İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Anayasa değişikliği tek partiyle demokratik olmaz

Türkiye
|

Sivil anayasa Hareketi'nin kurucusu Prof. Dr. Murat Belge'ye göre hükümetin tek başına anayasa değiştirmesi yanlış. Murat Belge, meclisin söz konusu değişiklikler için 150 kişilik bir danışma kurulu oluşturabileceğini söylüyor.

Anayasa konusu gündeme oturduğundan beri aklımda hep bir düşünce. Toplumun üçte birini temsil eden bir partinin mevcut anayasayı değiştirirken ne kadar etkili ya da tarafsız olabileceği. Başbakan Abdullah Gül, hükümet planını açıklarken anayasanın belli maddelerinde değişiklik yapacakların söyleyince. Sivil Anayasa Hareketi'nin kurucusu Prof. Dr. Murat Belge'nin kapısını çaldım. Belge ile anayasanın nasıl değişmesi gerektiğini, sivil hareketin desteğini ve bireylerin niye yasalara karşı bu kadar uzak durduğunu konuştuk. * Yazılarınızda 60 anayasasının bile 12 Eylül'den çok daha iyi olduğunu söylüyorsunuz. Mevcut anayasamız dayatmacı mı sizce? -Evet, genelde öyledir. * Türkiye'nin mevcut yapısına baktığımız zaman anayasayı ne şekilde değiştirmek gerekiyor? -Yapılabilirliği açısından belki de daha uygun olanı varolanı düzeltmek. Türkiye'de bir de bu "aman bununla yetinelim" diye bir ruh hali olduğu için bize uygun olan bu. İKTİDAR YETERLİ DEĞİL * Nasıl bir ruh hali bu? -İşte radikal bir işe kalkışmayalım biraz daha düzeltelim falan gibi ehveni şerce bir şey, alışkanlık, siyasi kültür. Anayasa çerçevesinde baktığımızda ise tamamen yeni bir anayasa yapmak tabii önemli olan. Çünkü kötü olan bir sistematik düzeltilemez. * Anayasada sizi en fazla rahatsız eden nedir? -Bu kötü bir sistematik, bütünüyle sakat yani özgürlükle, demokrasiyle ilgisi olmayan bir şey. En önemlisi sevgi bağı olmayan bir anayasa bu. Yok etmek üzere yapılmış bir anayasa şimdi siz onun orasını burasını sarıya, turuncuya boyayacaksınız, buradan demokratik bir şey çıkamaz. * Tek başına iktidar bir avantaj mı böyle bir değişiklik için? -Bir anayasa değiştirmek için en elverişli şey tek başına iktidar olmak değil. Tek başına iktidar anayasa değiştirmeye yetmez. Ne kadar daha temsili olursa o kadar önemli. Ama onun formülleri bulunur. * Nasıl bir formül? -Evren anayasa yapmak için kendine bir danışma meclisi kurmuştu. Yani bu durum bile o şartlarda dahi bir anayasanın hazırlanmasının nasıl demokratik olduğunu gösteriyor. Anayasayı hazırlayacak adamların adı Danışma Meclisi'ydi. O zaman 550 kişilik bir mecliste 150 kişilik bir kurul oluşturulabilir. Bu durum endişesi olan herkesi rahatlatır. YASA DEĞİŞTİRMEK YETMEZ * Avrupa Birliği'ne giriş için üzerimize düşenleri en son 76. ve 78. maddede yapılacak düzenlemelerle yerine getirmiş olacağımız söyleniyor. Sizce AB için gereken anayasal düzenlemeleri yaptık mı? - Değil tabii. Bunlar gerçeklikten çok uzak yerlerde tartışıldı bütün AB konusunda. Bu konuda çok ayak sürüdük. Örneğin "onlar bizi almaz" havası. Biz istemiyoruz, biz reddediyoruz demiyorlar çünkü halk istiyor bu belli. * AB'ye girme isteği içten değil yani. -Bakın "idamı kaldırdık yarın bunlar başka bir şey çıkarırlar"diye bir tavrımız var. Bize "Leyla Zana" niye hapiste derler. * Diyorlar da zaten. -Ee tabii. Onlar diyene kadar niye biz düşünmüyoruz Zana niye hapiste diye? Var mı bunun bir aklı başında gerekçesi? Yani kadın bir fikir söylemiş, bilmem ne, ne yapmışsa yapmış, bir şiddet yok. Senin girmek istediğin Avrupa'da da zaten bu böyle. Böyle insanlar hapiste olmuyor. Yani Leyla Zana'yı da hapisten çıkarmayacağım, AB'ye de gireceğim demek bir irade falan koymak değil. * Hükümetin yeni programında Zana'yı da kapsayan gelişmeler var. -Onları hepsi çok olumlu. Göreceğiz tabii uygulaması önemli. Ayrıca önemli olan Anayasa'da bir takım maddelerde kağıt üzerinde değişiklik yapmak değil. Uygulama lazım. O yazıyı yazıyoruz ama sonradan örneğin Eskişehir'de ağızlarını bantlayıp espriyle karışık protesto yapan öğrencilerin evine polisi telefon ettirtiyoruz. Böyle mi Avrupalı olunur? Zana ve diğer problemler yıllardır demokraside varolan tarihi sivilceler. Bunlardan kurtulmamız lazım. AB'YE PARA İÇİN GİRİYORUZ * Bütün yasa değişikliklerine rağmen biz AB'ye giremez miyiz? -Evet bir kere girmek istediğimize dair ortada bir şey gözükmüyor. Neye girmek istediğimiz anlaşılmıyor. Daha çok para kazanmak için falan herhalde çoğunluğun istemesi. Yoksa kimsenin daha çok demokrasi olacak gibi dertleri olduğunu zannetmiyorum. * Bu çok karamsar bir yaklaşım yani hepimiz zengin olalım diye mi AB'ye girmek istiyoruz demokrasi, özgürlük, çağdaşlık özlemi yok mu? -Ben bunu kafamdan uydurmuyorum ki çeşitli anketler yapılıyor. Sonuç ortada. ERDOĞAN'IN BAŞBAKANLIĞI KAMBUR OLUR * Kopenhag'a yetiştirilmesi düşünülen anayasal paket hakkında ne düşünüyorsunuz? -Tabii bu paket 109 madde değişikliği haricinde son derece olumlu. 109. maddeye gelince biraz endişe duyuyorum. Bir sistemin işleyişini bir partinin geçici ihtiyaçlarına göre değiştirmeye kalkarsak demokrasiden uzaklaşmış oluruz. 109. maddeyi değiştiririz Erdoğan dışardan başbakan olur ama şimdiye kadar bunun tam tersine alışmış sistem için bu durum bir kambur haline gelir. * Sizce en önemli değişiklikler ne olmalı? -Şiddet içermeyen her düşüncenin mutlak özgürlüğü. Bu garanti altına alınmalı. Eleştiriden, tartışmadan muaf hiçbir şey olamaz. Kavram, kişi kurum, hiçbir şey olamaz bir toplumda. Böyle bir eleştiri vuku buldu falan diye kimse cezalandırılamaz. * Hükümetin açıkladığı anayasal değişiklik önerilerini nasıl buldunuz? -Hepsini olumlu değerlendirdim ama mevcut sistemin dışına pek çıkmayan değişiklikler. * Nasıl yani? -Örneğin Yök'deki değişikliklerden bahsediyor ama YÖK'ün var olup varolmayacağı tartışmasına girmiyor. Anayasalar toplumun ruh halini yansıtırlar Türk Anayasası kanunlarla neler yapabileceğinizi ayrıntılarıyla açıklar ama hiçbir şey yapamazsınız. Kağıt üzerinde özgürüz * Anayasalarda hiçbir zaman değişmeyecek maddeler var mıdır? -Eşitlik, söz hakkı, eleştiri hakkı , işte insanın dil, cins gibi ayrım güdülmez gibi laflar bütün anayasalarda vardır. Bazılarında devletin kutsallığı anlatılır. * Son günlerde özellikle "devletin dini" maddesinin üzerinde konuşuluyor. Ya hükümet bunu değiştirmeye kalkarsa diye bir korku da var. -Bu tarz korkular var ama bu değişiklikler yapılamaz. Toplumun % 35'ini temsil eden bir parti "resmi din İslam'dır" diyemez. Herhalde hep beraberce kıyameti koparırız ve engel oluruz. * Anayasa konusu her zaman bireylere soğuk gelmiştir. Bu bizim anayasamızdan mı kaynaklanıyor yoksa her yerde mi böyle? -Anayasalar hem kuralları temsil ederler hem de toplumun ruh halini dile getirirler. Sadece arada ulusal üslup farkları vardır. * Nasıl bir üslup farkı? -İngiltere'de kanunlar nelerin yapılmayacağını açıkça yazar. Başka her şeyi yapabilirsiniz der. Almanya'da kanunlar nelerin yapılabileceğini ayrıntılı olarak açıklar başka hiçbir şey yapamazsınız. Fransa'da kanunlar nelerin yapılabilir, yapılamaz olduğunu açıklar fakat canınızın istediğini yaparsınız. Rusya'da kanunlar nelerin yapılabileceğini ayrıntılarıyla açıklar ama hiçbir şey yapamazsınız. * Ya biz? -Türkiye de bu son kategoriye yakın. Biz özgürüz, her türlü hakka sahibiz ama bunları kullanma hakkına sahip değiliz. Sadece kağıt üzerinde. * Sivil anayasa nasıl gerçekleşecek? Halk oturup anayasa mı yapacak? * Hayır olur mu öyle şey. Milyonlarca insan oturup anayasanın maddeleri üzerinde konuşmayacak tabii. Anayasayı yapan uzmanların toplumun büyük çoğunluğunu temsil etmesi gerekir o yüzden danışma kurulu oluşturulmalı. * CHP ya da AK parti ile temaslarınız oldu mu? Bir çağrı geldi mi? -Şu anda henüz yok, ama vaktiyle de pek böyle bir şey olmadı. Sivil anayasa hareketi zamanında çeşitli partilerde belirli konumlarda olanlar, bireysel şekilde destek verdiler o kadar. * Mevcut hükümetin kişisel hak ve özgürlükleri de kollayan bir yapısı var. Ne düşünüyorsunuz? -O konuda biraz ihtiyatlıyım. Ortada türban, vs. gibi yani doğrudan doğruya onları ilgilendiren şeyler olmazsa hangi ölçekte, hangi boyutlarda insan hakları savunucusu olacaklarını daha ben bilmiyorum, siz biliyor musunuz? Yavaş yavaş ilerlemeye vaktimiz yok Şimdiye kadar toplumdan hiç kimseye fikir sorulmadı ki Dayatmacı bir anayasa bizimkisi * "Sivil Anayasa" girişimi ne oldu? -Barnett'in başlattığı Charter 88 denilen Anayasa girişimini biz de farkı bir şekilde uyguladık. Onlar elit imzacılar esprisiyle bir hareket yaptılar biz sınırlı düşünmedik ve bunu herkese açtık. Ama bir taraftan da bu durumu kampanyaya çevirmedik. İyi mi oldu kötü mü bilemiyorum. En sonunda da ne olduğu belli olmayan bir hareket haline dönüştü ve kendi kendine tavsadı durdu. Olay orada bırakıldı. * Dünyada anayasalar nasıl yapılır? Bu tarz kampanyalarla desteklenir mi? -Sivil toplum örgütü gibi bir kavram çok yeni bir kavram. Dünyada ülkelerin pek çoğu anayasasını daha bu kavramlar çıkmadan çok daha önce yapıp bitirmişti. Anayasaları ikiye ayırmak mümkün. Biçimi şöyle veya böyle bir toplumsal mutabakata denk düşen ve onun üzerine oturan anayasalar ya da böyle bir mutabakatın sağlanamamış olduğu anayasalar. * Bizimkisi nasıl oluşturuldu? Bizde konjonktüre göre birisi duruma hakim oluyor kendi iradesine göre bir şey yapıyor. Koşullar değişmediği için de öyle kalıyor. * Sivil anayasa girişiminde hedef anayasayı değiştirmek miydi? -Hayır. Önce anayasasının tartışılmasını istedik. Bir toplumun tüm düzeni, kuralları bu metinle oluşturulduğuna göre, toplum hangi kurallarla yaşamak istediğine karar vermeli. Şimdiye kadar hiç kimseye fikir sorulmadı ki. Demin sorduğunuz gibi dayatmacıyız. * Biz millet olarak anayasamıza sahip çıkmıyoruz galiba. -Demokratik olmayan ülkelerde insanlar bu gibi konulara girmeye çalışırlar ve püskürtülürler. Şimdi bunun tersi de geçerli olabiliyor. Yetkililere bırakıyorsunuz, hepsi yürüyor, güven mevcut. * Siz söylediniz hak ve özgürlüklerimiz var ama kullanamıyoruz diye. Nasıl güvenelim? -Doğru işte bu yüzden demokratik olmayan ülkelerde de nasılsa benim herhangi bir şeyi değiştirmeye gücüm yok diye bir tavır oluyor. Yönetici elit, sağır kaldıkça, ki ben buna damar sertliği diyorum, mesaj yerine gitmiyor. * Damar sertliğinin sonucu felç olabilir mi? -Toplumda bunun tıkanması yıllar alıyor. Ama sonuç beyin sulanması. Anayasayı değiştirmeye kalkışmak Türkiye gibi bir yerde zor olabilir. Bizim daha önceki teşebbüsümüzde sağır bir yapı ile karşılaştık. Genelde sınırlı ve büyük fedakarlıklar gerektirmeden bir hedef koyup onu başarmaya çalışıyoruz. * Böyle yavaş ilerlemek için vaktimiz var mı? -2002 yılındayız ve hiç vakit yok. Bu kadar yerinde saydıktan sonra, hızlı yürüsek iyi olacak. SABAH - 25.11.2002
AKRA