Açıkgöz, şunları kaydetti: "1937 yılından bu yana arpada, 1990 yılından bu yana elmada yeni bir çeşit geliştiremedik. Sebzelerde halimiz perişan. Domates tohumu ıslahçı hakkı bedeli nedeniyle altın fiyatıyla yarışıyor.
Meyvede ve kesme çiçekte eski türlerle üretim yaptığımız için ihracatımız artmıyor. Kesme çiçekte geçen yıl bir firmanın 4 TIR malına ıslahçı hakkını ödemediği gerekçesiyle Macaristan gümrüğünde el kondu ve ceza kesildi. Halen mısır tohumunun yüzde 95, ayçiçek tohumunun yüzde 60'ını ithal ediyoruz ve bu ıslahçı bedelini de ödüyoruz. Meyvede de alınan fidelerden elde edilen üretimin her yıl yüzde 5'ini ıslahçı hakkı bedeli olarak yurtdışına gönderiyoruz.
"İçinde bulunduğumuz kötü tablo bununla da kalmıyor" diyen Açıkgöz, şunları söyledi: "Anadolu orijinli mercimeği Kanada alıp geliştiriyor, Türkiye'ye satıyor. Avustralya Anadolu'ya ait nohuttan yeni bir tür geliştirip adına (çumra) diyor. ABD, Anadolu'dan aldığı buğday türünü soğuğa dayanıklı olacak şekilde geliştiriyor, adına (centurk) diyor. Türkiye, bu gelişmeleri seyrediyor." Son iki yılda koruma altına alınan yüzlerce çeşidin yarısına yakınının yabancı kökenli olduğunu, bunun Türkiye'nin önemli miktarda ıslahçı hakkı bedeli ödeyeceği anlamına geldiğini belirten Açıkgöz, "Avrupalı birçok firma Türkiye'nin iklim koşullarının uygun olması nedeniyle tohum üretip ihraç ediyor. 2006'da 42 milyon dolar ihracat yapıldı. İthalat ise 92 milyon dolar, bunun yarısı da ıslahçı hakkı" dedi.






