İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

Hayvancılık da bitirildi!

Ekonomi
|

IMF uyumlu politikalar Türkiye’de hayvancılığın çökmesine sebep oldu. 1980 yılında 16 milyon civarında olan büyükbaş hayvan sayısı 10 milyona kadar geriledi. Yine ülke nüfusu artarken süt ve et tüketiminde de gerileme yaşandı.

IMF uyumlu politikalar Türkiye’de hayvancılığın çökmesine sebep oldu. 1980 yılında 16 milyon civarında olan büyükbaş hayvan sayısı 10 milyona kadar geriledi. Yine ülke nüfusu artarken süt ve et tüketiminde de gerileme yaşandı.

IMF uyumlu politikalar Türkiye’de hayvancılığın çökmesine sebep oldu. Hayvan sayısında yaşanan düşüş korkutucu boyutlara ulaşırken, 1980 yılında 16 milyon civarında olan büyükbaş hayvan sayısı 10 milyona kadar geriledi. Hayvancılığın içine girdiği büyük yıkım bir taraftan et ve süt üretimini de geriletti.
Bu tablonun arkasındaki en önemli neden ise devletin hayvancılık politikasının, dışa bağımlılığı teşvik edici bir dönüşüm geçirmesi oldu. Yıllarca önemli işlevler üstlendiği damızlık yetiştiriciliği, suni dölleme ve aşılama gibi hayvancılıkta büyük önem taşıyan alanları yabancı tekellere terk eden devlet özellikle 1990’lı yıllarda hayvan ırkını düzeltmek amacıyla yaptığı hayvan ithalleri ile de yıkımı hızlandırdı.
Diğer taraftan özellikle Hayvancılıkta büyük bir plansızlık yaşanıyor. Örneğin süt hayvancılığı Alaca olarak adlandırılan Holstein tipi tek bir ırkın hâkimiyetine terkedilmiş durumda. Damızlık boğa çiftlikleri olmasına rağmen ABD’nin baskısı nedeniyle ithal edilen suni tohumlar ile tamamen kültür ırkı oluşturmaya dönük bir dölleme yöntemi benimsendi. Yine bu iktidar zamanında havyan ithalinde serbest ülke olarak Avustralya’nın seçilmesi dikkat çekiyor. Yetkililer, Türkiye’de Avustralya’dan daha verimli hayvanların bulunduğuna işaret ediyor.

Açık iştah kabartıyor
Türkiye’deki süt ve et üretimindeki açıkla bağlantılı bir başka husus da, AB’ye uyumun, iştahları iyice kabartıyor olması. AB mevzuatına göre, üyeliğin kesinleştiği tarih itibariyle üye ülkenin Birlik standartlarına uygun üretim kotası saptanıyor ve bu standartlar dışında kalan birimler ya da işletmeler üretim yapamıyor. Eğer kota, tüketimin altındaysa üye ülke diğer birlik ülkelerinden ithalat yapmak zorunda kalıyor. Türkiye’de mevcut işletmelerin ya da üretim birimlerinin yüzde 80’inin bu standartlara uygun olmadığı, 5–6 yıl sonra üretim açığının iyice artacağı ve standartlara uygun işletmelerin çok daha fazla kazanç sağlayacağı düşünülüyor.
MİLLİ GAZETE -13 EKİM 2006 CUMA
AKRA