Ankara’da Sivil Toplum Meclisi toplantısına katılan Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, “Türk milletinin bir soykırım yaptığına dair en küçük bir ne emare vardır ne de belge vardır. Alnımız açıktır. Herkese rest çekebilecek konumdayız. Bundan kimsenin şüphesi olmamalıdır. Bu kadar rahatız” dedi. Halaçoğlu, Türkiye ile ilgili haritalar yayınlandığına da dikkat çekerek, “ABD Dışişleri Bakanı Ortadoğu’da haritaların değişmesi gerektiğini söylüyor. Artık bizim kafamızı kumdan çıkarmamız veya ayağımızı sağlam olarak yere basmamız gerektiğini hepimizin bilmesi lazım” şeklinde konuştu.
Saadet Partisi İzmir İl Teşkilatı, Fransa fahri konsolosluğu önüne siyah çelenk bırakarak Fransa’yı protesto etti. Burada bir açıklama yapan İl Başkanı Şerafettin Kılıç, “Ne hakla bizi itham ediyorlar! Cezayir’de 1.5 milyon Müslümanı kadın, çocuk, yaşlı demeden kim katletti?” diye sordu.
Bu kararın Türk-Fransız ilişkilerinde onarılmaz yaralar açacağını belirten Çukurova Üniversitesi Senatosu’nun yanısıra Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran ise “Fransa bilse, malları 70 milyonluk Türkiye’ye sokulmayacak, böyle bir kararı gündemine bile almazdı” şeklinde konuştu.
Ermenistan’ın işgal ettiği Karabağ’dan kaçan 1 milyona yakın Azeri Türk, 14 yıldır Azerbaycan’da topraklarına dönecekleri günü bekliyor. Fransa’nın tarih yapıcılığına soyunduğu bir dönemde halen yaşanan Ermeni zulmü Batı’nın umurunda değil. Karabağ’ı işgal eden Ermeniler’in zulmünden kaçan Karabağlılar, 1992 yılında beri Azerbaycan’ın Berde, İmişli ve Sabirabat kentlerinde kurulan çadırkentlerde, öğrenci yurtlarında ya da kullanılmayan vagon gibi barakalarda yaşam mücadelesi veriyorlar. Evleri, bahçeleri yağmalanan Karabağlılar, yerlerinden yurtlarından koparak geldikleri Azerbaycan’da topraklarının kurtarılmasını umutla bekliyorlar.
Fuzili, Cebrail, Agdam, Zengelan ve Kubalı’dan İmişli’ye gelerek bir çadırkente yerleşen 17 bin 200 kişinin durumu da yürek burkuyor. Sonbahar yağmurlarıyla birlikte su birikintileri ve çamurlar arasında çadırlarda kalan Karabağlılar, yaklaşan kışın telaşını yaşıyorlar.
Bir taraftan çadırkentin getirdiği zorluklara direnen kişiler, diğer taraftan topraklarının Ermeniler’den nasıl kurtulacağı konusunda kendi aralarında gün boyu tartışıyorlar.
“Fuzili’de akan sularım vardı, bahçem vardı, meyvelerim vardı, şimdi yok. Onları çok özledim” diyerek vatan hasretini dile getiren Havva Memedoba da, evsiz ve topraklarından ayrı kalmanın üzüntüsünü yaşadığını söyledi.
Ermeniler’in topraklarından çekilmesi durumunda vatanına yalınayak, yürüyerek gideceğini söyleyen Memedova, şöyle konuştu:
“Ermeniler’in sulh yoluyla topraklarımızı terk etmesi mümkün değil. Karabağ’ın Ermeniler’den kurtarılmasına Türkiye yardım etsin. Savaşarak toprakları geri alıp doğma yurdumuza dönmek istiyoruz.”
Avrupalılar’ın, Ermeniler’in Karabağ halkına yaptığı zulmü görmezden geldiğini öne süren çadırkent sakinlerinden Metlep Mısir ise “Avrupa gelsin, gerçeği görsün. Ermeniler, Türk milletinin düşmanı olduğunu açıkça gösteriyor. Türkiye kesinlikle Ermenistan sınır kapısını açmamalı. Avrupa zalim Ermeniler’i koruyor. Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” şeklinde konuştu.
Azerbaycan, Ermeni zulmü nedeniyle ülkenin değişik kentlerine yerleşen Karabağlıları, tarımsal koşulların uygun olduğu ve diğer iş imkanları geniş olan yeni yapılacak kasabalara yerleştirilmeyi planlanıyor. Kaçkın ve mecburi göçmenlerin hali hazırda yaşadıkları yerlerde fiziksel ve sosyal altyapı sorunları çözülerek iş yeri imkanlarının açılması ve bu sayede durumlarında iyileştirmeler yapılmasına çalışılıyor.






