İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

ABD yüzünü Asya'ya dönmeye hazırlanıyor

Dünya
|

Gelecekte, Asya ülkeleri uluslararası siyasette Ortadoğu'dan daha önemli rol oynayacak. Bunun farkına varan Bush yönetimi, yükselen Çin'e karşı ittifaklar kurarak bölgeyi çıkarları doğrultusunda şekillendirmek istiyor

Gelecekte, Asya ülkeleri uluslararası siyasette Ortadoğu'dan daha önemli rol oynayacak. Bunun farkına varan Bush yönetimi, yükselen Çin'e karşı ittifaklar kurarak bölgeyi çıkarları doğrultusunda şekillendirmek istiyor

Uluslararası siyasetin geleceğini Afganistan, Irak ve Lübnan gibi zayıf devletlerden ziyade Asya'nın güçlü ülkeleri şekillendirecek. Ancak Çin'in otoriter yükselişinin sürmesi ve Tayland'daki darbe, yeni Asya yüzyılında rotayı aslında Asya ülkelerindeki demokrasinin
kalitesinin belirleyeceğine işaret ediyor.
Bu gerçeğin farkına varan Bush yönetimi, Çin'in gelecekte dünyadaki ABD üstünlüğüne meydan okuyacağı düşüncesiyle Ortadoğu'yu dönüştürme kampanyasındaki kadar muazzam bir hırsla işe koyuldu. ABD'nin Asya'daki bu büyük planı, askeri güç ve demokratik değerleri stratejik araçlar olarak kullanmasıyla Ortadoğu'yu aratmıyor.
Geleneksel görüş, ABD'nin Asya'da statükocu güç olduğunu, bu durumdan rahatsızlık duyan Çin'inse bölgedeki ABD odaklı düzeni yıkmaya çalıştığını söyler. Ancak içinde bulunduğumuz dinamik değişim döneminde böyle bir görüş, iki ülkenin de rolünü tersine çevirmek demek. Çin'in statükodan memnun olmaması için bir sebep yok aslında: Gitgide artan serveti, gücü ve etkisiyle Amerikan üstünlüğünü doğal yollarla eritiyor. Çinli bir analistin dediği gibi, Çin'in yükselişi sonucunda stratejik bir yol ayrımına gelen ülke Çin değil, ABD.

Hindistan'a büyük önem veriyor
Asya'da devrimci tasarımlara girişen de işte bu yüzden Pekin değil, Washington. Washington yeni güç merkezleri oluşturmaya ve hem yeni uluslararası düzeni, hem de Çin'in yükselişini menfaatına göre şekillendirmeye çalışıyor. Başkan Bush'un Asya politikasının merkezinde, Japonya'nın büyük bir askeri güç olarak normalleşmesini, yani 1945 sonrası pasifizm geleneğinden tarihi kopuşunu teşvik etmek yatıyor. Washington'ın Yeni Delhi'yle giderek derinleşen ortaklığı, ABD'nin Hindistan'ı bir dünya gücü yapma kararlılığını, Hindistan'ınsa büyük ülke olma hevesini yansıtıyor. ABD, Hindistan ve Japonya'da, Çin'in karşısına çıkabilecek ülkelerin stratejik yükselişini ateşliyor. ABD ayrıca Endonezya ve Vietnam'ın bölgesel güç olarak ortaya çıkmasını da destekliyor. Hindistan ve Japonya gibi bunlar da öteden beri Çin gücünden rahatsız ve güneydoğu Asya'da Çin etkisine karşı çıkmada menfaat sahibi.
Son olarak ABD, Çin otokrasisinin gölgesinde stratejik bir demokrasi topluluğu besliyor. ABD, Japonya, Avustralya ve Güney Kore'yle üç yönlü bir savunma işbirliğini resmiyete döktü, ABD, Hindistan'la da üç yönlü stratejik bir diyalog kurmaya çalışıyor. NATO'nun da önde gelen Asya demokrasileriyle askeri işbirliği geliştirmesini de istiyor.
ABD'nin Asya tasarımı, Çin'e set çekmenin çok daha ötesinde bir çaba. Washington, kendi üstünlüğünün ömrünü uzatacak basit bir neo-muhafazakâr komplodan ziyade, gücünü Asyalı ortaklarının yükselişini ve çokkutuplu bir düzenin oluşmasını teşvik ederek yayıyor.
ABD'nin stratejisinin bir bedeli de var. Japonya milliyetçiliği Güney Kore gibi komşularını rahatsız ederek Tokyo'nun liderlik emellerini sekteye uğratıyor. Avustralya ise askeri müttefiki ABD'yle ticari ortağı Çin arasında sıkışmış durumda. ABD-Hindistan arasındaki nükleer işbirliğine cevaben, Çin'in de Pakistan'ın nükleer caydırıcılığını artırma riski var. ABD'nin Hanoi'yle ilişkilerini sıkılaştırması, Vietnam'ın liberalleşmesi şöyle dursun, Hanoi'nin otokrasisinin daha da güçlenmesine yol açabilir. ABD ve dostlarının potansiyel Çin tehdidine karşı almayı düşündüğü tedbirler, bu tehdidi sonunda vargücüyle açığa çıkarmakla son bulabilir.

Japonya'nın sevimli görünmesi gerek
Çin'in Burma ve Kuzey Kore'deki otoriter liderlere verdiği destek, Tayland'daki demokratik gerilemenin ortaya çıkardığı  tehlikeyi ve ABD, Japonya ve Hindistan liderliğindeki Asya-Pasifik demokrasilerinin stratejik önemini daha da açığa çıkarıyor. Bu güçler, Bangkok'tan başlayarak, Asya genelinde bir demokratik reform ve yenilenme kampanyası başlatmalı. ABD, Japonya'yı, Japon savaş suçluları anısına yapılmış Yasukuni tapınağı sorununu, kendisini komşularına daha sevimli gösterecek bir yolla çözmeye teşvik etmeli. ABD-Güney Kore arasında yapılacak serbest bir ticaret anlaşmasının Seul ile yıpranmış ilişkilerin düzeltilmesine faydası olacaktır. Washington artık şüpheciliğini de bir yana bırakarak çoğulculuğu yayan, Japonya'yı ve Hint liderliğini benimseyen ve Çin'i sorumluluk sahibi bir komşu olarak sosyalleştiren Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği liderliğindeki bölgesel Asya örgütlerine de kucak açmalı.

RADİKAL -28 EYLÜL 2006 PERŞEMBE(OXFORD ÜNİV. AKADEMİSYENİ DANIEL TWINING)
AKRA