Melik, tohum üretimi ve dağıtımını çok uluslu şirketlerin tekeline bırakan ülkelerin, bağımsız bir tarım sektöründen söz edebilmelerinin olanaksız olduğunu savundu. Türkiye'nin sebze tohumluğunda yüzde 90'ın üzerinde dışa bağımlı olduğunu, sertifikalı hububat tohumluğunun ise ancak yüzde 25'inin üretilebildiğini aktaran Melik, açıklamasında şu görüşleri savundu: ''Kırsal alanda açıkça yaşanan bu gerçekler görmezden gelinerek hazırlanan tasarı, Türkiye'nin tohum üretim gücünü tümüyle kırarak, alanı üretici üzerinde egemenliğini ilan edecek bir yapıda, çok uluslu şirketlere açmaktadır. En tehlikeli hüküm ise geleneksel veya biyoteknolojik yöntemlerle geliştirilmiş olan genetik yapının tanımlanması ve tescile tabi kılınmasıdır. Tohumculuk Kanun Tasarısı sektörü, tümüyle çok uluslu şirketler ve onların yerli taşeronlarının egemenliğine terk etmeyi amaçlıyor."
Abdullah Melik, Türkiye'ye her yıl, 2 milyon tona yakın genetiği değiştirilmiş mısır, soya, pamuk ve kolzanın hiçbir denetimden geçirilmeden girdiğini, yem rasyonlarına katıldığını, işlendiğini ve 800 çeşidin üzerinde ürünle birlikte tüketicinin sofrasına ulaştırıldığını ifade etti. Melik, ''Artık yabancı şirketler, gen kaynağı olan ülkemizde, herhangi bir tohumu, biyoteknolojik yöntemlerle kazandırdıkları bir özelliği gerekçe göstererek patentleyebileceklerdir'' dedi.
Melik, Ziraat Mühendisleri Odası olarak, ''tasarının geri çekilerek, ülke ve üretici yararına düzenlemelerin yaşama geçirilmesi'' konusunda TBMM'den duyarlılık beklediklerini de kaydetti.
MİLLİ GAZETE -28 EYLÜL 2006 PERŞEMBE






