Üstelik Irak, benzer rezerve sahip İran’a komşu ve dünya petrol rezervinin %70 ine sahip bölgenin en önemli ve stratejik ülkesidir.Bu bölgenin petrolü ise ağırlıklı olarak Amerikan ve İngiliz şirketleri tarafından önce Hürmüz Boğazı’ndan sonra Aden Körfezi ve Süveyş Kanalı’ndan geçerek bu ülkelere taşınmaktadır. Hürmüz Körfezi’nin bir tarafında Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman öbür tarafında ise İran var. Batı’nın İran ile sürtüşmesinde zaman zaman çekingen davranmasının bir diğer nedeni (Diğer neden Şiiliği kullanma) de işte İran’ın bu stratejik konumudur. Yani nükleer programından dolayı İran’ı tehdit eden ABD ve müttefikleri Hürmüz’ün yani petrolün geçiş güvenliğini düşünürek tereddütlü davranıyor.
Oysa aynı ülkeler hiç çekinmeden Etiyopya’nın komşusu Somali’yi işgal etmesine ses çıkartmadı. Çünkü Somali, Aden Körfezi’ni ve dolayısıyla buradan geçerek Süveyş Kanalı’na doğru ilerleyecek petrol tankerlerini tehdit edebilecekti. Üstelik Somali’de İslamcı bir hükümet Eylül’de işbaşına gelmiş ve bu hükümet Somali’deki çok zengin doğalgaz ve petrol yataklarının işletilmesi için Çin ile anlaşmalar imzalamaya başlamıştı…
Sudan’da da Somali gibi çok zengin pertol yatakları bulunmuş ve bu yatakların işletilmesi için Çin ile anlaşmalar imzalanmıştı. Çin ise kendi petrol gereksinimin %60 nı Sudan’dan karşılıyordu. Sudan da Somali gibi Kızıldeniz’e uzun kıyısı olan bir ülke ve yine Somali gibi dünyanın en zengin petrol ülkesi olan Suudi Arabistan’ın karşı kıyısında bulunuyor.
Görüldüğü gibi ABD, İngiltere ve yandaşlarının öncelikle hedefi petrol. Çünkü bu coğrafyada yaklaşık olarak 800 milyar varil petrol ve 2.2 trilyon metreküp doğalgaz var.
Batı’nın bu iki enerji kaynağına olan gereksinimi bir yana bıraksak bile petrol şirketlerinin bu alandan sağladığı ve sağlayacağı trilyonlarca dolarlık kârdan vazgeçeceğini hiç kimse beklememeli. Bu şirketler böyle bir kâr için bırakın 650 bin Iraklı’yı, gerekirse on binlerce Amerikalı ve İngiliz askerinin ölümünü bile görmezlikten gelir.
PKK, Kerkük, Şii-Sünni çatışması, Kürt-Arap ya da Kürt -Türkmen düşmanlığı onlar için amaca giden yolda kullanılması gereken birer malzemeden başka bir şey değildir. Bu nedenle hiç kimse yukarıda saydığım konularda yakın gelecekte çözüm beklemesin.
AKŞAM -10 OCAK 2007 (HÜSNÜ MAHALLİ)






