Çağdaş neslin milli mimarını, doğumunun 133. yılında
“Asım’ın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek,
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.”
Mehmet
O, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde ders vermiş bir darülfünun hocası, İslamî ilimlere son derece vukûfiyeti olan bir İslam âlimi, Sırat-ı Müstakim dergisini çıkararak yazılarıyla halkı aydınlatan bir mütefekkir, Millî Mücadele yıllarındaki vaazlarıyla, birlik ve beraberlik ruhunu halkın gönlünde yerleştirmiş bir kahraman ve şiirleriyle de bu milletin gönlüne taht kurmuş bir ediptir.
“Serilmiş, secdemin inler durur yerlerde miracı
Semalardan gelir ummanların tehlili emvacı
Karanlıklar, ışıklar, gölgeler sussun ki Allah’ım
Bütün dünyayı inletsin, benim secdem, benim ahım.”
AKRA FM
09.30 – 09.45: Tarihten İzler M.
Nesrin Özlek’in hazırlayıp
10.00 –11.30 İrfan Saati M.
Ayşe ve Esra Engin’in hazırlayıp Büşra Ünsal’ın sunduğu programda, Mehmed
12.00 –
Hasip Sönmez’in hazırlayıp
13.15 - 14.00: Şen Haneler M.
Selma Gözükara’nın hazırlayıp sunduğu programa şair
19.00 –20.00: M.
Ömer
21.00 – 22.00 Konferanslar M.
Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan (Rh.A.) Hocaefendi’nin 02.02 1992 tarihinde Bursa’nın Gemlik İlçesi’nde verdikleri “Tasavvuf ve Edebiyat” konulu konferans, M.
22.00 –
Belgeseli gündüz dinleyemeyenler için tekrarı yayınlanacak.
24.00 –01.30 İrfan Saati M.
Yurtdışındaki dinleyicilerimiz ve gece çalışanlar için programın tekrarı yayınlanacak.
04.00 –06.00: M.
Yurtdışındaki dinleyicilerimiz ve gece çalışanlar için programın tekrarı yayınlanacak.
MEHMED
Mehmet
Âkif okulda ögrendikleriyle yetinmeyerek, disarda kendi kendini yetistirerek tahsilini tamamlamaya, bilgisini genisletmeye çalisti. Memuriyet hayatina basladiktan sonra ögretmenlik yaparak ve siir yazarak edebiyat sâhasindaki çalismalarina devam etti. Fakat onun nesriyat âlemine girisi daha fazla 1908'de Ikinci Mesrutiyetin îlâniyla baslar.
Bu târihten itibaren siirlerini Sirât-i Müstakîm'de nesretmeye basladi. Âkif, yazi ve siirlerini hiçbir zaman geçim kaynagi olarak görmedi. Buna ragmen onu memlekete tanitan, halka sevdiren asil vasfi sâirligidir.
Birinci Dünya Savaşı sirasinda
Cihan Harbi 1918'de imzâlanan Mondros Mütârekesi ile sonuçlandıktan sonra, galip devletler Türk vatanini parçalamak ve paylasmak için dört taraftan saldirmaya baslamislardi. Harpten son derece bitkin bir halde çikan Türk milleti, vatanini müdâfaa için silâha sarildi. Âkif, vatan müdâfaasinin önemini anlatmak için hutbelerle halki, istiklâlini muhâfaza etmek için savasmaya çağirdi. Anadolu'da millî mücâdele rûhunun yayilmasi üzerine, Anadolu'ya iltihâka karar verdi.
Istanbul'dan deniz yoluyla Inebolu'ya çikti. Oradan Ankara'ya hareket etti.
1920 târihinde Burdur Mebusu olarak Birinci Büyük Millet Meclisine seçildi. 17 Subat 1921 günü Istiklâl Marsi'ni yazdi. Meclis 12 Martta bu marsi kabul etti. Zaferden sonra Istanbul'a geldi. Abbâs Halîm Pasanin dâveti üzerine, 1923'te Misir'a gitti. O kisi Misir'da geçirip, baharda döndü. Artik her yil kisi Misir'da, yazi Istanbul'da geçiriyordu. Halîm Pasa geçimini karsilamayi taahhüt etti. Ertesi yaz Istanbul'a dönünce Diyanet Isleri Riyâseti tarafindan Kur'ân-i kerîmi tercüme etme görevi verildi. Âkif yillarca çalisti. Sonunda bu konudaki ilmî yetersizliğini anlayarak vazgeçti.
1926 yilindan îtibâren Misir Üniversitesinde Türkçe dersleri verdi. Derslerden döndükce Kur'ân-i kerîm tercümesiyle de mesgul oluyordu, fakat bu sirada siroza tutuldu. Önceleri hastaliginin önemini anlayamadi ve hava değisimiyle geçecegini zannetti. Lübnan'a gitti. Agustos 1936'da Antakya'ya geldi. Misir'a hasta olarak döndü.
Hastalik onu harâb etmis, bir deri bir kemik birakmisti. Istanbul'a geldi. Hastanede yatti, tedâvi gördü. Fakat hastaligin önüne geçilemedi. 27 Aralik 1936 târihinde vefat etti. Naaşı Edirnekapi Mezarligina defnedildi.
Mehmed Âkif'in Sirât-i Müstakîm ve onun devâmi olan Sebîl-ür-Resâd mecmuasinda çikan yüz kadar muhtelif makalesi, elli kadar tercümesi ve siirleri vardir. Fakat Âkif günümüzün hatta Türk târihinin en önde gelen destan sâirlerinden biridir. Siirleri edebiyat târihimizde büyük önem taşır.
Siirlerinde bâzan düsünce, bâzan duygu ön plandadir. Aruzu en güzel sekilde kullanan sâirlerdendir. Siirlerinde bir taraftan hürriyet, dogruluk, samimiyet, vatanseverlik, adâlet, istiklâl gibi ahlâkî kiymetleri telkin ederken, diger taraftan cemiyetlerin çökme sebebi olan riyakârlik, münâfiklik, korkaklik, dalkavukluk, tembellik, zulüm gibi fenaliklara siddetle hücûm eder.
Mehmed Âkif yasadigi devri bütün genislik ve derinligi ile siirlerinde yansitmaya çalismis bir Türk sâiridir. Yirminci yüzyilin ilk çeyreginde Türk milletinin içinde bulundugu acilari, sevinçleri, ümidleri ve hayal kirikliklarini manzum bir târih, bir roman, bir hikâye, bir destan havasi içinde anlatmaya çalismistir.






