İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

Neo-con’lar hâlâ akıllanmadı

Dünya
|

Neo-con’lar (yeni muhafazakârlar), İran'a saldırılması gerektiğinde ısrar ediyor. Oysa hem tehlikeyi abartıyor, hem de ABD'nin bu harekâtın sonuçlarını kontrol edebilecek güce sahip olmadığını unutuyorlar.

Neo-con’lar (yeni muhafazakârlar), İran'a saldırılması gerektiğinde ısrar ediyor. Oysa hem tehlikeyi abartıyor, hem de ABD'nin bu harekâtın sonuçlarını kontrol edebilecek güce sahip olmadığını unutuyorlar.

Bugün ABD'nin askeri harcamaları, neredeyse dünyanın geri kalanının toplam askeri harcamasına eşit. Bu yüzden de neredeyse dört yıllık çabanın, binlerce can kaybının ve yarım trilyon dolarlık masrafın ardından, ABD'nin 24 milyonluk küçük bir ülkeyi neden zaptedemediğini, başarılı bir demokrasiden başka her şeye benzeyen bir yer haline getirdiğini sormak gerekiyor…
Amerikan askeri doktrini, düşmanı yenmek için ezici askeri gücün ani ve kararlı kullanılmasına vurgu yapıyor. Fakat asilerin ve milislerin sivil nüfus içinde görünmez olduğu bir dünyada ezici güç neredeyse daima ters etkiler doğuruyor: Tam da savaşçı unsurlarla bağını koparmak ve onların serbestçe hareket etmesini engellemek durumunda olan insanları yabancılaştırıyor. Oysa uluslar ötesi milisleri ve teröristleri alt etmek için gereken isyan karşıtı harekât, siyasi hedefleri askeri hedeflerin önüne koyar ve şok ve dehşet yerine, zihinlerle kalpleri kazanmaya ağırlık verir. Son beş yıldan çıkarılması gereken ikinci ders şu: Önleyici savaş, ABD'nin uzun dönemli silahların azaltılması stratejisinin temeli olamaz. Bush doktrini Irak'a karşı önleyici savaşı, nükleer eşiğe ulaşma ihtimali karşısında makul bir bedel olarak gördü. Ama bu savaşın bizzat ABD'ye bedeli o kadar ağırdı ki, tam tersi bir sonuç ortaya çıktı: Amerika'nın caydırıcılığı ve bir ülkenin nükleer eşiği geçmeyi başarması halinde önleyici savaşa kalkışabilme ihtimali azaldı.
Irak savaşından öğrenilmesi gereken son ders de şu: Mevcut ABD yönetimi günlük politikalar konusunda büyük bir yetersizlik içinde olduğunu gösterdi. Bush yönetiminin performansına dair çarpıcı şeylerden biri, kendisi için ortaya koyduğu hedeflere ulaşmakta ne kadar aciz kaldığı. Yönetim Irak'ta odaklanma bozukluğu olan bir hasta gibi hareket etti. ABD, 30 Haziran 2004'teki egemenlik devri veya 30 Ocak 2005'teki seçimler gibi kilit olayları etkin biçimde örgütlemeyi başardı. Fakat Irak güçlerini eğitemedi, büyükelçi atayamadı, yeniden inşa faaliyetlerini yürütemedi ve hepsinden önemlisi bütün bu başarısızlığın sorumlularından hesap soramadı…
İran’a bir hava saldırısı, muhtemelen rejimi değiştirmek yerine, rejime desteği artıracak ve dünyanın dört bir köşesinde ABD ve dostlarına yönelik terörizmi ve saldırıları fişekleyecektir. ABD böyle bir savaşta, Irak harekâtındakinden daha da fazla tecrit edilecek ve yanında olsa olsa İsrail'i bulabilecektir. 
RADİKAL -2 ŞUBAT 2007 CUMA  (FRANCİS FUKUYAMA / THE GUARDİAN) 

 

AKRA