İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

Gazze'de neler oluyor?

Dünya
|

HAMAS'ın 2006 Ocak seçimlerini kazanarak özerk yönetim parlamentosunda hükümeti kurmaya yetecek çoğunluğu elde etmesi üzerine henüz görev süresi dolmamış olan eski parlamento silahlı güvenlik organlarıyla ilgili bir kanun çıkararak bu organların tümünü İçişleri bakanlığının inisiyatifinden alıp doğrudan başkanlığa bağladı. HAMAS hükümetinin iş başına gelmesi üzerine bu org

HAMAS'ın 2006 Ocak seçimlerini kazanarak özerk yönetim parlamentosunda hükümeti kurmaya yetecek çoğunluğu elde etmesi üzerine henüz görev süresi dolmamış olan eski parlamento silahlı güvenlik organlarıyla ilgili bir kanun çıkararak bu organların tümünü İçişleri bakanlığının inisiyatifinden alıp doğrudan başkanlığa bağladı. HAMAS hükümetinin iş başına gelmesi üzerine bu organlar başkanlığa bağlı olduğundan İçişleri bakanlığının görevini yerine getirmesinde, toplumsal güven ve istikrarın sağlanması için gerekli işlerin yürütülmesinde ona yardımcı olmadılar.

Bunun üzerine İçişleri bakanlığı Tenfiz (Yürütme) Kuvvetleri adı verilen yeni bir kolluk gücü oluşturdu. Böyle olunca da güvenlik mekanizmasında bir iki başlılık ortaya çıktı. Ayrıca başkanlığa bağlı kolluk güçlerinde görevli elemanların tamamına yakını el-Fetih taraftarlarından veya sempatizanlarından, İçişleri bakanlığına bağlı Yürütme Kuvvetleri'nde görevlendirilenlerin tamamı da HAMAS mensuplarından oluşuyordu.
Böyle bir yapılanma güvenlik mekanizmasında bir iki başlılığın ortaya çıkmasına sebep oldu. Ayrıca başkanlığa bağlı güvenlik organlarından fitnenin ana merkezini oluşturan birtakım şahısların muhtelif zamanlarda HAMAS hükümetinin siyasi gücünü zayıflatma amacıyla yararlanması iki başlılığın yerini bir iki cepheliliğin alması sonucunu doğurdu.  Daha önce değişik zamanlarda ve son günlerde meydana gelen çatışmalar da bu iki cephe arasında vuku bulmaktadır. Dediğimiz gibi cephelerden birinin el-Fetih diğerinin ise HAMAS hâkimiyetinde olması olayların bir el-Fetih - HAMAS çatışması olarak lanse edilmesine gerekçe oluşturmaktadır.

ŞAM BULUŞMASI RAHATSIZ ETTI
İşgalci Siyonist devlet özerk yönetim başkanı Mahmud Abbas'ın Şam ziyareti esnasında HAMAS Siyasi Birim başkanı Halid Meş'al'le görüşmesini istemiyordu. Gerek Siyonist devletin ve gerekse ABD'nin itirazları Abbas'ın buluşma hakkında son dakikaya kadar kesin bir açıklama yapmasını engelledi. Fakat bizim tahminimize göre Abbas'ın bu açıklamayı geciktirmesinin ikinci önemli bir sebebi daha vardı. O da içerideki fitnecilerin buluşmayı provoke etmek amacıyla bir şeyler yapabileceklerinden duyduğu endişeydi. Ne yazık ki gelişmeler de onun bu endişesinde haksız olmadığını ortaya çıkarmıştır.
Bütün bu engellere rağmen bir son dakika kararıyla buluşma gerçekleşti ve iç çatışmaların kesinlikle reddedilmesi, anlaşmazlıkların çözümünde diyalog dilinin kullanılması, ulusal birlik hükümetiyle ilgili görüşmeleri yürütmek üzere bir diyalog komitesinin oluşturulması ve bu komitenin en geç on beş gün içinde bir sonuca ulaşması kararlaştırıldı. Bu kararlar açıklandığında şahsen benim içimde sevinçle korku birbirine karışmıştı. Alınan kararlar güzeldi. Ama bu kararların işgalci Siyonist devleti rahatsız edeceği ve onun menfaatlerine çalışan birtakım fitne odaklarının bunların pratiğe taşınmasını engellemek amacıyla ortalığı karıştırmaya kalkışacakları kesindi.

ATEŞE BENZIN DÖKENLE SU DÖKEN BIR MIDIR?
Bütün bu olaylara dışarıdan bakıldığı zaman "iki taraflı çatışma" olarak görülüyor. Dolayısıyla "kardeş kavgası" başlığı bütün her şeyi açıklamaya yetiyormuş gibi bir kanaat oluşuyor. Evet, ortada gerçekten acı bir kardeş kavgası var. Ama bu kavganın oluşturduğu manzaralar, birilerinin alevlediği yangın manzaraları.
Bazıları bu yangının sönmemesi hatta daha da yayılması için benzin dökerken bazıları da su dökmeye çalışıyorlar. "Kavganın tarafları" nitelemesinden hareket ederek bunları aynı kefeye koymak isabetli olur mu? Maalesef bugün olayların dünya kamuoyuna yansıtılış tarzı böyle bir intiba veriyor.

İSRAIL FITNEYE YATIRIM YAPIYOR
İşgalci Siyonist devlet, Filistinlileri birbirine kırdırmayı amaçlayan fitneye sürekli yatırım yapıyor. Son olaylar üzerine bu yöndeki faaliyetlerini daha da hızlandırdı. Çünkü olayların bir yandan toplumsal zemini de oluşturduğuna inanıyor.
Şimdilik sözü daha fazla uzatmamak ve insanlarımızı karamsarlığa itecek bir psikolojik hava oluşturmamak için bu konulara girmemeyi tercih ediyoruz. Temennimiz Siyonistlerin oyunlarının bozulması ve fitne ateşinin söndürülmesi çabalarının sonuç vermesidir.

ATEŞIN KAYNAĞI GÖRÜLMELI
Filistin'de fitne ateşinin söndürülmesi için ateşin kaynağının mutlaka görülmesi ve onun etkisiz hale getirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, "yapmayın, etmeyin, siz kardeşsiniz" nasihatleri fazla fayda vermeyecektir.
Bu ateşe benzin taşıyanların bu tür nasihatlerden etkilenmeyecek, kardeşlik bağlarını koparıp atmış, dünyevi hesaplara esir olmuş, bu esaretlerinden dolayı iradelerini işgalci Siyonistlere teslim etmiş, gerçekte herhangi bir siyasi harekete de nispet edilemeyecek sadece kendi menfaatlerinin peşinden koşan mafyacılar olduklarının artık görülmesi gerekir.
Dolayısıyla biz bu olayın bir el-Fetih - HAMAS çatışması olarak nitelendirilmesini hiçbir zaman isabetli bulmadık. Bu bir fitnedir ve bu fitnenin kaynağının kurutulmasına ihtiyaç var. Camilere füze atarak namazdan çıkan insanları katleden zihniyete camilerdeki vaazlarla yapılacak nasihatlerin ne kadar tesiri olacak!
VAKİT -31 OCAK 2007 ÇARŞAMBA
AKRA