Altın fiyatları son 30 yılın en sert ve hızlı düşüşünü yaşadı. Açıkçası altında yaşanan bu çöküşü tahmin eden olmadığı gibi düşüşün tam anlamıyla nedenini bilende yok. Aslına bakarsanız altındaki bu çöküşe dair ileri sürülen nedenlerin hiç biri tatminkâr değil. Çöküşe dair üzerinde en çok durulan yorumlara bakacak olursak;
Başta G.Kıbrıs olmak üzere merkez bankalarının altın satışına başlayacağına dair beklentiler, büyük altın fonlarından gelen satışlar ve doların güçlenmesinin altındaki bu sert satışlarda etkili olduğu ileri sürülmektedir. İleri sürülen bu nedenler son 30 yılın bu kamikaze düşüşünü açıklayamaz…
Üzerinde en çok durulan etken olan merkez bankalarının altın satmasına gelince; merkez bankalarının elindeki altın miktarı abartıldığı kadar değil. Üstelik tüm merkez bankalarının altın satması gibi bir durumda yok. Merkez bankalarının dünya altın madeninin sadece yüzde 19'una sahip olduğunu biliyoruz.
Altını kademeli olarak 800 dolarlardan alıp 1900 dolarlara çıkarıp, oradan serbest düşüşe sokanlar aynı eller. Yükseliş döneminde mevcut konjonktürü kullanıp malzeme yapan eller, şimdide düşüş yönünde malzemeler türetiyorlar.
Krizin başlangıcından bu yana altın kelimesinin yanına hep güvenli liman ibaresi eklendi. Bu çöküşte anlaşıldı ki; altın güvenli bir liman değilmiş. Güvenli limanlarda bu kadar dalgalanma olmaz…
Yazının başında dediğimiz gibi, son 30 yılın bu büyük ve sert düşüşün nedeni tam anlamı ile belli değil. Üstelik düşen sadece altında değil. Düşüşe dair kim ne derse desin inandırıcılığı zayıf kalıyor. Kesin olan bir şey varsa, o da; çok ciddi ve büyük bir organizasyon sonucunda altın tepetaklak edildi.
Daha birkaç hafta öncesine kadar altına methiyeler düzenlerin mevcut tablo karşısında her zamanki gibi koroya uymaları gerçekten manidar.
Çöküşün ardından, altın yorumları yapılırken üzerinde durulmayan ve es geçilen çok önemli noktalar var. Ve bu noktalarda da aslında yaşanan bu çöküşün nedenlerine dair ipuçlarını barındırıyor.
Şimdi bu es geçilen önemli ayrıntılara bakalım;
G. Kıbrıs'la beraber ekonomik krizin pençesine düşmüş diğer Avrupa ülkelerinin de altın satacağına dair dedikodular piyasalarda yayılmaya başlamıştı. Avrupa'nın sorunlu ülkelerinin bulundurduğu altın miktarlarının toplam rezervleri içerisinde payları diğer ülkelere göre oldukça yüksek.
Bu ülkeler rezervlerindeki altınları satıp ekonomik darboğazdan çıkmaya çalışacaklardı. Örneğin bu kriz ülkelerinden toplam rezervi içindeki altın oranı Portekiz'de yüzde 91, Yunanistan'da yüzde 83, İtalya'da yüzde 73 seviyesinde bulunmaktadır. Birileri Avrupa'daki krizin daha da derinleşmesini istemiş olabilirler.
Özellikle geçtiğimiz hafta yazdığımız Offshore-Leaks ile altındaki bu çöküşün bağlantısı üzerinde düşünülmelidir. Kaçak paraya savaş açan Avrupa'yı birileri hemen cezalandırmak istemiş olamaz mı?
Diğer taraftan İran'ın uluslararası ticaretten tecriti ile birlikte son yıllarda yüksek miktarda resmi ve gayri resmi yolardan altın topladığı biliniyor. Zayıf bir ihtimal ama bu plana İran'da dâhil edilmiş olabilir.
En önemlisi de tüm bu operasyonları yapanların aslında dünyanın yakından tanıdığı kişiler olması. Altına spekülatif talep oluşturup onu zirvelere taşıyan ellerle, bu çöküşü yapanlar aynı eller.
Para cambazları olarak nitelendirilen bu büyük oyuncular zaman zaman çelişkili açıklamalar yaparak diğer piyasalarda olduğu gibi, altın piyasasında da istedikleri gibi at koşturabiliyorlar.
Kim bunlar?
George Soros, Ocak 2010'da Davos toplantıları sırasında, ' En tepedeki varlık balonu altın' demişti. Aradan geçen kısa bir zaman sonra altın fiyatlarının pahalı olduğunu ifade eden Soros'un aynı zamanda da altına yatırım yaptığı ortaya çıkmıştı. (26.09.2010 tarihli 'Altınla oynayan 'Sabıkalı' kim?' başlıklı yazımız)
Jim Rogers, son düşüşle birlikte altın fiyatlarında henüz yeterli düşüşün yaşanmadığını iddia etti. Hâlbuki aynı Rogers, 2009'da altının gelecek 10 yıllık dönemde 2000 doları göreceğini söylemişti!
Marc Faber, servetinin dörtte birinin altında olduğu iddia ediliyor. Faber, 'Yatırımcılar altında dalgalanmaya hazır olmalı. Ben her ay altın almaya devam ediyorum' diyor.
John Paulson, son düşüşte 1,5 milyar doları buhar oldu diye dünyanın ona ağlamasını istiyorlar. Krizin dahi çocuğu Paulson'u bu kriz ortaya çıkardı ve herkes kaybederken o milyarlarca dolar kazandı. Bu kazancının büyük bir kısmını da altından yaptı.
Finansal piyasalarda köpek bağlığı olarak nitelendirilen bu adamlar işlerine/pozisyonlarına göre konuşmaya devam edip yatırımcıların kafalarını karıştırıyorlar. Dünyanın gözünün içine baka baka altınla oynuyorlar. Hülasa çamura düşünce kıymetini yitirmeyen altın, organize işler ve kirli oyunlarla bu para cambazlarının elinde oyuncak oldu
Fevzi Öztürk/ Yeni Şafak