Bir Ramazan ayını daha bitirmek üzereyiz. Asıl olana nasıl dönülmesi gerekiyorsa bu ayı, bitmeden bir fırsat bilmeliyiz. Şu an itibarıyla Efendimiz (sas)’in “Kadir Gecesi’ni Ramazan’ın son on gününde arayın.” dediği günleri yaşıyoruz.
Ekonomik kriz ve sıkıntı bir yana bugünlerde insanlarımızın gözlerinden kaçan bir durum var ki o da büyüklerimizin sohbet meclisinde ısrarla vurgulanan bir uyarı: “Aslınıza dönün!” Toplum olarak manevi bir kuraklık yaşadığımıza dikkat çekilen bu uyarıların muhtemelen iki hedefi var:
Birincisi, metafizik gerilimini muhafaza edenleri ve Rabb’e yakınlığı kaybetmemiş olanları biraz daha yakınlaştırmaktır. Onlara ruhumuz feda olsun. Çünkü her şeye rağmen üzerimize sağanak sağanak yağan nimetleri belki de sebep planında onlara borçluyuz.
İkincisi son yıllar itibarıyla muhtemelen maneviyata karşı biraz nankör davrandık. Bir nevi dünyevileşme de diyebileceğimiz bizi biz yapan manevi dinamiklerimizden uzaklaştıracak farklı duygu ve düşüncelere yöneldik. İşte bu mesajlar bu tür duygu ve düşünceler taşıyan insanlara adeta “Tekrar aslınıza dönün!” talimatı hükmündedir.
Evet, namaz, Kur’an okuma, gözyaşı, teheccüd, cevşen, tesbihat, vaaz dinleme gibi dinamiklerimiz, ev–araba alma, tatil yapma düşüncesi gibi dünyevi tutkular kadar hayatımızda bir yere sahip olamıyorsa kulluğumuzu tekrar gözden geçirip sorgulamamız gerekir.
Bir Ramazan ayını daha bitirmek üzereyiz. Asıl olana nasıl dönülmesi gerekiyorsa bu ayı bitmeden bir fırsat bilmeliyiz. Şu an itibarıyla Efendimiz (sas)’in “Kadir Gecesi’ni Ramazan’ın son on gününde arayın.” dediği günleri yaşıyoruz. Bu kutlu günlerde Cenab–ı Hakk’ın rahmet esintileri dalga dalga yayılmaktadır. Tabii bu dalgaları, alıcıları maneviyata açık olan insanlar daha iyi hissedeceklerdir. Efendimiz (sas)’in şu hadisi bu hakikati çok güzel bir şekilde dile getirmektedir: “Şüphesiz sizin bazı anlarınızda Cenab–ı Hakk’ın rahmet, merhamet, lütuf ve ihsan esintileri vardır. Dikkat edin, onları yakalamaya gayret edin. Ola ki, sadece bir nefesçik size isabet eder de ondan sonra ebedi şaki olmazsınız.”
Evliya–ı izamın hayatına baktığımızda onların bu rahmet, füyuzat ve lütuf dalgalarını yakalamak için sürekli uyanık olduklarını görmekteyiz. Onlar, seher vakitlerini, Kadir Gecesi gibi özel geceleri birer fırsat bilip o zaman dilimlerinde esen manevi esintileri yakalamak için özellikle uyanık olmuşlar ve o geceleri ibadet u taatle geçirmişlerdir. Bir seyyali an, ufacık bir nefha, bazen bir esinti pek çok veliyi velayete ve saadete taşımıştır. İşte bu anlar, yukarıda okuduğumuz hadisin zahiri ifadesinden de anlaşılacağı üzere kulu manevi derinliklere taşıyan rampalar gibidir. Ancak böyle bir nefhayı yakalayabilmek, geceleri uyanık olmaya ve evrad u ezkarla meşgul olmaya vabestedir.
Yine değişik hadis–i şeriflerin bildirdiğine göre çekilen evrad u ezkârlar, salat u selamlar, gece ve gündüz kılınan nafileler kulun zamanla adeta böyle bir an–ı seyyaleyi yakalamak için haleti ruhiyesini manen dizayn etmekte ve onu hazırlamaktadır. Şimdi artık asl olana dönme vaktidir. Şimdi Allah’a koşma, O’na ibadet etme ve ruh dünyamızı yeniden şekillendirme zamanıdır.
ZAMAN
25.11.2002