İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

12.03.1999 - İtikafın Sevabı, Allahı Zikretmek, Çocuklar Arasında Adalet

12.03.1999 - İtikafın Sevabı, Allahı Zikretmek, Çocuklar Arasında Adalet
Ramazan Sohbetleri

12.03.1999 - İtikafın Sevabı, Allahı Zikretmek, Çocuklar Arasında Adalet

18.03.2025
24 dk 16 sn

es-Selamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.

Allah hepinizden razı olsun.

Birinci hadîs-i şerîf, Râmûzü'l-ehâdîs'in birinci cildinin 74. sayfasından…

Taberânî kaydetmiş, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Hz. Ali Efendimiz'in oğlu Hz. Hüseyin Efendimiz'in babasından rivayet ettiğine göre buyurmuş ki;

İ'tikâfü aşrin fî Ramazân ke-hacceteyni ve umreteyn.

Çok müjdeli bir hadîs-i şerîf... Hikmetli ve anlamlı da... Hacdan ve umreden bahsediyor.

Hac ve umre ne kadar sevaplı, kıymetli ibadetler... Herkes can atıyor, gelmenin çeşitli çarelerini arıyor, "Para biriktirsem, gitsem!" diye temenni ediyor. Hacı teyzeler, hacı olamamış teyzeler yanılıyor yakılıyor, yürekler güp güp atıyor... "Ah nasip olsa da o mübarek yerlere gitsem, görsem, o ziyaretleri yapsam!" diye insanlar temenni ediyorlar.

Hac ve umre çok kıymetli iki ibadet!

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki;

İ'tikâfü aşrin fî Ramazân. "Ramazan'da on günlük itikâf..."

Neymiş?

Ke-hacceteyn. "İki hac gibidir." Ve umreteyn. "Ve iki umre gibidir."

Bu çok büyük bir müjde!

Ramazan orucu farzdır. Ramazan, müslümanların oruç tutma ayıdır, herkes biliyor. Minarelerde kandiller yanıyor. İstanbul'un sokakları, camileri, geceleri, gündüzleri manzara Ramazanlaşıyor, değişiyor, güzel bir hâl oluyor. İnsanlar ibadetine düşkün oluyorlar, Kur'an'a sarılıyorlar,

Bir de Ramazan'ın son on gününde Efendimiz itikâf eylemiş, hep devam etmiş.

İtikâf etmek ne demek?

Bir insanın ibadet kastıyla camiye gelip orada kalması, hatta gece gündüz orada yatması,  camiden dışarıya çıkmaması, kendisini ibadete tam bağlaması... Artık evine de gitmiyor, hep camide kalıyor; buna itikâf deniliyor. İbadet maksadıyla camide kalmak, hatta camiden dışarı çıkmamak, uyuyacaksa bile camide uyumak...

Ramazan'ın son on gününde Peygamber Efendimiz'in itikâf etmesi ve bunu tavsiye etmesi hadîs-i şerîflerde kesin ve kuvvetli bir sünnet. Ama sünnet-i kifâye... Herkesin itikâf etmesi lazım ama bir beldede birkaç kişi itikâf sünnetini yaparsa, kimseye sorumluluk yok. Peygamber Efendimiz'in sünnetine uyuluyor, emri tutuluyor, tavsiyesi muteber, geçerli, müslümanlar uyanık, Efendimiz'in yolunca yürüyorlar; tamam!

Kimse itikâf yapmazsa,  ne oluyor?

O beldenin bütün Müslümanları, sorumlu oluyor. "Sizi gayretsizler! Sizi tembeller! Sizi kusurlular! Siz Peygamber Efendimiz'in sünnetini yapmıyorsunuz, Ramazan'da itikâf etmiyorsunuz!.." diye oradaki Müslümanların, hepsi sorumlu oluyor.

Ama bir kişi kalkar da itikâfa girerse, o beldenin öteki müslümanlarından sorumluluk kalkıyor. Buna sünnet-i kifâye deniliyor. Birkaç tanesinin itikâf etmesi kifâyet ediyor, kâfi geliyor. Ötekiler de sorumluluktan yakayı kurtarmış oluyorlar.

Herkesin, bu güzel ibadeti tatması güzel bir şey...

Hz. Ali Efendimiz'den, oğlu Hz. Hüseyin'in rivayet ettiği bu hadîs-i şerîf de işi bir kat daha gözümüzde canlandırdı.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, bu hadîs-i şerîfinde; "Ramazan'da on günlük itikâf, iki hac ve umre yapmak kadar sevaptır." buyurdu.

O zaman ne yapacağız?

Hemen kâğıdı kalemi elimize alacağız, yazacağız;

"Önümüzdeki sene Ramazan'ın son on gününde; ben de Peygamber Efendimiz'in, bu çok tavsiye ettiği itikâf sünnetini yerine getireyim!" diye şimdiden niyetleneceğiz.

Olsun! Sekiz ay da olsa, insan niyeti önceden yaparsa, "Ben inşaallah böyle yapacağım!" diye gönlüne yazar, yerleştirirse, iyi olur.

Bir kartona, bir kâğıda veyahut ajanda şeklindeki takvim defterlerinin başındaki bir-iki sayfasına, year planning "senenin planlaması" diye bütün günleri ve ayları bir bakışta görebileceğiniz bir sayfasına, yılın hangi gününde ne yapacağını önceden yazıyorsun. O daima asıl meseleleri, senin gözünün önünde tutuyor.

"Yılın şu ayında hacca gideceğim!" "Şu zamanda filancanın doğumu var, onu kutlayacağım." "Filancaya tebrik yazacağım." "Hanıma söz vermiştim, şu olacak..." diye senenin ilerideki günlerinde ne yapacaklarının planını, tasarımını, düşündüğünü yazdığı kağıtlar, satırlar, sayfalar oluyor...

Bu defter şeklindeki, ajanda dedikleri takvimlerde;

Hatta kocaman kartonlara basıp, harita asar gibi duvarlara da asıyorlar. Müesseselerde müdürler kocaman kocaman yazıyor, icabında önemine göre bazı yeri yeşil, bazı yeri kırmızı boyuyor. Duvarda, karton şeklinde de oluyor. Masasının üstüne, camın altına da koyuyor; orada her zaman bakıp görebiliyor.

Öyle veya böyle, önümüzdeki Ramazan'ın son on gününde itikâfa gayret edin, niyet edin, aklınıza yerleştirin! Çünkü "İki hac ve iki umre sevabı var." Diye, Peygamber Efendimiz söylemiş de, Hz. Hüseyin Efendimiz de Hz. Ali radıyallahu anh Efendimiz'den duymuş ve Taberânî kitabına yazmış; ne kadar güzel!..

Bunu güzel bir levha haline getirip, bastırıp dağıtmak lazım ki millet, Ramazan'ın son on gününde evinden ayrılıp camilerde yatıp kalkıp, biraz garibanlığı tatsın, biraz ibadetin zevkini alsın. Geceleyin Cenâb-ı Hakk'a tazarru ve niyaz etmenin, münâcaat etmenin, yalvarıp yakarmanın; yakarışın, ağlayışın, gözyaşı döküşün lezzetini kavrasın; bu sevapları kazansın!

İki hac ve iki umre! Hacceteyn ve umreteyn. "Sanki iki hac ve iki umre yapmış gibi sevap kazanır."

Aziz ve muhterem kardeşlerim, bir şeyi hatırlatmak istiyorum:

Cenâb-ı Mevlâ bir insanın bir güzel jestini, tavrını, amelini, davranışını, çıkışını, sözünü beğenirse, severse; sırf ondan bile cennete sokabilir. Ama kul, sevmediği tarzda olursa, bazen bir ömrünün ibadetini bile hiçe sayar. Ramazan'ını, haccını, ömründeki ibadetleri kabul etmez...

Çünkü bir kusuru, bir çürük tarafı vardır; kafasında bir yamukluk, çarpıklık, itikadında bir bozukluk vardır... Böyle şeyler olabilir.

Onun için yaptığımız ibadetlere gurur duymamalı, aldanmamalı, mağrur olmamalıyız. "Bizi kurtarırsa; Cenâb-ı Hakk'ın rahmeti, lütfu, merhameti, acıması kurtarır. Lütfederse kurtuluruz, yoksa bizim ibadetlerimizi teraziye koysak beş para etmez. Terazide bir göz nimetinin, bir kulak nimetinin, bir akıl nimetinin bedeli olamaz. Ömrümüzce yaptığımız ibadetleri bir kefeye koysak, Allah'ın bir nimetinin karşılığı olmaz." diye tevazuyu, elden bırakmamalıyız.

İbadete de aşkımız, şevkimiz çok olmalı!.. Ne güzel insanın sevdiği ile baş başa olması!.. Ne kadar güzel bir şey!.. İşte Ramazan'ın son on gününde de kul, sevdiği ile başbaşa oluyor.

Tabii 10 gün, herkesin yapabildiği bir şey. Hac ve umre herkese nasip olmuyor. Fukarâya nasip olmuyor, çünkü parası yetmiyor. Hacca gidebilmek için hükümetin koyduğu şartlar var, parası olsa bile onları aşamayan gidemiyor. Veyahut Suud'un koyduğu sınırlar, şartlar var; Suud vize vermezse, gidilmiyor.Hac yapılacak diyarların yönetimi elinde bulunan idare.

Hac ve umre kolay olmuyor. Masraf, zahmet, zaman istiyor. Haccın yılın belli bir zamanında oluşu, her zaman olmayışı var... İnsan o kadar, ay daha yaşayacak mı yaşamayacak mı meselesi var...

Ramazan'ın son on günü garibanların da, fukarânın da herkesin elinde bir fırsat... Demek ki itikâfı yapmaya çalışmalı! Biraz mârifetullâhı, nefisle cihat etmeyi, mânevî halleri, zikrin, ibadetin lezzetini tanımalı!..

İtikâfla bağlantılı bir hadis çıkması ,baa çok lezzet verdi,tad verdi,tatlı geldi.Bunu da size böylece aktarmış oldum.

Aynı sayfanın aşağı tarafında çok kısa bir hadîs-i şerîf var.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh hazretlerinin rivayet ettiğine göre buyurmuş ki.

A'zamü'n-nâsi dereceten ez-zâkirûne'llâhe.

A'zam, "en büyük" demek. A'zamü'n-nâsi. "İnsanların en büyüğü."

Hangi bakımdan?

Dereceten. "Mânevî rütbe ve derece bakımından."

Böyle üstün olmasının sebebi o. Ne cihetten en büyük?

Derece cihetinden en büyük...

"İnsanların derece cihetinden, derece yönünden, derecesi bakımından; mânevî rütbesi bakımından en büyük olanı kimlerdir?"

Ez-zâkirûna'llâhe. Allah mef'ul olduğu için üstün okunacak; "Allah'ı zikredenlerdir."

Allah'ı zikredenler, dereceten en yüksektir. En yüksek dereceli olanlar ;Yunus Emreler'dir, Mevlânâlar'dır, İbrâhim-i Hakkılar'dır, İsmâil-i Bursevîler'dir... Mübarek, sevdiğimiz Abdülehad-ı Nûrî hazretleridir, Aziz Mahmûd-ı Hüdâyî hazretleridir... vs.

Neden?

Hadîs-i şerîfte böyle buyuruyor da ondan.

Erbâb-ı tarikat, erbâb-ı tasavvuf; nefsi terbiye etmek, sâfîleşmek, edepli ve ihlâslı bir müslüman olmak yoluna girmiş olan, buna önem veren insanlar... Allah'ı çok anıp, hatırlayıp, hatırından çıkarmayıp Allah'ın rızasını kazanmak için dili zikirli, eli tesbihli olan ve gece gündüz Cenâb-ı Hakk'ı zikredenlerdir. Zaman zaman inançlarımızdaki çarpıklıkları, halkımızdaki yanlış kanaatleri dile getiriyorum.

Ne münasebetle?

Kur'a ile hadis kitabından bir sayfayı açıyoruz, karşımıza bir hadîs-i şerîf geliyor, onu izah ederken... Doğrudan doğruya herhangi bir sözü söyleyen insana, düşmanlığımız yok. Kendi kendimize bir şeyi iddia ettiğimiz, bir şeyi boş yere savunmamız da yok... Açıyoruz hadis kitabını, karşımıza hadîs-i şerîfler geliyor; "Peygamber Efendimiz'in sözleridir." diye okuyoruz.

Bunları okurken de, "Kim rivayet etmiş?" diye râvisini de bazen zikrediyoruz, o da tatlı oluyor. "Hz. Ali Efendimiz rivayet etmiş, Hz. Hüseyin Efendimiz rivayet etmiş." deyince, o mübarek insanların adını duyunca sevincimizden, yüreğimiz ağzımıza geliyor.

Türkiye'de onları seven, "Ben Alevîyim." diyen nice kardeşler var.

Bunları okurken bir de karşımıza geliyor ki, "Müslümanların derece bakımından en yükseği, Allah'ı zikredenler..." O halde demek ki zikretmek sevapmış, zikredenler en iyi müslümanlarmış. Bu, halkın üzerinde yanlış bir kanaati siliyor.

Halk tesbihliye, zikir erbabına, tasavvuf erbabına, nefisle cihat edene kızıyor. Gerçi hepsine kızmıyor, eskileri seviyor. Yunus'u Alevîsi Sünnîsi bütün kardeşlerimiz seviyor; Mevlânâ'yı herkes seviyor vs... Çeşitli yönlerden ufak tefek muhalifleri olanlar çıkabiliyor. Ama sonuç itibariyle onlar seviliyor da yirminci yüzyıla gelince gazeteler, dergiler, televizyonlar ateş püskürüyorlar.

Dengeli ve ölçülü tenkit her zaman yapılır. İyi bir insanın da kusurlu tarafları olur. "Şu kusurunu düzelt!" diye söyleriz, düzeltir. Ama kusuru olmadan veyahut küçük kusuru büyük göstererek, büyük meziyetleri küçültüp gözden saklayarak konuşmak doğru ve insaflıca konuşma değil.

İnsaflı konuşmak gerekirse, nefsinin arzularını engellemeye çalışan, Allah'ı anan, Allah'tan korkan, takvâ ehli olan, günahlardan kaçınan, sevapları işlemeye çalışan, insanlara iyilik etmeye çalışan insanlar daha kıymetli olmalı!..

Ama öyle değil... Sanki hasım, sanki düşman, sanki çok yanlış yoldalar, sanki İslâm'ı bozmuşlar... Böyle diyenler var. Kendisi lise mezunu, İslâm'la ilgili bilgisi yok, Arapça'sı yok; bir elinde sigara, bir elinde kalem; "Tasavvuf başka şeydir, İslâm başka şeydir. Bunlar İslâm'ı bozmuşlar, İslâm'ın dışındalar..." filan deyiveriyorlar.

Buyursunlar, hadîs-i şerîfleri okusunlar! Bir kısmı hadîs-i şerîflere de itiraz ediyor. Buyursunlar Kur'ân-ı Kerîm'e!..

Kur'ân-ı Kerîm'e de itirazın var mı?

Ona itiraz edemez. Çünkü, "Müslümanım!" diyor. İtiraz ederse İslâm'dan çıkar.

Kur'ân-ı Kerîm'de, âyet-i kerîmelerde ne deniliyor?

"Allah'ı çok zikredin!" deniliyor. Mesela;

Bismillahirrahmanirrahim

Yâ eyyühellezîne âmenü'z-kürullâhe zikran kesîrâ. [1]

"Ey iman edenler, Allah'ı çok çok zikredin."

Ve sebbihûhu bükraten ve esîlâ. [2]

Demek ki Allah'ı zikretmek bid'at değilmiş. İslâm'a sonradan Hint'ten, Yemen'den, İskenderiye felsefesinden, Neoplatonizmden -yeni Eflâtunculuk- veya Hint Budizm'inden veyahut şuradan buradan girmiş değilmiş. Hadislerden çıkma, Peygamber Efendimiz'in sözlerinden alınma, dinin özü, esasıymış. Kur'an'ın âyetleri, Peygamber Efendimiz'in mübarek sözleri, hadîs-i şerîfleriymiş.

Buna seviniyorum.

Neden?

Böylece yaygın yanlışlıklar belki düzelir. Hatalı olanlar, bizim sözümüzü dinlerlerse, "Bu hadîs-i şerîfmiş, demek böyleymiş." diye belki kendilerini düzeltirler diye hoşuma gidiyor.

Bizim maksadımız, onu bunu tenkit etmek değil. Tabii haksız bir sözü de karşılıksız bırakmak uygun olmaz, onu da söylemek, "Sen yanılıyorsun!" demek lazım!

Bazen Ramazan'da, mübarek günlerde, herkesin dinî duygular içinde mest yaşadığı zamanda, müslümanın Ramazan'ını zehir ediyorlar. İslâm'a, imana, itikada, tarihimize, mezhebimize hücum; İmâm-ı Âzam'ımıza sataşma, Peygamber Efendimiz'e dil uzatma... Bunlar insanı küfre götüren, dine imana sığmayan şeyler...

Allah insanı şaşırtmasın. Şaşırttı mı, gerçekleri tamamen çarpıtıyor. Şeytan ona kötü şeyleri; kumarı, içkiyi, flörtü, kötü yollarda eğlenmeyi iyi gösteriyor. İbadeti, zikri, Kur'an'ı, tesbihi, seccadeyi, Ramazan'ı, haccı vesaireyi kötü gösteriyor.

"Hacca ne gidiyorsun, pis Arap'a paranı mı yedireceksin?"

Bu sözler yazılmıştır, çizilmiştir, söylenmiştir; hepimiz duymuşuzdur.

Öyle değil...

"Canım ne diye her sefer, hacca gidiyorsun? Gitme, sonra şurada mektep yaptır!" vs...

Zaten mektepleri, çeşmeleri, hayırları yaptıran, hacı babalar... Hepsini bir incelersen, bakıyorsun ki; memleketimizdeki hayrât ü hasenâtın sahipleri hep zaten hacca gitmiş, dindar insanlar... Çünkü o fedakârlık yapıyor.

Ötekisinin milyarları, trilyonları oluyor, 50-60 tane dairesi oluyor; bir tanesini hak yola veremiyor. Allah 50 daire vermiş; bir tanesini hayra, fakir çocuklara, filanca hayır vakfına veremiyor. Yapan yine dindar insan...

Bu da çok hoşumuza giden kısa bir hadîs-i şerîf... Hattat kardeşlerimiz yazabilirler. Duvarlara, herkesin gözünün önünde güzel zînet olur:

A'zamü'n-nâsi dereceten ez-zâkirûne'llâh.

Gayet kısa...

"Râmûzü'l-ehâdis'in 74. sayfasının 13. hadîs-i şerîfi." diye de arkasına yazarlar. Güzel de istifini yaparlar, düzenlemesini kompozisyon dedikleri. Hat sanatının inceliklerine uygun, güzel bir levha olur.

Bir hattat kardeşim, senelerce önce benden talep etmişti;

"Hocam! Levha haline getirilebilecek güzel sözleri biriktirip bize bildirirseniz memnun oluruz." demişti.

İşte buyurun, iki tane hadîs-i şerîf! Ne kadar güzel:

İ'tikâfü aşrin fî Ramazân ke-hacceteyni ve umreteyn.

Yarım satır...

A'zamü'n-nâsi dereceten ez-zâkirûne'llâh.

Üçte bir satır...

Gayet güzel! Bir de bu istif edildi mi, daha güzel, küçük olur. Ne kadar güzel bir levha! Duvarda durur. Bakan;

"Bu ne demek?" diye sorduğu zaman;

"Bunun mânası şuymuş. Es'ad Hoca söylemişti, hadîs-i şerîfmiş." Derken, o da onu öğrenir; Allah, lâ ilâhe illallah, sübhânallah, estağfirullah, hasbünallah demeye başlar. İmanı kuvvetlenir, nefsini yener, iyi ve güzel ahlâklı bir insan olur.

Gelelim üçüncü Hadisi şerife,

Peygamber Efendimiz, buyurmuş ki;

İ'dilû beyne evlâdiküm fi'n-nihal kemâ tuhibbûne en ya'dilû beyneküm bi'l-birri ve'l-lutfi.

Nu'mân b. Beşîr radıyallahu anh'ten Beyhakî, Taberânî rivayet etmiş, başka kaynaklarda da var.

Bu hadîs-i şerîf ebeveynin (anne-babanın) çocuklarına adaletle, eşit, hepsine aynı muamele etmesiyle ilgili bir tavsiye...

Peygamber Efendimiz buyurmuş ki:

İ'dilû. "Adalet ediniz, hakkaniyetli davranınız, eşit davranınız." Beyne evlâdiküm. "Evlatlarınızın arasında..."

"Ben şunu daha çok seviyorum. Bu biraz haylaz, onu sevmiyorum. Şuna çok vereyim, buna az vereyim..."

Öyle şey yok!

Hangi konuda?

Fi'n-nihal. Noktasız ha ile. Hediye, atıyye, bağış, ikram; annenin, babanın evlatlarına vereceği şey neyse...

Birisine bir tarla verdi mi, ötekisine de verecek; birisine bir şey verdi mi, ona da verecek.

"Bir şey vereceğiniz zaman, evlatlarınızın arasında adalet yapınız."

Kemâ tuhibbûne. "Sizin sevdiğiniz, istediğiniz nedir?" En ya'dilû beyneküm. "Sizle onların arasındaki muamelede, onların adaletle hareket etmesini istemez misiniz, sevmez misiniz?"

Sizinle onlar arasındaki muamelelerde; onların insaflı, eşit hakkaniyetli, adaletli davranmalarını sevdiğiniz gibi siz de evlatlarınıza ikramı yaparken eşitlikle, adaletle davranın, hepsine aynı verin.

Kemâ tuhibbûne en ya'dilû beyneküm bi'l-birri ve'l-lutf.

Birr, özellikle "iyilik" demek ama evladın anne-babaya saygılı davranması, iyi evlatlık yapması mânasına kullanılıyor. Lütuf da lütfetmek, ikramda bulunmak demek...

Evladın ana-babaya itaatinde, lütuf ve ikram muamelesinde böyle davranmasını istemez mi?

İster.

Âsî olmasını istemez, itaatli olmasını ister. Saygısız olmasını istemez, saygılı olmasını ister. İlgisiz olmasını istemez, ilgili olmasını ister. Bırakıp gitmesini istemez, gelip hizmet etmesini ister...

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz; "Onların itaatli olmasını, anne babasına karşı mükrim, ikramcı, lütufcu olmasını istediğiniz gibi siz de onlara eşit davranınız." diyor.

Allah’ın hükmüne razı olmak İslâm'dır. Allah'ın hükmünü icrâ etmek, adalettir.

"Efendim! Bu hırsız, bu katil ama bunu affedelim, bağışlayalım..."

Öyle şey olmaz; suçlu cezasını çeker! İslâm öyledir. Peygamber Efendimiz; "Kızım Fâtıma hata etse, onu cezalandırırım." diyor.

İslâm'da adalet ve adalete riâyet o kadar önemli!

"Babanızın, ananızın, yakınlarınızın, akrabanızın aleyhine bile olsa, onların menfaatleri zedelenecek bile olsa hakkaniyetten, adaletten ayrılmayın." diye Kur'an emrediyor.

Hakkaniyete riâyet etmek lazım.

Cenâb-ı Hak bizi sevdiği kul eylesin. Sevdiği kul olarak yaşamayı, sevdiği işler yapmayı nasip eylesin. Özellikle dinimizi, sağlam kaynaklarından yani Kur'ân-ı Kerîm'den ve hadîs-i şerîflerden güzelce öğrenip bütün hayatımızı Kur'ân-ı Kerîm'in altın kurallarıyla, Peygamber Efendimiz'in inci tavsiyeleriyle, düzenlemeyi nasip eylesin.

Rabbimiz'in rızasını, Peygamber Efendimiz'in rızasını ve şefaatini kazanmayı nasip eylesin. Hem dünyada hem âhirette, her yönden başarılı eylesin. Cennetiyle cemâliyle müşerref eylesin.

Allah hepinizden razı olsun.

es-Selamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.



[1] (Ahzab s. 41.ayet)

[2] (Ahzab s. 42.ayet)

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
08.12.2000 - Ramazan, Sıcak Günlerde Oruç, Tevhidi Yaymak
14.03.202531 dk 1 sn
08.01.1999 - Kadir Gecesinin Önemi
13.03.202630 dk 14 sn
04.05.2000 - Takva Sahibi Olmak, Zikir, Evde Kuranı Kerim Okumak
17.03.202617 dk 36 sn
07.02.1997 - Ramazanın Son Cuması ve Bayram, Niyetin Önemi, Allah Yolunda Para, Aileye Masraf
29.04.202235 dk 46 sn
03.02.1995 - Ramazanın İlk Haftası, İlk Cuması, Ramazanı Değerlendirmek
07.03.202523 dk 57 sn
00.12.2000 - Cennetin Ramazan Ayında Süslenmesi
02.10.202035 dk 3 sn
28.12.1999 - İtikafın Önemi
10.03.202644 dk 11 sn
27.11.2000 - Ramazan Ayının Başı, Sahur Vakti İbadet
19.02.202618 dk 19 sn
26.12.2000 - Ramazan Sonrası, Allahın Adını Anmak
23.04.202324 dk 7 sn
25.12.1997 - Ramazanın İlk Günü, Ramazanda Yapılması Gerekenler
13.04.202133 dk 54 sn
25.12.1992 - Hasta Ziyareti, Misafir Bereketi, Ramazanda Tevbe Etmek
21.02.202628 dk 50 sn
24.01.1997 - Takva Ehli Olmak, Cehennemden Korunmak
10.12.201917 dk 35 sn
23.12.2000 - Kadir Gecesinin Önemi, Kuran-ı Kerim
11.03.202634 dk 24 sn
21.12.2000 - İtikaf, Eşlerin Birbirine Olan Hakları
12.04.202325 dk 2 sn
19.06.2000 - Kuran Kıraati
08.03.202616 dk 5 sn
17.12.2000 - Gece Namazı, Ramazandan Sonra Alışkanlıkların Devam Etmesi
18.03.202637 dk 26 sn
16.01.1999 - Sabah ve İkindi Namazlarının Önemi
19.04.202222 dk 13 sn
15.12.2000 - İtikaf Fazileti
07.03.202623 dk 7 sn
15.12.1999 - Müminin Güzelliği, Hikmet, Kardeşinin İhtiyacını Görmek
10.12.201939 dk
15.07.1990 - Tevhid, Namaz, Zekat
10.12.201923 dk 11 sn
14.01.1999 - Kadir Gecesi
16.04.202339 dk 47 sn
13.12.2000 - Cennet ve Oruç
05.03.202633 dk 35 sn
13.01.1999 - İslamda Kardeşlik
04.03.202635 dk 30 sn
11.01.1998 - Ramazandan Sonra Hali Muhafaza Etmek
20.04.202332 dk 53 sn
10.01.2001 - Güzel Ahlak Sahibi Olmak, Zikir
28.04.202223 dk 18 sn
07.12.2000 - Oruc Tutmak, İftar Ettirmek
03.03.202626 dk 30 sn
07.01.2000 - Ramazanın Son Günü
19.03.202631 dk 49 sn
05.02.1992 - Güzel Ahlakın Önemi
15.03.202615 dk 25 sn
02.11.2000 - Ramazanın İlk Gecesinin Fazileti, Kadir Gecesi, İftar Ettirmek
05.11.201942 dk 45 sn
05.01.1998 - Ramazanda Takva Sahibi Olmak
02.03.202621 dk 57 sn
04.00.0000 - Allahın Seveceği Kullar
14.03.202643 dk 30 sn
03.12.2000 - Orucun Mükafatı, Oruç Adabı
28.02.202624 dk 7 sn
03.01.2000 - Kadir Gecesi
05.11.201950 dk 56 sn
00.12.2000 - Orucun Önemi, Orucu Zedeleyen Şeyler, Oruçlunun Mükafatı
26.02.202622 dk 7 sn
00.12.2000 - İftarı Suyla Açmak, Sahura Kalmak, Yalan Yere Yemin, Gıybet
25.02.202622 dk 35 sn
00.00.2000 - Ramazanda Sahura Kalkmak, Hilalin Görünmesi
12.04.202114 dk 3 sn
00.00.2000 - Ramazan, İftar Ettirmek
24.02.202642 dk 3 sn
00.00.2000 - İftar Ettirmek, Oruçlunun Yanında Yemek Yemek
06.03.202516 dk 4 sn
00.00.1999 - Ramazan, Orucun Faydaları
23.02.202622 dk 2 sn
00.00.1999 - Güzel Ahlak, Münafığın Alametleri
14.04.202222 dk 13 sn
00.00.0000 - Peygamber Efendimiz (SAS)
25.10.201926 dk 42 sn
00.00.0000 - Kuranı Kerimin Anlayarak Okunması, Akra
12.03.202629 dk 43 sn
00.00.0000 - İyi ve Kötü Huy, Toplum Ahlakı, Kullara İyilik, Kullara Kötülük
25.10.201928 dk 15 sn
AKRA