Dünya Bankası verilerine göre, dünyanın en kirli 20 şehrinden 16'sı Çin'de bulunuyor. Artan enerji tüketimi enerji rezervlerinin ölçüsüz ve tedbirsiz kullanımına neden oluyor. Bunlar da doğaya kirli akan nehirler ve asit yağmurları olarak geri dönüyor.
Her gün basında salgın hastalık artışları ile ilgili rakamlar yayımlanıyor. Tüm bunlar Çin'in son 20 yıldaki kontrolsüz büyümesinin ve çevreyi göz ardı eden ekonomik politikalarının eseri. Çin kaynaklı araştırmalara göre çevre kirliğinin şu ana kadar ekolojik dengeye verdiği zarar yüzde 9, Dünya Bankası uzmanlarına göre ise bu oran yüzde 10-12 seviyelerinde seyrediyor.
UZMANLAR ENDİŞELİ
Hiç kimsenin ağaca ağaç gibi bakmadığını dile getiren Çinli ekoloji uzmanı Wan Yun Chang, "Ağaçlara bile doğanın bir parçası olarak bakılmıyor, sanayinin kullanabileceği bir hammadde olarak bakılıyor. Bu ülkede her şeye meta gözü ile bakılır olmuş. Bu ancak kötü bir kâbus olmalı" şeklinde çevre ile ilgili endişelerini dile getirdi. Ozon tabakası problemleri üzerinde yaptığı çalışmalarla Nobel ödülüne layık görülen Mario Mollini ise Çin hükümetini yaklaşan ekolojik felaket konusunda uyararak bir an önce yetkililerin gerekli önlemleri alması gerekliliğine dikkat çekti. Farklı perspektifler üzerine düşünülmesi gerektiğini ifade eden Mollini, var olan sorunların ancak uzun vadeli çevre politikaları ile çözülebileceğini dile getirdi. Mollini, "Var olan sorunlar giderilmezse gelecekte Çin ekonomisi doğal kaynakların yok edilmesi sebebi ile ekonomik bir krize girebilir" dedi.
BM Çevre Koruma Programı Başkanı Klaus Topffer, Çin merkezli çevresel problemlerin dünya için tehlike oluşturduğunu, karbondioksit salınımlarının engellenemeyeceğini ve çözümün enerji kaynaklarının efektif kullanılması olduğunu öne sürdü. Çevre konusundaki felaket senaryolarını sadece uzmanlar yürütmüyor; Çin hükümetine ait kamu kuruluşları da uzmanlarla aynı fikirde. Problemin kriz noktasına geldiğini ve yakında doğal rezervlerin insanların ihtiyaçlarını karşılayamayacağını kaydeden Çevre Koruma Ajansı yetkilileri, Pekin başta olmak üzere toprak, su ve hava kirliliğinin tehlikeli boyutlara ulaştığını açıkladı.
Yüzde 10'lara varan ekonomik büyüme rakamları sanayi kesiminin gözlerini kamaştırmışa benziyor. Çünkü son dönemlerde ekolojik dengede çok ciddi hasarlar meydana gelmsine rağmen konuyla ilgilenen kimse çıkmadı. Bugüne kadarki Çin hükümetlerinin hiçbiri çevre politikalarına yer vermedi. Son zamanlarda çevreye yönelik tedbirler alma konusunda uzmanların, Çin hükümetini 'Doğa Ekonomi Yönetimi' adlı bir çalışma başlatmaya ikna ettiğine dair gelişmeler basında yer almaya başladı.
Çevrecilerin son zamanlardaki en büyük umut kaynağı Çin'de yapılacak 2008 Olimpiyat Oyunları.
SAĞLIK SORUNLARI ARTIYOR
Küçük kasabalarda kirli enerjiye karşı tepkiler birkaç yıl önce başladı. Pekin yakınlarında bulunan Tanshan kasabasındaki kok kömürü fabrikası yüzünden şehrin yüzeyi dumanla kaplanmış durumda. Bölgede yaşayan insanlar kalp ve solunum hastalıkları şikâyetleri ile hastanelere akın ediyor. 7 sene önce başlayan tepkiler şu anda fabrikalara filtre takılması ile durulmuş görünüyor, ancak halk sızıntıların devam ettiği konusunda hemfikir. Şanghay'da enerji tasarrufu sebebi ile yaşanan elektrik kesintileri yüzünden halk gece sokağa el fenerleri ile çıkıyor.
BUNDAN SONRA NE OLACAK?
Tüm bu olumsuzluklar sadece Çin'i değil bütün dünyayı ilgilendiriyor. Son dönemde Çin'in enerji ithalatı çok hızlı artıyor ancak hâlâ bu oran ihtiyaçlarını giderecek seviyelere ulaşmadı. Elektrik tasarrufu için büyük şehirlerde elektrik kesintileri yapılıyor. Önümüzdeki 25 yılda dünya enerjisinin yüzde 20'sini Çin tüketecek, gaz salınımlarının da yüzde 25 Çin kaynaklı olacağı tahmin ediliyor. Kyoto protokolüne girmeyen Çin, bugün kullandığı enerjinin yüzde 63'ünü hava kirliliğinin en önemli unsuru olan kömürden, yüzde 7'sini hidroelektrik santrallarından, yüzde 25'ini de petrolden karşılıyor.
Ayrıca dünya enerjisinin yüzde 8'ini kullanan Çin, 2025'te yüzde 14 seviyelerine ulaşacak. Bu rakamlar Çin'in dünyaya yön veren bir ekonomik güç olarak karşımıza çıktığını gösteriyor. Çin dünyanın en büyük 2. ekonomisi olmasına rağmen bu rakamlardan da anlaşılacağı gibi enerji krizine en açık olan ülke konumunda yer alıyor.
CUMHURİYET -8 OCAK 2007 PAZARTESİ






