Uzun yıllardır tartışılan Kıdem Tazminatı Fonu için işverenlerin taleplerini karşılayan bir taslak hazırlayan hükümet, kıdem tazminatını emeklilik ikramiyesine dönüştürmeyi hedefliyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın elinde bulunan taslağa göre, mevcut kıdem tazminatı uygulaması tarihe karışırken, fonun kurulması ile kıdem tazminatı işçi ve işveren arasındaki bir alacak ilişkisi olmaktan çıkıyor, işçinin bundan sonraki muhatabı da işveren değil fon yönetimi oluyor.
Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstrisi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Pir Ali Kaya, taslağın yasalaşması durumunda adına uzun süre prim yatırılan bir işçinin de fondan yararlanmasının mümkün olmayacağına dikkat çekiyor.
Kaya, kıdem tazminatının devlet memurlarında olduğu gibi emeklilik ikramiyesine dönüştüğünü vurgulayarak, “Ne var ki, devlet memurlarının iş ilişkisinin sona ermesi ciddi bir iş güvencesine dayandırılmıştır. Normal şartlarda çalışan birinin, gayri ciddi bir disiplinsizlikten dolayı işini kaybetmesi zordur. Oysa hizmet akdiyle çalışan birinin bu gerekçelerle işini kaybetmesi oldukça kolaydır. Nitekim bundan dolayıdır ki, özel sektörde işten çıkarılma sirkülâsyonu çok yüksektir” ifadelerini kullanıyor.
İşçi çıkarmak daha da kolaylaşacak
Uzmanlar, fonun iki büyük tehlike ve açmaz içerdiğini savunuyor. ‘Birincisi finansman açmazıdır’ diye görüş belirten uzmanlara göre, işverenlerin ödeyeceği prim ve biriken paralarla işçilere kıdem tazminatı ödenmesi mümkün değil. Çünkü kıdem tazminatının ortalama maliyeti yüzde 8’e yakın. Bu da çözümü olmayan bir havuz problemi olarak görülüyor. Uzmanlar, “Bu gelir-gider dengesiyle kıdem tazminatları ödenemez hale geleceği gibi yine bir süre sonra tazminatların 30 günden 15 güne indirilmesi gündeme gelir” tespitinde bulunuyor.
Kıdem Tazminatı Fonu’nun çok sınırlı olan iş güvencesini iyice zayıflatacağı uyarısında bulunan uzmanlar, “Fon kurulursa işveren işten çıkaracağı işçiye kıdem tazminatı ödemeyeceği için işten çıkarmalar kolaylaşacaktır. Öte yandan fon yasa taslağında öngörülen prim oranlarıyla kıdem tazminatlarının 30 gün üzerinden ödenmesi imkânsızdır. Bu durumda fon kısa süre içinde kıdem tazminatlarını ödeyemez hale gelecek ve mali krize sürüklenecektir. Böylece kıdem tazminatları ödenemez hale gelecek ve/veya kamunun üzerine yıkılacaktır” değerlendirmesinde bulunuyor.
İş güvencesi gerekçe gösteriliyor
Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Engin Ünsal, kıdem tazminatını kaldırmak için iş güvencesi ve işsizlik sigortasının gerekçe olarak gösterildiğine işaret ederek, “ İş güvencesi, 30 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerleri için geçerli. Ülkemizde 383 bin işyerinden ancak 31 bini bu sayıya ulaşıyor. Yani, işyerlerinin yüzde 10’nu bile iş güvencesi kapsamında değil. En fazla işsizlik ödeneği de, net asgari ücreti geçemiyor. İş güvencesi tazminatı almak için yargıya başvurmak, hem pahalı hem de uzun bir süreç” diyor.
Ünsal, “Örneğin mevcut durumda işveren, işgüvencesi kapsamında (30 ve daha fazla işçi çalıştıran bir işyerinde çalışan) 20 yıl kıdemli bir işçiyi işten çıkarmak istediğinde 20 aylık ücreti tutarında kıdem tazminatı ödemek zorundadır. İşçi geçersiz bir nedenle işten çıkarıldığını yargı yolu ile kanıtlarsa ayrıca 4 ile 8 aylık ücreti tutarında iş güvencesi tazminatına hak kazanabilir. Ancak bu dava yaklaşık iki yılda sonuçlanır. O nedenle hiçbiri kıdem tazminatının yerini tutamaz. Kıdem tazminatı emekliliğe kalırsa, yani bir anlamda kaldırılırsa, işverenler kolaylıkla işçi çıkarır, sendikalaşma da önlenir” şeklinde konuşuyor.
MİLLİ GAZETE -26 OCAK 2007 CUMA






