İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

ATO: Tepkilerimiz sadece lafta kalmamalı

Ekonomi
|

Ankara Ticaret Odası (ATO) Meclisi, Fransa’nın çirkin tavrı karşısında gerekli adımların atılması için hazırlanan bir deklarasyon yayımladı.

Ankara Ticaret Odası (ATO) Meclisi, Fransa’nın çirkin tavrı karşısında gerekli adımların atılması için hazırlanan bir deklarasyon yayımladı.
 
Deklarasyonda, Fransız firmalarının kamu ihalelerine alınmaması, başta TSK’nın olmak üzere nükleer santral ve Marmaray ihalelerine girmelerinin engellenmesi ve Fransa’nın Türk vatandaşlarına uyguladığı vize zorluklarına aynı şekilde karşılık verilmesi istendi.
Ankara Ticaret Odası (ATO) Meclisi, Fransa Parlamentosunda görüşmeleri süren “sözde Ermeni soykırımını inkarı suç sayan” yasa teklifi nedeniyle bir deklarasyon yayımladı. Deklarasyonda, Türkiye’nin bu konuda şimdiye kadar uyguladığı eksik ve etkisiz politikaları terk ederek, sadece sözde kalan beyanlardan uzak durarak doğru, gerçekçi ve etkili adımlar atılması istendi.
ATO Oda Meclisi, Fransız parlamentosunda görüşmeleri başlayan yasa teklifi nedeniyle, 61 meslek komitesinin katılımıyla olağanüstü toplandı. Toplantının açılışında konuşan ATO Başkanı Sinan Aygün, teklifle ilgili Fransa’da iki günden bu yana yaptıkları temas ve görüşmelerle ilgili bilgi verdi. Aygün, Fransa’nın alacağı kararın saçma ve Avrupa hukukunun da içini boşaltacak düzeyde bir karar olduğunu bildirdi. Türkiye’de Ermenilere yönelik soykırım yapılmadığını belirten Aygün, yaşananların tehcir olduğunu yine bu tehcirin Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 1915’lerde yaşandığını, yeni bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’nin bundan sorumlu tutulamayacağını kaydetti.
Dünyadaki 17 ülkenin Ermenilere karşı soykırım yapıldığına ilişkin karar alındığını da hatırlatan Aygün, bu ülkelerin dostluklarına güvenilemeyeceğini belirterek, söz konusu ülkeleri kınayarak dostluklarına güvenilmeyeceğini bildirdi.

ATO meclisinden deklarasyon
Aygün konuşmasının sonunda, Fransa parlamentosunda görüşmeleri yapılan sözde Ermeni soykırımının inkarını suç sayan yasa teklifine ilişkin hazırlanan deklarasyonu açıkladı. Deklarasyonda, sözde Ermeni soykırımını reddetmeyi cezalandırmaya kalkışmanın, Fransa’nın Türkiye ile ilişkilerini önemsemediğini ve iki ülke arasında onarılması imkansız bir uçurumun açılmasını göze aldığını ortaya koyduğu ifade edildi. Türkiye’nin bu durumda sadece Fransa ile ilişkilerinde değil, bütün uluslararası alanlarda geleceğini etkileyecek, kritik bir süreçle karşı karşıya bulunduğu belirtilen deklarasyonda, “şimdiye kadar uyguladığımız eksik ve etkisiz politikaları terk etmemiz ve kendimizi kandırmaktan başka bir sonuç vermeyen sadece sözde kalan beyanlardan uzak durmamız, doğru, gerçekçi ve etkili adımlar atmamız gerekmektedir” denildi.
Fransa’nın demokrasi, hukuk, düşünce ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere temel insan hakları kavramları ile bağdaşmayan bu tavrına, sadece devlet ya da sivil toplum kuruluşları değil, milletçe tavır alınmasının büyük önem arz ettiği belirtilen deklarasyonda, alınacak olan kararların eksiksiz olarak uygulanması, topluma mal edilmesi ve Fransızların Türk kamuoyununu tatmin ederek geri adım atması sağlanacak şekilde sürdürülmesi gerektiği vurgulandı.
Türkiye ile Fransa arasında, 10 milyar dolarlık ticaret hacmi bulunduğu, Türkiye’ye 5,9 milyar dolarlık ihracat yapan Fransa’nın, ithalat rakamının ise 3,8 milyar dolarda kaldığına işaret edilen deklarasyonda, Türkiye’nin AB bölgesi dışında, Fransa’nın beşinci en iyi müşterisi konumunda olduğuna dikkat çekildi.
Türk pazarının, Fransız yatırımcılar için çok önemli olduğu, bu yüzden iki ülke arasında mevcut ticari ve ekonomik ilişkilerin bozulmasından en büyük zararı Fransızların göreceği kaydedilen deklarasyonda, Fransa’ya karşı alınacak tavırların, ekonomik alanlarda yoğunlaştırılması gerektiği belirtildi.

Davalar açılmalı
Deklarasyonda ayrıca, Fransa’nın çıkardığı bu yasanın doğrudan düşünce ve fikir özgürlüğünü yok sayma anlamı taşıdığına işaret edildi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde, Fransa devletine hem bu yasadan zarar görecek vatandaşlar, hem de doğrudan yasanın kendisine karşı Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından davalar açılması istendi. Deklarasyonda, kararların toplumsal bir seferberlik halinde uygulamaya konulması gerektiği de belirtildi.
MİLLİ GAZETE -13 EKİM 2006 CUMA

AKRA