Pakistan'daki askeri müdahalenin arkasında gerçekten ne var? Ülkenin parçalanmanın eşiğine gelmesi mi, sekiz yıl önce askeri müdahaleyle iktidara gelen General Pervez Müşerref'in iktidar tutkusu mu? Yoksa ortada bir demokrasi mücadelesi mi var?
Müşerref 3 Kasım'da olağanüstü hal ilan etti. 2 Kasım'da ABD'li bir istihbarat şirketi, “nükleer silahların İslamcıların ya da ordu içindeki şahin grubun eline geçmeyeceğini” açıkladı. Yani bir gün önce. İstihbarat şirketinin Ortadoğu uzmanının The Washington Post gazetesine yaptığı açıklama, aslında krizin gerçek sebebinin ne olduğunu ortaya koyuyordu. Bu da nükleer silahların kontrolünün kimde olacağı meselesiydi. Uzmanın sözlerine göre, Pakistan ordusu bu silahları kontrol etmek için bir Stratejik Planlama Dairesi kurmuş, başına da üç yıldızlı bir general koymuştu. Silahlar emin ellerdeydi yani. Açıklama, ABD yönetimini rahatlatmayı, Pakistan'ın nükleer silahlarının kontrolüne ilişkin kaygılarını gidermeyi amaçlıyordu. Nükleer silahları kimin kontrolü ve ABD'nin bu silahlar üzerinde kontrol kurmak için yürüttüğü çalışmalara ilişkin tartışma, olağanüstü hal ilanından bir gün önce bu noktadaydı.Bir gün sonra Pakistan karıştı, Müşerref her şeye el koydu. Anayasa askıya alındı, seçimler ertelendi, sokak gösterileri başladı, gösteriler sert biçimde bastırıldı ve muhalefet Pakistan'ın parçalanabileceğini açıkladı.On gün sonra, 12 Kasım'da yine Washington Post'ta AFP kaynaklı bir haber yayınlandı. ABD'nin, Pakistan nükleer silahlarını korumak için gizli bir planı olduğuna ilişkin rapordan söz ediliyordu. Washington'ın en büyük sorunu, bu silahların nerelerde konuşlandığını tam olarak bilememekmiş! Hazırlık çerçevesinde ABD'nin silahların kontrolünü ele almayı planladığı, iyimser senaryoya göre Pakistan ordusunun ABD'ye destek vereceği belirtiliyor. Kötümser senaryo ise şöyle: “Müşerref kontrolü kaybedecek. Siyasi kriz derinleşecek. ABD karşıtı güçler nükleer kontrolü ele geçirecek. Ve bu bir iki yıl içinde gerçekleşebilecek.”
Pakistan ikinci İran olacak mı?
Böylece Pakistan ikinci İran olarak ABD'nin karşısına dikilecek. İran'daki devrim öncesi pozisyonu bugünün Pakistan'ı ile kıyaslıyorlar. Dehşet senaryosu bu. İzin vermemek için de, ABD bu gücü kontrol altına alması gerekiyor. Yakında, “nükleer silahlar ABD'yi vuracak” diye bir savaş gerekçesi ortaya çıkarsa kimse şaşırmasın!Son durum, tartışmanın geldiği son nokta: Washington, önümüzdeki yıl Pakistan'daki askeri gücünü artırma karar verdi. Öyle askeri üsler kurmakla kalmayacak, bizzat askeri operasyonlar yapacak. Hem nükleer silahları koruyacak hem de ABD karşıtı güçlerle çatışacak. Yani ABD Afganistan operasyonunun bir başka şeklini Pakistan'da başlatacak. Tabi ki bu bir iç savaşa yol açacak. Belki de parçalanma senaryosu bu şekilde gerçekleşecek.Militanlarla savaşma bahanesiyle Pakistan'a tamamen yerleşecek olan ABD ordusunu durdurabilecek tek güç, içerideki direniş olacak. Yani halkın karşı çıkması. Bu bilgi de Washington Post'tan. Plan beş ya da yedi yıl sürecek ve yılda yüz milyon dolar harcanacak. Olayın maliyetinin onlarca kat artacağını Irak'a bakarak hesaplayabiliriz..
Avrasya fay hattında Pakistan cephesine ilişkin yeni gelişme bu. ABD işgali Afganistan'dan Pakistan'a doğru genişliyor. Tabi hedefte İran var. O da dağıtılırsa Batı yüz yıllık bir planı gerçekleştirmiş olacak. Kızıldeniz'den Afganistan'a kadar önlerinde kimse kalmayacak. Bu uğursuz senaryoyu kıracak tek bir güç var: Bu bölgenin direnci. Ve bu güç, hesapları birer birer bozacak ve 21. yüzyılın tarihini yapacak. O zaman herkesin oyunu kendi elinde patlayacak. Şu anki kavganın sebebi, Pakistan'ın nükleer gücü ABD ya da İsrail için tehdit olmaktan çıkarma, bu silahlara el koymadır.
Pakistan'daki son müdahalenin arkasında kim var?






