Müslümanlar bir vücudun azaları gibidir. Vücuttan bir organ acı çekse diğer organlar rahatsızlık ve uykusuzluk duyar hadisi şerifi temelinde Katar'da yapılan İslâm Mezhepleri Diyalog toplantısının, Müslümanların mücadele ettiği tehlikelerin toplu olarak belirlenmesine en iyi delil olarak görülmesi mümkün. Zira 1400 yıl sonra Müslümanlar, yüce çıkarları ve kendilerini, tek bir beden kılacak kenetlenmeyi sağlamak için bir araya gelmelerinin kaçınılmazlığını yeniden etüt ediyorlar. Katar buluşması bir aydınlık ve umut...
Müslümanların farklı mezhepleri içinde ortak kaygılarına bir ışık tutuş… Umut, buluşmanın bugün geçmişten daha fazla fitne şekillerine maruz kalan İslâm birliğinin ilkelerini çizme noktasında mütevazı ehliyetleri kullanma imkanı sağlanmasında.
MÜSLÜMANLARIN BÜYÜLEYİCİ BİRLİĞİ
Müslümanların şu şartlardaki endişeleri aralarında hiçbir zaman kalıcı bir kriz olmadı. Müslümanlar uzun zaman büyüleyici bir birlik yaşadılar. Bu birlik birbirini anlayan toplumların oluşmasına imkan sağladı ve bütün dış yaklaşımlar karşısında iç bütünlük engelleyici bir kalkan oluşturdu. Uzun yıllar boyunca Müslümanlar iyi ve kötü günde birbirlerinin yanında yer aldılar ve Hanif dinin değerleri üzerine kurulu varlıklarının anlamı içinde saflıklarını ve vicdanlarını bulandıracak her şeye karşı koydular.
ÜMMETİN YOL İŞARETİ İSLÂM
İsrail ile olan tarihi savaş büyük ölçüde bir özgürlük savaşıydı ve emperyalizme karşı mücadele bütün şekilleriyle siyasiydi. Hatta ümmetin bağlarına vurgu yapan ideolojik anlamalarla yola çıkarak kurulan partilerin en belirgin yol işaretlerinden biri İslâm'dı. Bu noktalardan daha öte kriterler olmadı.
IRAK'TA YAŞANANLAR FİTNENİN ÖNCÜSÜ
O halde yaşananlar, Sünni, Şii, Alevi, İsmaili gibi unuttuğumuz yaklaşımları ortaya koymak amaçlı. Bu tehlikeli dönüşümün ortaya konulması, ayrılıkçı yaklaşımların medyaya yansıtılması amaçlı. Irak'ta yaşananlar ise Şiiler ile Sünniler arasındaki fitnenin öncüsü. İslâm bedeni dış baskılara maruz kalıyor. Batıdaki bu İslâm bedeni üzerinde araştırma yapanlar, bu bedenin karanlık noktasını öğrendiler ve o noktaya atışta bulunuyorlar.
Klasik veya yeni politika parçala yönet olmasaydı, emperyalizmin İslâm birliğini vurma, ümmetin işgalciye karşı girdiği mücadeleyi birlik içindeki evlatları arasında bir çekişmeye sürükleme yönündeki emelleri olmasaydı, Müslümanlar değişmez ve bu başlıklar altına girmezlerdi. Müslümanlar değişmedi ancak düşman, tarihteki anlaşmazlığın dokusunu yeniden dokuyor. 1400 yıl sonra bu düşman, İslâm bedeninin birlikteliğini, kendisine toprak üzerinde kalma imkanı sağlayacak ayrışmalara götürmek, kısa ve uzun vadedeki hedeflerine hizmet edecek devletçikler kurmak istiyor.
İSLÂM'IN RUHUNA TEKRAR DÖNMELİYİZ
İslâm ümmetinin parçalanması evlatlarının bedeni üzerinde olacak.O halde bazı aksesuarlar dışında ayrı düşmeyen İslâm evlatlarını birleştiren İslâm'ın ruhuna tekrar dönmeliyiz.
VAKİT -24 OCAK 2007 ÇARŞAMBA (EL VATAN GAZETESİ)






