İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

Kyoto tartışması

Ekonomi
|

Küresel ısınmanın global gündem haline gelmesiyle birlikte, BM'nin öncülüğünde imzalanan ve sera gazı salımının belirli bir takvim içinde azaltılması konusunda taraf ülkelere yükümlülükler getiren Kyoto Protokolü tartışması da yeniden alevlendi.

Küresel ısınmanın global gündem haline gelmesiyle birlikte, BM'nin öncülüğünde imzalanan ve sera gazı salımının belirli bir takvim içinde azaltılması konusunda taraf ülkelere yükümlülükler getiren Kyoto Protokolü tartışması da yeniden alevlendi.

Küresel ısınmanın önlenmesi için hazırlanan ilk uluslararası belge olan Birleşmiş Millletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (The United Nations Framework Convention on Climate Change - UNFCCC) 1992'de Rio'da yapılan Yeryüzü Zirvesi sırasında imzaya açılmış, daha sonra Japonya'nın Kyoto kentindeki konferansta da (1997) Kyoto Protokolü kabul edilmişti.
Ancak, tüm dünya sera gazı emisyonlarının yüzde 25'inden tek başına sorumlu olan ABD'nin ve yüzde 1.5'lik paya sahip Avustralya'nın imzalamaması nedeniyle global ölçekte uygulama alanı bulamadı.
Türkiye de envanter çalışması yapmasına karşın protokolü 'ekonomik gelişme' gerekçesiyle imzalamadı. Son olarak Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, Türkiye'nin 'şimdilik' Kyoto Protokolü'nü imzalamayacağını belirtti.
Türkiye'nin protokolü imzalaması halinde sera gazı salımını kontrol etmek ve düşürmek için sanayi yapısını yeniden elden geçirmesi, otomotiv ve enerji santralları gibi pek çok sanayi yatırımında ciddi filtreleme önlemleri alması, kömür kullanımından ve vahşi çöp depolamadan vazgeçilmesi, raylı sistemle toplu taşımacılık yapılması gibi birçok alanda yatırım gerekiyor. Hükümet bunun en az 20 milyar dolarlık finansman gerektirdiği görüşünde.
Sanayiciler de hükümete paralel düşünüyor. Şimdiden bir adaptasyon stratejisi hazırlanmasını istemekle birlikte, önlem yükümlülüklerinin Türkiye'nin rekabet gücünü sınırlayacağını düşünüyorlar.
Ancak konuyla ilgili bazı sivil toplum kuruluşları bu görüşte değil. Bunlardan biri olan Enerji Ekonomisi Derneği (EED), Türkiye'nin Kyoto Protokolü'ne en kısa sürede taraf olması gerektiğini, böylece enerji tasarrufu sağlayacak projelere imza atılabileceğini savunuyor. EED, 20 milyar dolarlık fatura yerine Türkiye'nin bu işten gelir bile sağlayacağı görüşünde.

KYOTO PROTOKOLÜ NE ÖNGÖRÜYOR?
Küresel ısınmaya karşı ilk uluslararası belge olan Birleşmiş Millletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (The United Nations Framework Convention on Climate Change - UNFCCC) 1992'de Rio'da yapılan Yeryüzü Zirvesi'nde imzaya açıldı. 21 Mart 1994'te yürürlüğe girdi.
UNFCCC'nin yürürlüğe girmesinin ardından her yıl toplanmaya başlayan konferansların (COP) Japonya'nın Kyoto kentinde yapılan üçüncüsünde, çerçeve sözleşmenin eki niteliğindeki Kyoto Protokolü kabul edildi.
Protokol, taraf olan sanayileşmiş ülkelere, 2008-2012 yılları arasında 1990 seviyesine göre belirli bir sera gazı indirim hedefine ulaşmayı şart koştu. Ortalama yüzde 5.2 olan bu indirim hedefi ülkelere göre değişiyor. En yüksek hedefe sahip Avrupa Birliği, yüzde 8'lik sera gazı indirim hedefini kabul etti.
Kyoto Protokolü'nde, çerçeve sözleşmede (UNFCCC) Ek-1, protokolde ise Ek-B ülkesi olarak yer alan OECD ülkelerinin yümlülük altında olması gerekiyor. Ancak bu ülkelerden, tüm dünya sera gazı emisyonlarının yüzde 25'inden tek başına sorumlu olan ABD'nin ve yüzde 1.5'luk paya sahip Avustralya'nın imzalamaması nedeniyle daha yürürlüğe girmeden yara aldı.
Kyoto Protokolü, bilim adamlarının küresel ısınmayı önlemek için gerekli olduğunu açıkladıkları düzeyin (2030'a kadar yüzde 60, 2050'ye kadar yüzde 80-95) çok çok altında indirim hedefleri koyuyor. Anlaşmaya bütün ülkeler uysa bile bunun küresel ısınmayı durdurmak için yeterli olmadığı düşünülüyor.

SON DURUM NE?
Türkiye kişi başına karbondioksit üretiminde dünyada 83. sırada yer alıyor.
Dünya sera gazı salınımında ise yüzde 1.3'lük paya sahip. Dünyanın en fazla sera gazı üreten 13. ülkesi
ABD ve Avustralya'ya birlikte Kyoto Protokolü'nü imzalamayan üç ülkeden biri.
Türkiye'nin 2003 yılı itibariyle kişi başına karbondioksit üretimi 3.3 tona eşdeğer düzeyde. OECD ortalaması 11.1 ton. Ancak sera gazı emisyonlarının en hızlı arttığı ülkelerden biri.
1990-2004 yılları arasında sera gazı salınımı yüzde 74 arttı. Bu artışla ilgili farklı rakamlar da var. Envanter çalışmasına göre 170 milyon tondan 357 milyon tona çıkarak (artış yüzde 110) rekor artış gösterdi.
MİLLİYET -9 MART 2007 CUMA
AKRA