Çevre ve Orman Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı, 2-B’lerin satılmasına yönelik teknik çalışmaları yeniden başlattı. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün de yer aldığı bu çalışmalar kapsamında, Çevre ve Orman Bakanlığında bir de toplantı yapıldı.
2-B uygulamasının bağ, bahçe ve tarlalar ile köy meralarının, otlak, yaylak ve kışlakların yıllar sonra gerçek vasıflarına uygun kullanılmasını sağlama amacı güttüğü belirtilen raporda, şu görüşlere yer verildi:
2-B, Hazine’ye parasal kaynak bulmak girişimi değildir. Ülke genelinde 2-B uygulamasına konu alanlar, toplumun her kesimi tarafından kullanılmakta olup, bu alanların şu an içinde bulunduğu hukuki boşluktan kurtarılarak, yasal bir zemine oturtulması toplumun ortak beklentisidir.
2-B alanlarında kamu kurum ve kuruluşlarına ait bina ve tesisler, otlak, yaylak, kışlak, mera, mezarlık ve yerleşim yerleri de bulunmaktadır. Devlet, buralara her türlü alt yapıyı getirmekle, gizli kabulünü ifade etmiştir. Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan bu araziler sahipsiz kalmıştır. Vatandaşlar bundan yararlanarak, bu arazileri hiçbir bedel ödemeden kullanmaktadırlar
‘YANAN YERLERDE 2-B UYGULAMASI YAPILAMAZ’
Raporda, oluşturulan mutabakat çerçevesinde hem Anayasanın 170’inci maddesinin değiştirilmesine, hem de Orman Köylülerinin Kalkındırılmaları Hakkında Kanun’da düzenleme yapılmasına dönük alternatif taslaklar hazırlandığı belirtildi.
SORUN ÇÖZÜLÜRSE NELER OLACAK ?
Raporda, bu yerlerin nitelikleri doğrultusunda değerlendirilmesi halinde ortaya çıkacak olası kazanımlar da şu şekilde sıralandı:
Orman-halk ilişkilerini olumsuz yönde etkileyen birçok mülkiyet sorunu çözülecek.
Adli ve idari yargıdaki dava sayıları önemli ölçüde azalacak.
Halen bu alanları fiilen kullanmakta olanlar, hak sahipliği konumunu elde edecekler ve usulsüz olarak kendi tasarruflarında bulunan yerlerin kanuni sahibi olacaklar.
Elde edilecek kaynaklar, ağaçlandırma, orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi, yerinde kalkındırılmaları mümkün olmayan orman köylülerinin naklinde kullanılacak.
Raporda, 2-B alanlarına dönük rakamlar ve fiili kullanım durumu da ortaya kondu. Buna göre ülkede 2-B sorunu, en fazla Antalya’da yaşanıyor. Bu ilde orman vasfını kaybetmiş araziler 45 bin 548 hektarlık bir alana yayılıyor. Antalya’yı 39 bin 287 hektar ile Mersin, 34 bin 887 hektar ile de Balıkesir izliyor.
Ankara’daki 2-B arazi miktarı 31 bin 706 hektarı, Adapazarı’nda da 29 bin 643 hektarı buluyor. 2-B’ler İstanbul’da 18 bin 233 hektar, İzmir’de ise 14 bin 772 hektarlık bir alanı kaplıyor.
Orman özelliğini yitirmiş arazilerin 22 bin 233 hektarlık bölümü üzerinde yerleşim yerleri bulunuyor. Bunların arasında İstanbul’daki bazı ilçeler de yer alıyor.
Toplam 2-B arazilerinin yüzde 4.7’sini oluşturan yerleşim yerlerinin 6 bin 624 hektarı üzerinde ilçe, 8 bin 514 hektarı üzerinde belde, 7 bin 35 hektarı üzerinde de köyler yer alıyor. Böylece 2-B’lerin yüzde 1.5’lik bölümünü köyler, yüzde 1.8’lik bölümünü beldeler, yüzde 1.4’lük bölümünü de ilçeler oluşturuyor.






