İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

Ekonomide tehlikeli yolculuk

Ekonomi
|

Düne kadar ‘finanse ediyoruz bir sorun yok’ diyen hükümet, bugün ‘ihracatı artırarak sorunu kontrol altına alacağız’ diye konuşuyor…

Düne kadar ‘finanse ediyoruz bir sorun yok’ diyen hükümet, bugün ‘ihracatı artırarak sorunu kontrol altına alacağız’ diye konuşuyor.

Hükümet, cari işlemler açığındaki tehlikeyi nihayet görmeye başladı. Düne kadar ‘finanse ediyoruz bir sorun yok’ diyorlardı… Bugün ise ‘ihracatı artırarak sorunu kontrol altına alacağız’ diyorlar… Demek ki ‘siz görmeseniz de’ ortada bir sorun varmış! Sorunun nereden kaynaklandığının görülmesi açısından önemli bir gelişme. Fakat sorunun çözümü için yeterli değil. Cari açığın asıl, ‘nereden’ değil ‘nasıl’ kaynaklandığının sorgulanması gerekiyor. Türkiye, ihracattaki bugünkü yapısını değiştirmediği müddetçe cari açığını kontrol altına alamaz. Cari açıktan önce ihracat masaya yatırılmalı. Bu yapılmadan ihracattaki her artış, cari açığı daha da artıracaktır. Bu çelişki zaten iki yıldır yaşanıyor. Cari açıktaki bugünkü seviyeye, ihracatta Cumhuriyet rekorları kırılarak gelinmedi mi?

Döviz açığı anlamına gelen cari işlemler açığındaki kontrolsüz artış ülke ekonomisini ciddi anlamda tehdit etmeye başladı. Uygulanan yanlış kur politikasından dolayı Türkiye’nin döviz açığı her geçen gün artıyor. Özellikle ihracat-ithalat arasındaki dengesizliğin bir sonucu olarak ortaya çıkan cari açık sorunu, AKP Hükümeti ile rekorlar kırmaya başladı. Bastırılmış kur politikası, YTL’ yi değerlendirirken dövizi ucuzlatıyor. Bu da ithalatı patlatıyor. Yüksek ithalatta ülkenin dövize olan ihtiyacını artırıyor.
Temmuz 2006 rakamlarına göre Türkiye’nin toplam ihracatı 46,5 milyar dolar iken, ithalatı ise 76,9 milyar dolar olarak gerçekleşti. Aradaki fark 30,4 milyar dolar. Bunun anlamı yabancıya sattığımızın iki katını geri alıyoruz. Buradaki (eksi) fark dış ticaret açığının en önemli nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Dış ticaret açığının bir kısmı, çeşitli gelirlerle (turizm, işçi geliri v.b gibi) karşılanıyor. Karşılamayan kısmı ise Türkiye’nin net döviz ihtiyacını yani cari açığını gösteriyor.

Özellikle son üç yıldır dünyadaki konjonktüre bağlı olarak uygulanan mali ve para politikası Türkiye’ye, beklentilerin çok üzerinde sıcak para girişine neden oldu. Aşırı döviz girişi başlangıçta ekonomi yönetimini ürkütmüştü. Fakat daha sonra bunun nimetleri görülmeye başlanınca kurlar üzerine baskı kuran bu politika bilinçli olarak uygulanmaya başlanmıştı.
Gelinen noktada, Türkiye’nin ihracatı bile ithalata bağımlı bir hale geldi. Yerli üretimi gizliden gizliye yok eden düşük kur politikası, ülkenin üretim sorununu büyüttü. Birçok sektörde rekabet şansı kalmadığı için buradaki üretim açıkları ithalatla kapatılıyor. Yapılan ihracatın önemli bir kısmını bile ithal mallar oluşturuyor. Örneğin, kendi pamuğumuzdan üretilmiş kumaştan yapılan gömlekleri değil de, Çin’den ithal edilmiş kumaştan yapılmış gömlekleri ihraç ediyoruz.
Cari açığı ciddi bir sorun haline getiren yapı ortada. Böyle bir yapı içinde ihracatı artırarak cari açık sorunu, sorun olmaktan çıkar mı? İhracattaki bir kalemlik artış, ithalatı iki kalem artırıyorsa cari açık sorunu daha da büyümeyecek mi? Türkiye bu çelişkiyi özellikle son iki yıldır yaşıyor.

MİLLİ GAZETE  29.09.2006
AKRA