“Bu rakamlar bize şu gerçeği kabul etmemiz gerektiğini söylüyor, sivillere daha fazla zarar vermeyi değil, onları korumayı temel alması gereken bir dış politikayla Irak’ta büyük bir insani felakete neden olduk. Bizim Irak’taki varlığımız Iraklılar’a fayda değil, zarar getiriyor. Durup niçin bunu yaptığımızı düşünmemiz ve yanlış yaptığımızı kabullenmemiz gerekiyor. Dahası Cenevre Sözleşmesi uyarınca sivil halkı koruma yükümlülüğümüz var. Bunu yerine getirmediğimiz gibi, sözleşmenin hükümlerini ısrarla ihlal ediyoruz. Artık 19. yüzyıldan kalma ulus-devlet olgusuna dayanan dış politikamızın raf ömrünü tamamladığını kabul etmeliyiz.”
Dış politikaya ve askeri stratejiye yön verecek yeni ilkeler belirlemelerinin gerektiğine değinen Horton, “Bu ilkeler, ulusal güvenliği değil, insan güvenliğini, tek taraflı ekonomik çıkarları ve yeni toprak emellerini değil, insan sağlığı ve gönencini temel almalı. Tek umudumuz, Irak’taki bu korkunç talihsizliğin, bu aşağılama siyasetine son verecek yeni bir siyasi ve sosyal hareketin ortaya çıkmasına vesile olmasıdır. Hepimiz insan ailesinin üyesiyiz. Ve öyle davranmalıyız” yorumunu yaptı.
Irak’ta sokaklara atılan cesetlerin artık sıradan bir görüntü haline geldiğini vurgulayan Guardian’ın Bağdat muhabiri Peter Beumont ise, “Ölümlere ilişkin hiçbir istatistik, hiçbir rapor, bu kadar kolay işlenen cinayetleri tasvir edemez. Polislerin de cinayetlere karıştığı ülkede kanun ve nizam yok. Bağdat’ta her gün o kadar çok insan öldürülüyor ki Iraklı yetkililer cesetlerle baş edemiyor” diye kaydetti.






