Afrika, kucağında 54 ülke bulunan, 800 milyonluk bir kıta. Ülkemizde fazla bilinmiyor ve ilgilenilmiyor ama son beş yüzyıldır Batı dünyasının ana ilgi alanlarından biri.
Oysa o Afrika, bugün dünya petrolünün %7’sini üretiyor. Dünyadaki altın üretiminin %30’unu sağlıyor. Yalnızca Güney Afrika, dünya altın rezervlerinin %35’ine sahip. Zaten Afrika’nın doğal kaynaklarının zenginliği tarih boyunca dillere destan olmuş. Buradaki çelişki Afrika’nın hep zengin, Afrikalılarınsa hep fakir oluşları. Afrika, yüzyıllar boyunca Afrikalılardan çok, Batılıların kontrolünde olmuş.
ABD, kullandığı petrolün yaklaşık %60’ını ithal ediyor ve bunun %15’i de (2025’te bu oran %25 olacak) Güney ve Batı Afrika’dan sağlanıyor. Nijerya, Güney Afrika ve Angola bu ithalatta başı çeken ülkeler. 11 Eylül’den bu yana kaynak çeşitlendirme konusundaki girişimler Ortadoğu’ya olan bağımlılığın azaltılmasını hedefliyor ve Afrika en ideal açılım alanı…
Afrika’nın karası yalnızca insan teninin ya da bahtın karası değil. Burası bir kara delik. İçine gireni yutup, yok edebilir. Kısaca çok tehlikeli ve bir o kadar da çekici. Karanlıkların içerisinde gizli hazineler, büyük ganimetler var. Bu nedenledir ki, egemen güçlerin bölgeye yönelik ilgisi giderek artıyor. Afrika, Afrika olalı böyle sevgi görmedi yani!
AKŞAM -16 MART 2007 CUMA (D. ÜLKE ARIBOĞAN)






