Batı'yla Doğu arasında halihazırda yaşanan savaş, barışın arka planı ve kitle imha silahlarının yayılmasının engellenmesi, her gün söyleyip durdukları gibi bir terörle mücadele savaşı değil, bir karar verme ve ölüm-kalım savaşı.Zira halklarımıza ve haklarımıza saygı duymuyor. Kendisini hayatın, bizim toplumlarımızıysa ölümün kaynağı olarak görüyor.
Batı'nın ve özellikle ABD'nin sicili kanlı; Filistin halkına yönelik 60 yıldır süren öldürme ve tehcir uygulamalarıyla, Lübnan'daki katliamlarla ve Irak'ta öldürülen 1 milyonu aşkın masumun kan seliyle dolu... Bizzat ABD silahlarıyla yapılmış veya Beyaz Saray'ca desteklenmiş terörle, Afganistan ve Pakistan'da işlenen yüzlerce suç ve katliamlar da cabası...
Fransızlar da komşuları Britanyalılar gibi Müslüman ülkeleri sömürdükleri dönemde tarihi suçlar işledi ve bu iğrenç geçmişe dönmek istiyorlar hâlâ. Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner'in İran'a karşı savaş ihtimalinden söz etmesi, ABD Başkanı George W. Bush'un 'Haçlı savaşı'nı ilan ettiği konuşmasına benzedi. Bu konuşmalar 'çürümüş akıllar' ve başarısız emellerden kaynaklanıyor. Ne İran ne de herhangi bir İslam ülkesi, bugünden sonra Batı'nın kavramlarına inanır veya işgalci ordularına zemin olur.
Irak yabancıyı kovmanın en iyi deneyimi, Filistin işgali reddetmenin en önemli durağı, Lübnan da emperyalizmin yenilgisinin en iyi kanıtı. İran da, bölgede 'terörist aklın' ortadan kaldırılması için yeni bir deneyim olacak.
RADİKAL -21 EYLÜL 2007 CUMA (İran gazetesi Vifak, genel yayın yönetmeni MUSİB NAİMİ)






