Türkiye, Kıbrıs Rum Kesimi'nin petrol arama girişiminin, uluslararası hak gaspı anlamına geldiğini savunacak.
Kıbrıs Rum Kesimi'nin Lübnan ve Mısır'la imzaladığı petrol arama anlaşmalarıyla Doğu Akdeniz'deki ekonomik bölgeleri sınırlandırması, Yunanistan'ın da Meis Adası sayesinde benzer girişimlerde bulunmak istemesi, Türkiye'yi Akdeniz'de 'Antalya Körfezi'yle sınırlandıracak gelişmeler olarak görülüyor.
Türkiye'nin girişimleri sayesinde bölgede petrol ve doğalgaz aramayla ilgili şirket sayısının önemli derecede azaldığı belirtilirken, özellikle Yunanistan, Norveç, Çin, Hindistan ve Rusya'dan firmaların işle ilgilendiği kaydediliyor. Türkiye, bu süreçte, uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarının Rumlar tarafından 'gasp' edildiğini başta BM olmak üzere uluslararası topluluğa aktaracak, bu süreçte de 'kaba güç' kullanarak 'haklıyken haksız konumuna' düşmemeye özen gösterecek.
Ankara'da yapılan değerlendirmelerde, Rumların petrol arama girişiminin perde arkasında 'uluslararası meşruiyetlerini artırma arayışı' yatıyor. Ankara, kaba güç kullanmak yerine diplomatik adımlarla, 'Rumların hak gasp etme girişimlerini teşhire' yönelecek. Ankara'nın tezi şöyle:
"Doğu Akdeniz, hukuki ve bilimsel olarak yarı kapalı, iki tarafı bastırılmış deniz statüsünde. Dolayısıyla bu tür denizlerde, kıta sahanlığının dışında kalan ekonomik bölgelerin sınırlandırılması ya da başka türlü ekonomik faaliyetlerin gerçekleştirilmesi için tüm kıyıdaş ülkelerin bir araya gelerek uzlaşmaları gerekir. Uzlaşma olmadığı durumda atılacak adımlar, diğer ülkelerin haklarını ihlal eder. Böyle durumda ülkelerin Uluslararası Adalet Divanı'na konuyu taşıma hakkı var."






