Bundan, kameri yılla tam 1428 yıl evvel, insanlık tarihine damgasını silinmez bir biçimde vuracak bir olay gerçekleşti: Hicret.
Hicret, mekkenin fethine kadar iman'dan sonra ve onunla beraber en ağırlıklı farz'dır. Bu dönemde hicret, daima iman île birlikte ve onun kalite ölçüsü olarak değerlendirilmiştir: "İnanıp da hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler, barındıranlar, yardım edenler, işte gerçek mü'min olanlar bunlardır." (Enfal suresi , 74) Hicret, müslümanlardan sayılmak ve onların sahip bulunduğu haklardan yararlanmak için de şarttı.
sadece iman île hicret'in terki için irtidat terimi kullanılmıştır.
Bu yüzden Mekke'nin Fethi'nden sonra hiç bir muhacir, Mekke'ye eski ev ve barkına yerleşip kalmamış Medine'ye dönmüştür ve buna dua etmişlerdir.
Müslüman olmak, hacca gitmek ve hicret etmek kendilerinden önceki günahları ortadan kaldırır. (A. Hanbel, IV, 199, 204)
Mazeretleri olmadığı halde hicret etmeyenlere rabbimizin hitabı;
- Allah'ın yeri geniş değil miydi? hicret etseydiniz ya? Nisa Suresi, 98-99)
O gün hiç bir şey, hicret kadar, önemli ve hayatî değildi.
Hicret, başlı başına bir büyük cihad hareketidir.
Hicret, "dînî yaşayışı arama, İslâm toplumunu takviye ve dini ikame" etmektir.
" Mekke Fethi île hicret'in farziyet hükmü ortadan kaldırılmıştır. Ama Küfür ve şirk diyarından İslam diyarına hicret, "kafirlerle savaş devam ettiği müddetçe sürecektir"(2).
Bu hicret sadece mekanda yer değiştirme demek değildir.
"Gerçek muhacir, Allah'ın yasak kıldığı şeyleri terkedendir"(3) hicretin birinci özelliği olarak zikredilen " günahları terketme" Kişilerin özel şartlarına bağlı olarak her yer ve her zamanda geçerli ve bu yüzden de süreklidir.
Terk edilmesi gerekenlerden vazgeçmedikçe emirlerin yerine getirilmesi, yeterli olmayacaktır. Bu sebeple hicrette en önemli adım "terk"i gerçekleştirmektir.
Peygamber Efendimiz; "hicret, gizlisi ve açığıyla bütün fuhşiyatı terk etmen, namazı kılman, zekatı vermen demektir. Bunları yaparsan doğduğun yerde de ölsen, sen muhacirsin."(6)
Zahiri hicret, bir müslümanın dinini korumak ve yaşamak için küfür diyarından İslam ülkesine göç etmesidir. Batınî hicret ise, müslümanın nefis ve şeytanın telkinlerini terk edip, Allah'ın emirlerini yaşamaya çalışmasıdır.
mekanda hicretin amacı günahlardan hicret mükellefiyetinden kurtulmak değil, aksine ona kavuşmaktır.
Hicret iyi, olgun müslüman olabilmek içindir. Böyle bir anlamı yoksa, dünyanın bir ucundan öbür ucuna göç edilse de "muhacir" olunmaz.
Peygamber sas, "Kimin hicret etmekteki niyeti Allah ve Resulünün emirlerine uymak ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde etmek istediği bir dünyalığa veya evlenmek istediği bir kadına yönelikse onun hicreti de niyet ettiğinedir" buyurmuştur(7)
O halde bugün yapılacak iş, göç edecek yer ve yurt aramak değil, bulunulan yerde hicret eylemi içinde olmak, yani sürekli daha iyinin ve daha güzelin, kemalin peşinde koşmak, İslam'ı daha bir samimiyet ve dikkatle yaşamaya çalışmaktır.
Dinin hazır yaşanmış halde pazarlandığı herhangi bir ülke yoktur ki oradan satın alasın. O, herkesin kendi imkan ve iradesi ölçüsünde yine kendisinin gerçekleştireceği bir görev ve mutluluktur.
Hicret şimdi her yerde ve herkes için devam ediyor. zaten hepimiz sonsuz bir dünyaya doğru hicret halinde değil miyiz? Oraya güzellikler taşıma iradesi ve gayreti, ya da daha kaliteli müslüman olma çabası bu yolculuğa ne kadar da yakışır.
"Günahlardan uzak kalma" yarışına niyet edenler için hicret başlamış ve sürüyor demektir.
Hz. Nuh'un hicreti suda oldu. Tufan, tuğyan edenler için bir felaket, iman edenler için bir hicretti. Hz. İbrahim'in hicreti karada oldu. O Yâr için diyarı terk etmenin, Yâr'e yürümek olduğunu dile getirdi.
yürümekle belki bu hedefe varılmaz ama, varanlar yürüyenlerdir.
hicret bir başlangıçtı. O sadece Yesrib'i Medine yapmadı. Medine'nın şahsında bir hicret medeniyetinin temellerini inşa etti.
Hicret sünneti sayesinde, Müslümanlar sıkıştırıldıkları yerden "huruç" ettiler. Medine kılacak yeni Yesrib'ler arayıp buldular. Oralardan yola çıkıp, kayıp Mekke'lerini yeniden kazandılar.
Hicret medeniyetinin kökleri duruyor. Hiç kuşkunuz olmasın, bugün de öyle olacaktır.
Umudun olduğu yerde hicret, hicretin olduğu yerde umut var demektir.
Hicret, medeniyettir.
Büyük medeniyetimiz, yeni Medine'ler kurma potansiyeline hâlâ sahip. Sözün özü: Hayat hicrettir, mümin müebbet muhacir.
Bugün de yaşanan budur. * hicret, Allah'ın yasakladıklarını terketmektir. zira peygamber Efendimiz mühacir'i tarif ederken şöyle buyurmuştur:
" Asıl muhacir, Allahın nehyettiklerini terkedendir." (Buharî, İman 4).
Bugün hicret, Allah'ın nehyettiklerini terk manasıyla, en güzele, yükselme gayreti olarak "bu diyardan gitmeden" herkesin bulunduğu yerde gerçekleştirilecek mübarek, soylu ve zorlu bir eylemdir.
Unutmayalım ki, amel dünyamızdaki her düzelme hicret yolunda atılmış bir adımdır.
en büyük muhacir Hz. Peygamber sas;
"İster Allah yolunda hicret etsin, ister doğdukları yerde vefat etsinler, İslâm esaslarını yaşayanları Allah bağışlayacaktır" (Tirmizi, Cennet 4).
Hicret, imkanların tükendiği yerden imkanların üretileceği yere taşınmaktır.
Hicret, elde etmek için feda etmek, sahip olmak için kurban etmek, bulmak için yitirmek, almak için vermek, kalkmak için yola düşmek, girmek için çıkmak, kalmak için gitmek, kavuşmak için terk etmektir.
Hicret Ğayûr olan allah’ı gayrete getirecek bir çaba ve gayret sergilemektir. sonra, artık telaş etmemektir. "Lâ havle ve la kuvvete illa billah"ın sırrına ermektir. Telaş eden olursa, "Üçüncüsü Allah olan iki kişiye kim ne yapabilir ki?" diyerek, dünyaya meydan okumaktır.
Hicret düşmanla sınanmak, dostu sınamaktır.
Gözü dönmüş yeminli katillerin saldıracağı yatağa kimin yatacağını sınamaktır. "Canım, anam, babam sana feda olsun ya Rasulallah!" sözlerini sınamaktır.
Çoğumuz manasını bilmiyor hicretin
Dilimiz hicrete hasret...
Mîlad'la başlıyor duvarda takvim.
Ayımız, yılımız hicrete hasret...
Vize istiyor gümrükte memur
Yolumuz hicrete hasret...
Batıya dönmeye verildi komut,
Yönümüz hicrete hasret...
Günahlar sardı dört bir tarafı
çocuklarımız hicrete hasret
Ayrık otları kapladı bahçeyi
Gülümüz hicrete hasret...
Çatladı dudağı yerin susuzluktan
Gölümüz hicrete hasret...
Niyetimiz yoktur göçüp gitmeye
Gönlümüz hicrete hasret...
Mekkeyi terk eden rasule neremiz benzer?
Özümüz hicrete hasret...
Bir ayağımız girdi çukura
Ömrümüz hicrete hasret...
Binalar zinalar sardı dünyayı
Salihler galiba hicrete hasret
Rüşvet yalan talan aldı gidiyor
Temiz toplum hemen hicrete hasret
Mermer kapladı mezarlıkları
Ölümüz hicrete hasret.






