“Büyük tehlike altındayız. Sadece biz değil, oradaki Arap ve Kürt kardeşlerimiz de tehlike altında. Her evde silah var. Herkes silahlandı. Türkler, Araplar ve Kürtler. ABD’nin istediği de, Müslümanların birbirine girmesi ve yüzyıllar boyu etkisini sürdürecek olan nefretin meydana gelmesi. Biz, bunu önlemek için elimizden geleni yaptık ve yapıyoruz. Ancak, gerek Baas rejiminin aslında manevi değerleri dışlayan yaklaşımı, gerekse Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin rejim ihraç çabaları, ‘İslâm kardeşliği’ etrafında birleşme zeminine zarar verdi.”
İHH Başkanı Bülent Yıldırım’ı ziyareti sırasında VAKİT’e konuşan Bayraktar, “Türkiye’nin özellikle bölgede büyük bir ağırlığı var. Ama bu ağırlığı kullanmadı. Daha doğrusu kullandı da, farklı yönlerde kullandı” dedi. Bayraktar, “Türkiye’deki laikçilik anlayışının aynen oraya da taşınmak istendiğine dair bilgiler ulaşıyor, bunlar doğru mu?” şeklindeki sorumuza da şu karşılığı verdi: “Doğru. Tamamen doğru. Biz, İslâm kardeşliği istiyoruz. Biz, Türkler, Kürtler ve Araplar arasında, aynı dine mensup olmanın avantajını kullanarak, problemlerin azalmasını istiyoruz. Ancak, Baas rejimi bu birleşmeyi istemiyordu. Baasçılar ve Türkiye’deki bir dönemin devlet politikaları maalesef aynı yerde buluştu” dedi.
Bayraktar sözlerine şöyle devam etti:
“Türkiye, uzun süreler oradaki İslâmi hassasiyetlere karşı, buradaki rejimi ihraç etme çabası gösterdi. Uzun yıllar ilgisiz kaldıktan sonra yaptığı da bu oldu. Türkiye gerek Türkmenlerin kendi içinde, gerekse diğer kardeşleri ile ortak zeminlerini kuvvetlendirici katkılarda bulunmalıydı. Bu yapılmadı. Ayrılıklar öne çıkarıldı.”






