İlke ve Değerlerinden Ödün Vermeden
Özgür Yayın Platformu Olarak Kalsın Diye
Yatsı19:09 İmsak06:31 Güneş08:02 İşrak08:45 Öğle12:58 İkindi15:22 Akşam17:44
Hava - Hava durumuÇok Bulutlu 8°C Nem %70
Türkçe
26 Rebi'ül-ahir 1443 30 Kasım 2021 Salı
Giriş Yap

Bir semte ismini veren Eyyub Sultân’ı ziyaret

13.10.2021    |

İstanbul’un Tarihi Yarımadası fetihden önce İstanbul’u fethe girişen mübâreklerin makamlarını bulundurmakla şerefleniyor. Kimden bahsettiğimizi tahmîn etmiş olduğunuzu varsayalım. Elbette Eyüp Sultan semtine ismini veren Hâlid b Velid Ebâ Eyyub El Ensâri (ra)’den bahsediyoruz.

Hâlid b Velid Ebâ Eyyub El Ensâri (ra) kimdir?

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAS)’i, Medîne’ye hicretinden sonra, Mescid-i Nebevî inşa edilinceye kadar 7 ay süreyle evinde misâfir eden sahâbîmiz. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAS)’in sancaktârı ve O’nun (SAS) "İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan; o ordu ne güzel ordudur!.." (Ahmed bin Hanbel) müjdesine erebilmek, fetih manzarasını görebilmek için 668-669 yıllarında Emevîler döneminde 90’lı yaşlarında olmasına rağmen İstanbul kuşatmasına katılmış. İstanbul surlarının dışında kalan bu mevkîde Rahmet-i Rahmân’a kavuşan, surlara en yakın yere defnedilmeyi vasiyet eden Peygamber âşığı.. Eyyub Sultan Cami, Fatih Sultan Mehmed’in emriyle İstanbul’a binâ edilen ilk külliye; İstanbul’un ilk Selâtin camisi özelliğini taşıyor.

Bugün külliyeden geriye, meydanın üst köşesinde yer alan hamamı kalmış, medrese ve imârethanesi ise meydan açmak üzere yıkılmış. Caminin giriş kısmında yer alan meydan, günümüzde mermer zemîni, ortasındaki fıskiyeli süs havuzu, kuşları, etrafındaki banklarda oturan insanlarla adeta huzur veren bir dinlenme mekânı hissiyatına kavuşturuyor. Eyüp meydanı aynı zamanda kedi severler için her köşesinde irili ufaklı, rengarenk sevimli kedilerin bulunduğu bir yer. Meydanın yanı başındaki sokaklarda hediyelik eşya, kıyafet ve aksesuar dükkanları, ikrâm mekanları bulunuyor.

Eyüp Sultan Camii 

Eyüp Sultan Camii ilk Selâtin cami olarak özel bir yere sahip. Camii, yüksek kubbesi ve ihtişamlı avizesi ile oldukça etkileyici. Her devirde itinayla bakımı yapılan câmi 1766 İstanbul depreminde tamir edilemeyecek kadar hasar görünce 1798-1800 yıllarında III. Selim tarafından yıktırılarak yeniden yapılmış, böylelikle günümüze kadar gelmiş. Bu camide hanımlar padişahların ibadet ettiği yere çıkan merdivenli koridor ve devamındaki bölümde namaz kılabiliyor. Hanımlara ayrılan bu bölüm, camiyi ve meydanı daha geniş bir açıdan seyretme imkanı da sunuyor.