Sigmund Freud 19'uncu yüzyılda Viyana yerine 2000'li yıllarda Marmara'da yaşasaydı, 'anne rahminden çıkış travması'yla başlayan teorisini belki de buruşturup çöpe atacaktı. Çünkü çevresine baktığında her 10 çocuktan dördünün, dünyaya bir bıçak darbesiyle paldır küldür geldiğini görecekti.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) dünya çapında sezaryenle doğum oranının yüzde 10-15'i geçmemesini öneriyor. Sağlık Bakanlığı ve Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etüdleri Enstitüsü'nün 2003 tarihli araştırmasına göre Türkiye'de bu oran yüzde 21'lerde. Kırılma noktası 1998 yılında yaşanmış. Ülke çapında yüzde 14'lerde olan sezaryen oranı yüzde 21'lere fırlamış. Sezaryen tercihinde Marmara Bölgesi yüzde 39.7'yle lider. ABD'de sezaryenle doğum yapanların oranı yüzde 23, Hollanda, Belçika, İngiltere ve Fransa'da yüzde 20'nin altında.
Kadın nasıl karar verir?
Sezaryen sayısı hızla artarken soru şu: Doğum gibi milyonlarca yıllık 'doğal' bir süreç, neden (çoğu zaman pahalı) bir ameliyat haline getiriliyor? Ama bu tartışmaların yönü nereye giderse gitsin, kadınlar nasıl doğum yapacakları konusunda karar verirken genellikle iki şeye bakıyor:
1) Ekonomik durumum ne?
2) Arkadaşım ne yapmıştı?
İstatistikler Türkiye'de sezaryeni seçen kadınların yüzde 48.5'inin lise ve üzeri okul mezunu olduğunu gösteriyor.
RADİKAL 13.01.2006






