İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Sözün bittiği yerdeyiz, yatırım amaçlı bir söz

Güncel
|

Türkiye paradokslar ülkesi. Bir “yalan yasak” yüzünden on binlerce kız evladını diri diri eğitim hakkından mahrum edecek kadar “cahil”leşebilen hoyrat bir ülke.

Türkiye paradokslar ülkesi. Bir “yalan yasak” yüzünden on binlerce kız evladını diri diri eğitim hakkından mahrum edecek kadar “cahil”leşebilen hoyrat bir ülke.
 
Beş yıldır güçlü parlamento desteğine sahip bir iktidar var Türkiye’de. Başbakanın kızları başta olmak üzere pek çok milletvekilinin eşi ve kızı da başörtüsü mağduru. “Haydi kızlar okula” kampanyaları düzenlenir ama okumak isteyen başörtülü kızlar saçlarından sürüklenerek okuldan atılır. Şehit olmuş oğlunun hatırası için gururla orduevindeki törene giden başörtülü anneler kapı dışarı edilir… Anayasa’nın 42. Maddesi’nde ise: “kimse eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz!” deniliyor. 
Avrupa’da yasak yok!
Avrupa'daki laik üniversiteler; üniversitede okuyan öğrencileri “kamu hizmetinden faydalananlar” olarak gördüğü için bu çağdışı uygulamayı aklından bile geçirmiyor.  Zaten önceki gün de Avrupa Parlamentosu, AB üyesi ülkelerdeki okullarda başörtüsünün yasaklanmasını öneren taslak kararı kesin bir dille reddetti.
Başörtüsü yasağı, Türkiye’nin son 30 yılda enerjisini tüketen kanunsuzlukların başında geliyor.  “Kanunsuz” diyoruz çünkü, egemen medyanın yıllardır halka yutturmaya çalıştığı en büyük yalancı dolmanın başını çeken iddia, “yasak” kelimesinde gizli. Avrupa’nın hiçbir ülkesinde “yasak” olmayan başörtüsü için sadece Fransa gibi bazı ülkelerde “Acaba ilkokulda yasak mı olmalı, serbest mi olmalı?” tartışması var. Türkiye’de ise medyanın ve bazı laikçi odakların uydurduğu gibi hukuki hiçbir engel söz konusu değil.
AİHM kararı da yalan!
Başörtüsü konusunda alınmış bir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararı yok. AİHM'e giden herhangi bir “türban” konusu da yok aslında. AİHM'e giden şikayetin içeriği aslında kısaca şu anlama geliyordu: “Türban yasağı çıktığında ben üniversite 2. sınıf öğrencisiydim. Ben türban yasağı olduğunu bilseydim üniversiteye girmez idim. Okulu bırakmak zorunda kaldım. Yasak benden sonra giren öğrencileri ilgilendirmeli. Ya bana kaybettiğim seneler için tazminat ödenmeli veya okula dönmem lazım!” İşte AİHM ‘in reddettiği istek bundan ibarettir. Yani başörtüsü konusunda AIHM'nin herhangi bir kararı yok.
Suç yok, ceza niye?
Anayasa Madde 38. - Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.” Madde açık. Ama Kanunsuz bir şekilde başörtülü öğrenciler okullarına alınmayarak olmayan “suç” yüzünden cezalandırılıyor…
TCK. Madde 188/6: “Bir kimse, gayrimeşru olarak her türlü eğitim ve öğretim kurumlarına veya öğrencilerin toplu olarak oturdukları yurt veya benzeri yerlere veya bunların eklentilerine girilmesine veya orada kalınmasına kişiler veya eşya üzerinde zor kullanarak veya başkalarını tehdit ederek engel olursa yukarıdaki fıkrada gösterilen ceza ile cezalandırılır.” (iki yıldan dört yıla kadar hapis)
Yasayı uygulayın!
Yasadan ziyade, yasalarla serbest olan başörtüsüne adalet getirmek yeterli olacaktır. Tek yapılacak olan şey, yasaları uygulamayan, keyfi uygulamalar yapan, suç işleyen yasakçıları, adalet ve hukukla tanıştırmak. Bu yasakçıların yargı önünde hesap vermesini engelleyen, onlara dolaylı da olsa dokunulmazlık zırhı görevi yapan yasalar vardır ve bu yasaları değiştirmek, yürütmenin teklifi ile TBMM’nin yetkisi dahilindedir. Başörtüsüne özgürlük bugün iktidarıyla muhalefeti ile sivil toplum kuruluşlarıyla, aydınlarıyla, gazetecileriyle tüm ülke için, yasakçılığa, darbeciliğe, andıçlara, hukuksuzluğa karşı olmanın turnusol kağıdı haline gelmiş bir samimiyet testidir.
MİLLİ  GAZETE - 21 OCAK 2008 PAZARTESİ
AKRA