaşmamalı. NATO'nun tek Müslüman üyesi Türkiye'nin, örgütün Orta Asya'daki gücüne değil de Lübnan'daki BM barış gücüne asker göndermek istemesine de şaşmamalı. Türkiye'nin çıkarları kendini daha doğudaki Müslüman savaşlarında çıkmaza sürüklemeyi değil, Ortadoğu'da etkisini ve görevini genişletmekte yatıyor. NATO Genel Sekreteri, örgütün üyelerine sanki ittifakın yükümlülüğüymüş gibi toparlanma yönünde cesurca konuşmalar yapıyor. Ancak bu doğru değil. Bu operasyon yabancı bir ülkede NATO'nun ana amacından çok farklı bir gündem içinde gerçekleştirilen Batılı müdahalenin bir parçası.
Batı iyi düşünmeli
Irak'ta olduğu gibi yardım etmek istediğimiz insanların tepesine felaket getirmeden işin içinden çıkamayabiliriz. Üstelik örgütün üye ülkeler üzerinde bilek bükücü ne yöntemi varsa uygulamak ve oradaki askeri gücü arttırmak zorunda kalacak kadar dibe battığımız da doğru olabilir. Almanlar ve diğerlerini ödleklikle suçlamadan ve son yenilginin neden çok taraflılığın dünya güvenliği için işe yaramayacağı yönünde görüş hâkim olmadan önce Batı'nın bugün yabancı operasyonlarda ne yaptığını tekrar düşünmesi gerekiyor.
NATO istikrar getirmeliydi
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice , son askeri çağrıların NATO'ya yönelik bir test olduğunu, başarısızlığa uğraması halinde tüm örgütün çökeceğini söyledi. Ama bu o kadar da kötü bir şey mi? Ya da en azından NATO'nun ''sahne dışı rollerini'' bırakarak daha geniş Avrupa için savunma paktına dönüşmesi o kadar da korkunç mu? Burada gereğinden çok iş var. Örgüt ancak üyelerini arttırırsa küresel bir rol oynayabilir. O zaman ne anlamı kalacak? Eğer dünya güvenlik için mekanizmalar geliştirmek istiyorsa bu, BM barış gücü ve istikrarın bekçileri rolünde bölgesel birleşmeler çevresinde olmalı. NATO'nun Afganistan'daki macerası ortakların korkaklıkları yüzünden değil, yanlış işe soyunmuş yanlış örgüt olduğu için başarısızlığa uğruyor. Üyelerin başka yükümlülüklerden kaçınmaları konusunda hakkı var.
CUMHURİYET -18 EYLÜL 2006 PAZARTESİ(Independent, İngiltere çeviren: Elçin Poyrazlar )






