İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Sorunların kaynağı Batılı sömürgecilerdir

Dünya
|

Sudan siyaset tarihinin ender şahsiyetlerinden biridir, Hasan Turabi. Hakkında çok şeyler yazılıp çizilen Ulusal Halk Kongresi Partisi Genel Başkanı Turabi, El- Cezire televizyonuna, Sudan’ın yaşadığı, başta Güney sorunu olmak üzere, birçok problemin ve İslam ülkelerinde yaşanan krizlerin çözümüne ilişkin görüşlerini anlattı.

Sudan siyaset tarihinin ender şahsiyetlerinden biridir, Hasan Turabi. Hakkında çok şeyler yazılıp çizilen Ulusal Halk Kongresi Partisi Genel Başkanı Turabi, El- Cezire televizyonuna, Sudan’ın yaşadığı, başta Güney sorunu olmak üzere, birçok problemin ve İslam ülkelerinde yaşanan krizlerin çözümüne ilişkin görüşlerini anlattı.

Sudan’ın doğusunda yaşam şartlarının kötü olmasına rağmen, bu durumun ileride düzeleceğine inancının yüksek olduğunu belirten Turabi, sınır kapılarının Eritre’ye açılmasıyla bölgede ticaretin hareketleneceğini ve bunun yaşam şartlarının iyileşmesinde önemli rol oynayacağını söyledi. Turabi, bölgenin kötü durumdan kurtulması için gerekli yaklaşımı şöyle açıkladı: “Eritre halkı ile bizim tarihi bağlarımız var. Eritre halkının büyük bir bölümü Arap’tır; bizim halkımızdır. Zaten o halkı bizden ayıranlar da Batılı sömürgecilerdir. Bu bilinçle her iki ülke halkı birbirini kardeş bilerek, her anlamda dayanışma içinde olmalılar.”  
“Özellikle Batılı ülkeler Darfur ile Sudan’ın arasını açmak için yoğun bir çaba içerisindeler. Nedir bu Darfur sorunu?” sorusuna Turabi, “Öncelikle Sudan’ın tek milletli bir ülke olmadığının bilinmesi gerekir. Başkaları bizleri ‘siyah reknkli’ gördüler ve bize siyah anlamına gelen Sudan dediler. Bütün rengi siyahlar, Sudan adı altında toplanmış oldu. Aslında Darfur yüzlerce yıl bağımsız olarak hayatını sürdürmüş bir devletti. İngiltere, Sudan’ı işgal ettiği zaman Darfur’u da işgal etti. Buna tepki olarak Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’ya yakınlaşıldı; dolayısıyla Osmanlı Devleti ile aynı tercihi yapıldı. Savaş bittiğinde de İngiltere Sudan’ın bu tutumu nedeniyle cezalandırıcı bir tavırla ülkeye hiçbir hayır yapmadan aldıklarıyla çekip gitti” şeklinde cevap verdi.
“Arapça dilinin yaygın olarak konuşulmaya başlanması bizim dönemimizle başladı ve bugün Sudan’ın hemen hemen bütün bölgesinde konuşulan dil haline geldi,” diyerek Arapça’nın yayılmasının İslam dini ve kültürünün bölgede yayılması ve yerleşmesinin göstergesi olduğunu vurgulayan Turabi, bu durumun özellikle Batı’nın hoşuna gitmediğinin altını çizdi.
Kendi döneminde Sudan halkının, başta basın ve düşünce özgürlüğü olmak üzere birçok alanda, tarihinde pek yaşamadığı, özgürlüklerle tanışmaya başladığını kaydeden Turabi, bugün Sudan’da yaşanan krizden ancak özgürlüklerin genişletilmesi ve yaygınlaştırılmasıyla çıkılabileceğini belirtti.   Sudan’da bütün kesimleri ve bütün bölgeyi kuşatacak milli bir parti kurma hedefinin olduğunu da duyuran Turabi, partisinin Afrika kıtasında Arap ve İslam ülkesinin en güzel örneğini göstermek için mücadele vereceğini ifade etti.
MİLLİ GAZETE ( MUSTAFA SABRİ DEMİR' İN YAZISI) - 21 ŞUBAT 2008 PERŞEMBE
AKRA