İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Terörle mücadele mi?

Güncel
|

Ne zaman şehit haberleri gelse aynı kısırdöngü içinde hep aynı soruyu soruyoruz kendimize. Neden terör eylemleri sona erdirilemedi, neden hâlâ kan dökülüyor? Aslında bu sorunun cevabını artık herkes biliyor; terör eylemleri devam ediyor çünkü, Türkiye terörle değil, teröristle mücadele ediyor ve bu mücadele sadece güvenlik güçlerine, özellikle de silahlı kuvvetlere havale edilmiş durumda.

Ne zaman şehit haberleri gelse aynı kısırdöngü içinde hep aynı soruyu soruyoruz kendimize. Neden terör eylemleri sona erdirilemedi, neden hâlâ kan dökülüyor? Aslında bu sorunun cevabını artık herkes biliyor; terör eylemleri devam ediyor çünkü, Türkiye terörle değil, teröristle mücadele ediyor ve bu mücadele sadece güvenlik güçlerine, özellikle de silahlı kuvvetlere havale edilmiş durumda.
 
Oysa, teröristle mücadele terörle mücadelenin sadece bir boyutu, Türkiye'nin bu konuda karşı karşıya olduğu riskler ise sadece PKK'ya ve terör eylemlerine indirgenecek kadar basit ve yalın değil ve sadece teröristle mücadele ile terörle mücadelede başarılı olmak mümkün değil.
Şehit sayılarının artması ile birlikte Irak'ın Kuzeyi'ne sınır ötesi harekât yine gündeme geldi ve Terörle Mücadele Yüksek Kurulu gerektiğinde sınır ötesi harekât için TSK'ya emir ve talimat verildiğini, ayrıca kararlı mücadele için ekonomik, hukuki ve siyasi her türlü tedbirin de alınacağını açıkladı.
Sınır ötesi harekât, kesin sonuç sağlamasa bile mücadelede inisiyatif ve psikolojik üstünlük kazandırabilir. Sınır ötesi harekât ile PKK'nın üslerine ve lider kadrosuna etkili olmak için fırsatlar yaratılabilir; PKK'nın ve hatta Barzani güçlerinin dengesi bozulabilir; harekat kapsamında Irak'ın kuzeyinde oluşturulacak güvenlik kuşağı ile PKK sızmaları azaltılabilir ve Türkiye'nin bölgedeki diğer çıkarları için de psikolojik avantajlar sağlanabilir.
Ancak, terörle mücadelede başarılı olmak için öncelikle terörle 'topyekûn mücadele' anlayışının ve bu kapsamda sağlam bir 'politik niyetin' oluşturulması gerekiyor. Politik niyet oluşturmak için ise PKK'nın ve terörün yeniden şekillenen Ortadoğu'da hangi güçler tarafından hangi jeopolitik amaçlar için kullanıldığını ve karşı safta kimlerin olduğunu tanımlamak da gerekiyor.
Irak'ın Kuzeyi'ni bu ülkede garanti edebileceği ve dayanabileceği tek bölge olarak gören ve TSK'nın Irak'ın Kuzeyi'nde PKK'ya karşı eyleme geçmesini sürekli engelleyen, bu amaçla Türkiye'yi oyalamak için değişik taktikler uygulayan ABD ile Türkiye'nin çıkarlarının bu bölgede çatıştığı bir gerçek ve ABD kendi çıkarları için Türkiye'ye politik bencilliğini dayatıyor; bu nedenle de Türkiye'nin PKK ile mücadele için ABD'nin katkısını veya onayını beklemesi ciddi bir çelişki oluşturuyor.
Ancak çelişki bundan ibaret değil, AKP yönetimi ABD'yi hâlâ stratejik ortak kabul ediyor ve iktidarını ABD desteğine bağlıyor. Bu nedenlerle AKP yönetiminin ABD çıkarlarına ters düşen eylemleri gerçekleştirmesi, bu ülkenin talepleri dışına çıkarak hareket etmesi ve terörle mücadelede için sağlam bir 'politik niyet' oluşturması zor.
Bu anlayış içinde AKP yönetimi, ABD'nin, sorunu zamana yayarak Türkiye'yi oyalamak için terörle mücadele koordinatörlüğünün çalıştırılması ve Irak merkezi yönetimi ile içi boş terörle mücadele anlaşmasının yapılması ve benzeri girişimlerini benimseyerek ABD'nin oyununa gelebiliyor.AKP yönetimi, aynı zamanda, AB sürecini de dikkate alarak bu sürece ters düşecek eylemlerden sakınıyor, iç politikadan kaynaklanan kaygılar da bütün bunlara eklenince terörle mücadeleyi 'sulandırıyor'.
Terörle mücadele için sağlam bir 'politik niyet' oluşturamayan AKP yönetiminin aynı nedenlerle terörle mücadelede güçlü bir 'politik irade' oluşturamadığı da gözlemleniyor. Sağlam bir 'niyet' ve güçlü bir 'irade' oluşturulamayınca, terörle mücadele için gerçekçi ve tutarlı bir strateji geliştirerek 'topyekûn mücadele' uygulamak da mümkün olmuyor.
Terörle 'topyekûn mücadele' öncelikle, bu konuda sağlam bir politik 'niyet' ve 'irade' oluşturmaktan, Türkiye-ABD ilişkilerini tek yönlü yol olmaktan çıkarmaktan, iyi niyete ve karşılıklı çıkarlara dayanarak yeniden tanımlamaktan, ABD'nin ve AB sürecinin mücadeleyi zora sokan dayatmalarından kaçınmaktan geçiyor. Terörle mücadele gerektiğinde AB ve ABD'ye 'rağmen' hareket edilmesini de gerektiriyor.
Nejat Eslen: Emekli Tuğgeneral
RADİKAL - 15 EKİM 2007 PAZARTESİ
AKRA