Belki insan ilk anda, ABD'nin Irak ve Afganistan'da yenildiğini ve hali hazırdaki şartları kabullendiğini, Irak savaşındaki acziyetini itiraf ettiğini, 'şer ekseni' ülkeleri Suriye ve İran'la kopan ipleri, Irak'taki kötüleşen güvenlik şartlarına çözüm bulunmasını amaçlayan Bağdat Konferansı kanalıyla tamir etmeye başladığını düşünebilir. Bazı gözlemciler, BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi, Arap Birliği, Suriye, İran, Mısır ve diğer komşu ülkelerin gözetiminde yapılan konferansı Baker raporunun tavsiyelerinin kabulü olarak değerlendiriyor. Fakat ben bu konferansın yeni bir siyasi taktik olduğunu düşünüyorum. Bu taktik, Irak'ın uğruna işgal edildiği gerçek ABD ajandasının hayata geçirilmesiyle son bulacak Amerikan hareketlenmesine, bölgesel, İslami ve uluslararası meşruluk vererek kendini gösteriyor.
Güvenliği komşulara yıkacak
Irak'taki en önemli aktörlerden sayılan İran, Anayasayı Koruma Konseyi Başkanı Ahmed Cenneti'ye göre konferansın hedefinden kuşku duyuyor. Cenneti, bazı bölge ülkeleri ve Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesini, Bağdat Konferansı'na katılarak otoriteyi Irak halkının elinden almaya ve ABD'yi destekleyen gruplara sunmaya çalışmakla suçladı.
Irak'taki Şii gruplara silah verdiği yönünde İran'a, sınırlarından Irak'a yabancı savaşçıların sızmasını engellemediği gerekçesiyle de Suriye'ye yöneltilen suçlamalar, ABD'nin bu iki ülkeyi, Suudi Arabistan ve Ürdün gibi diğerleriyle birlikte Irak şartlarına daha fazla katma girişiminden başka bir şey değil. ABD'nin kendisi bu arada Irak'tan çekilecek ve böylelikle alçalmış Irak hükümetiyle arkasındaki komşu ülkeleri tamamen bırakacak.
Amerikalılar, şiddetin kendi topraklarına sızmasından endişelenen Irak'a komşu ülkelerin, güvenlik sorununa doğrudan müdahalede bulunmasını umuyor. Böylelikle, şartlar daha da kötüleştiğinde fatura Amerikalılardan çok komşu ülkelerin başına patlayacak. Yanı sıra, konferans ülkelerin nüfuz paylaşımı konusunda birbiriyle uğraşmasını hızlandırırken, bir yandan da herkes Irak'ın yeni petrol yasasına 'saygılarını sunuyor'. ABD'nin komşu ülkeleri Irak sorununa katma isteği, konuyu bilenler için sır değil. Konferanstaki Amerikalı temsilci de, 'Irak'ın güvenlik, siyasi süreç ve ekonomiyle ilgili konularda komşularının desteğine ihtiyacı olduğunu' ifade ederek bu ülkelerin önemine vurgu yaptı.
ABD politikasındaki bu dönüşümün sebebi, Bush yönetiminin uğruna Irak'a geldiği petrolü korumaktaki acziyeti ve Irak topraklarının Taliban gölgesindeki Afganistan'a benzer biçimde ABD'ye düşman silahlı hareketlerin kutuplaşma bölgesine dönüşmesine yönelik endişe.
ABD yönetiminin içeride ve dışarıda maruz kaldığı bir dizi sarsıntı sonrası şu anki isteği, Irak'ın yeni petrol yasasının onaylanması. Bu yasanın taslağını bir Amerikan danışmanlık şirketi hazırladı; Bağdat'taki ABD elçiliği Irak'ta bazı çalışmalarda bulunması için bu şirketi kiralamıştı. Büyük ABD petrol şirketleri ve IMF de taslağı Irak hükümetine sunulmadan önce inceledi.
Bush bir süre önce 'ABD güçlerinin Irak'taki varlığının petrol ve İsrail'i korumak gibi iki sebebe dayandığını' ifade etmişti. ABD Başkanı bu yeni yasanın gölgesinde, Amerikan şirketlerinin elde edeceği imtiyazlarla petrolü kontrol altına alabilecek. Independent gazetesinin 17 Ocak'ta yazdığı gibi, önümüzdeki günlerde Irak parlamentosuna sunulacak yasa, yabancı şirketlere 30 yıl boyunca dünyanın üçüncü büyük rezervlerine sahip Irak'ta petrol çıkarma fırsatı verecek. Yasa, anlaşma sonrası bu şirketlere ilk yıl zarfında yüzde 75'e varan kâr imkânı sağlıyor. Bu da, Irak petrollerini 1972'deki devletleştirmeden bu yana sömürmeyi amaçlayan en kapsamlı operasyon.
Fakat, halihazırdaki şartların gölgesinde Irak petrolünden maksimum derecede istifade etmeyi engelleyen birçok sorun da var: Irak'ın güneyindeki petrol kuyularının çoğunluğunu İran destekli Şii milisler kontrol ediyor. Bu bölgeler, İran destekli Abdülaziz el Hekim'in nüfuzu altında. Şii milisler Basra'da, yasal olmayan bir biçimde sekiz limanı kontrol altında tutuyor, petrol bu limanlar kanalıyla kaçırılıyor ve Şiiler aidatları da Irak gazetesi Zaman'ın işaret ettiğine göre kendi aralarında bölüşüyor.
İki yılda 16 milyar dolar kayıp
New York Times gazetesiyse Irak'taki silahlı grupların, petrol kaçırarak ve yabancı rehinelerin serbest bırakılması için fidye alarak kendi kendilerini finanse edebildiklerini doğrulayan gizli bir raporu ele geçirdiğini yazdı. Rapor, bu grupların 25-100 milyon dolar arasındaki yıllık hasılatlarının ABD'ye yönelik eylemlerini finanse ettiğini açıklıyor.
Bu yüzden de ABD'nin Irak'a komşu ülkelerle oturup anlaşması gerek. Özellikle de Irak'ın yeniden inşa projesinin bağımsız denetçisinin, ekimde Irak'ın iki yılda petrol ihracından 16 milyar dolar kaybettiğini ve petrol yasasının içerdiği çözümün, Amerikalılara askeri yöntemin aciz kaldığı konuları diplomasiyle çözme imkânı sağlayacağına vurgu yapması sonrası... Hal böyleyken komşu ülkeler de, ABD'yi kendilerini ve rejimlerini tehdit etmekten uzak tutarak tarihi kazanım elde ettiklerini düşünüyor.
RADİKAL -19 MART 2007 PAZARTESİ(Lübnan gazetesi Liva)






