İlke ve Değerlerinden Ödün Vermeden
Özgür Yayın Platformu Olarak Kalsın Diye
Akşam17:44 Yatsı19:10 İmsak06:33 Güneş08:03 İşrak08:46 Öğle12:58 İkindi15:22
Hava - Hava durumuHafif Yağmurlu 16°C Nem %82
Türkçe
7 Cemaziyelevvel 1444 1 Aralık 2022 Perşembe
Giriş Yap

Peygamber Efendimiz‘in İlahi Daveti Yayması

27.09.2022    |

Allah’ın en seçkin elçisi, Hz. İbrahim’in (AS) duası, İsa’nın (AS) muştusu, Amine’nin rüyası, son Peygamber Muhammed-i Mustafa (SAS)’in Mekke’de cahil bir toplum içinde dünyayı teşrifini ve kendisine ilk İlahi bildirinin gelişini aktardığımız ilk bölümden sonra ikinci bölümde İlahi daveti yayma göreviyle devam ediyoruz.

2. Bölüm

İlahi Daveti Yayma Görevi

Vahyin yeniden başlamasıyla inen ayetler Hz. Muhammed (SAS)’e davet görevini yüklemekteydi. Kalktı, temizlendi, giyindi. Uyaracak, davet edecekti. Kimi?...

Ayet indi. Davette bir sıra belirdi. “(Önce) en yakın akrabanı uyar (ve davet et). Mü’minlerden sana uyanlara (şefkat) kanadını indir. Eğer sana karşı gelirlerse: “Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım (sorumlu değilim).” de.” (Şuarâ 26, 214-216) Akrabayı uyarmak, davette ilk aşamaydı. Sonraki aşamalarsa şöyleydi: Kabilesini uyaracaktı. Tüm Arap milletini davet edecekti. Davetinin ulaşabildiği kimseleri İslâm’a çağıracaktı. “...Bu Kur’ân bana vahyolundu ki, onunla sizi ve onun ulaştığı herkesi uyarayım.”(En’am 6/19)

Hz. Muhammed (SAS.) peygamberliğini yakınlarına duyurmak için onları yemeğe davet etti. Yemeğe Abdülmuttalib oğullarının hepsi geldi. Kırk kişiydiler. Yemeğin sonunda Muhammed (SAS): ”Ey Abdülmuttalib oğulları! Ben size dünyanın ve ahiretin hayırlısı bir din getirdim. Allah bana, sizi o dine davet etmemi emretti. Bu işimde bana hanginiz yardım edecek?”.. dedi. Kimse cevap vermedi. Davetliler dağılmak üzereydi.

Hz. Ali (RA) kalktı: “Ey Allah’ın Resûlü, ben sana yardımcı olurum..” dedi. Çocuk yaştaki Hz. Ali’nin bu sözü, oradakilerin alaylı gülümsemeleriyle karşılaştı. Fakat Muhammed (SAS.) Hz. Ali’nin (RA.) başını okşadı. Topluluğa: “Dinleyin, duyun. İşte benim yardımcım budur!...” dedi. Abdülmuttalib oğulları güldüler, çıkıp gittiler. Çıkarlarken Ebû Talib’e: “Yeğenin sana, oğluna itaat etmeni emrediyor!..” dediler. (İbn Kesir, III, 249-252)

İlk davette bir kişi tevhide gönül vermişti. O da 13 yaşındaki Ali’ydi (RA)... Tarih Muhammed’e (SAS) ilk inananlar arasında Hz. Hatice’yi, Hz. Ebû Bekir’i ve Hz. Zeyd’i de saymaktaydı (RA)...

Peygamberliği

Yakın akrabaları Muhammed’in (SAS.) peygamberliğini pek önemsememişlerdi. Fakat O’nun (SAS) peygamberliği kesindi. “Muhammed Allah’ın Resûlü’dür” (Fetih 48/29)

Allah, Muhammed’e (SAS) hitaben peygamberliğini özellikle bildirmekteydi: “(Resûlüm!) Hiç şüphesiz sen, gönderilmiş (peygamber)lerdensin. Dosdoğru bir yol üzerindesin.” (Yasîn 36/3-4)

Muhammed’in (SAS) peygamberliği ötekilerden farklı olarak bölgesel değil evrenseldi.

Bu hususu da Kur’ân şöyle bildirdi: “(Ey Muhammed!) Seni insanlara bir resûl olarak gönderdik.”(Nisa 4/79)

“(Resûlüm!) Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı (bir peygamber) olarak gönderdik.” (Sebe’ 34/28)

Hatta kendisine peygamberliğinin evrenselliğini duyurması açıkça emredilmişti: “(Resûlüm!) De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben, Allah’ın sizin hepiniz için (gönderilen) peygamberiyim. O (Allah) ki göklerin ve yerin mülkü ve hükümranlığı kendisinindir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur.” (A’raf 7/158)

Muhammed (SAS), kendisinin öteki peygamberlerden ayrıldığı noktaları bir hadisinde şöyle bildirecekti:

“Bana, benden önce peygamberlerden kimseye verilmemiş olan beş özellik verildi: Bir aylık yoldan düşmana korku salmakla yardım olundum. Bana yeryüzü mescid (namazgah) ve temiz kılındı. Öyleyse ümmetimden herhangi bir mümin, namaz vakti gelince, hemen olduğu yerde namazını kılsın. Ganimet bana helal kılındı. Benden önce hiçbir peygambere helal kılınmamıştı. Şefaat yetkisi verildi. Benden önceki peygamberler milletlerine gönderilirlerdi. Ben ise, bütün insanlığa peygamber olarak gönderildim.” (Buhârî, Teyemmüm, 1)

O, sabır, gayret ve kararlılık vasıflarını kendinde toplayan “ulul azm” peygamberlerdendi (Ahkāf 46/35). O, (insanların ve cinlerin) peygamberi “resûlüs sekaleyn”di  (Rahmân 55/31).

O, peygamberlerin sonuncusu “hâtemün nebiyyîn”di (Ahzâb 33/40).

Gizli Davet

Hz. Muhammed (SAS.) yakın akrabasına verdiği yemekte onları İslâm’a davet etmişti. Ancak Hz. Ali’den (RA.) başka kimse davetini kabullenmemişti. O da davete gizli gizli devam etti. Gizli davet üç yıl sürdü. Çağrı açıktan yapılamadığı zaman gizli sürdürülecekti. Muhammed (SAS.) gizli davetine ısrarla devam etmekteyken yeni bir ayet geldi. Ayetin getirdiği, daveti açığa taşımaktı. Anlamı şöyleydi: “Artık sana emredilen şeyi (yılmadan) açıkça söyle ve müşriklere aldırma (onlara itibar etme)!”(Hicr, 15/94)

Açık Davet

Peygamber, aldığı emri yapmakla yükümlü olan bir elçi idi. Onu gönderen nasıl emrederse öyle hareket ederdi. Demek artık puta tapanlardan çekinmek gereksizdi. Gerçek, gerçekti ve ne pahasına olursa olsun gözler önüne serilecekti. Dil ile açık davet, hicrete kadar devam edecekti. Medine’de açık davet usulü çeşitlenerek devam edecekti. Şimdi “Açık Davet”in bu ilk kademesinde inen bir ayet şu anlama gelmekteydi:

“Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni (tamamen) tebliğ et (bildir). Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, inkârcılar toplumunu doğru yola iletmez.” (Mâide 5/67)

Tebliğ, Peygamber (SAS)’e vahiy yoluyla gelen bilgiyi insanlara ulaştırması, bildirmesi demekti. Muhammed de (SAS.) Allah’ın emrettiklerini aynen bildirecekti. Ayet kesindi: “(Kullarımın) iş(in)den hiçbir şey sana ait değildir (sen sadece tebliğ edici ve uyarıcısın). O (Allah) ya onların tevbelerini (İslâm’a girmekle) kabul edecek veya zalim (müşrik) olduklarından onlara azap edecektir.” (Âl-i İmran 3/128)

Tebliğden önce iki şey gerekti. Bunları da şu ayetler belirledi: “Hak ve gerçek” olan Rabbinden (gelen)dir. Bu hususta asla şüpheye düşenlerden olma!”(Bakara 2/147) “(Resûlüm!) Sana vahyedilene uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O hüküm verenlerin en hayırlısıdır.” (Yunus, 10/109)

Tebliğ edilecek şeye inanmak ve ona uymak ilk işti. Sonra onu duyurmak gelirdi. Duyurmak öğütle pekiştirilirdi: “(Resûlüm! Onlara) öğüt ver (ve uyar). Sen ancak bir öğüt verici (ve uyarıcı)sın.” (Ğaşiye, 88/21) Öğüt iki yönlüydü: Müjdelemek ve korkutmak. “Ey Peygamber! Muhakkak biz seni, (ümmetin üzerine) bir şâhit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak, hem de Allah’ın izniyle, bir davetçi ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik.” (Ahzab, 33/45) İnananlara müjde Cennetti. İnanmayanlara uyarı, Cehennemdi. Şâhid ise Peygamber (SAS)’di.

Muhammed (SAS) Kureyş kabilesinin tüm boylarını ayrı ayrı Safa Tepesine davet etti. Kureyşliler davete icabet ettiler, Safa Tepesine geldiler. Muhammed (SAS) yüksekçe bir yere çıktı ve: “Kureyşliler! Size, “Şu dağın eteğinde ya da şu vadide düşman atlıları var, saldıracaklar”, desem, bana inanır mısınız? Beni tasdik eder misiniz?” dedi. Kureyşlilerin kendisi hakkındaki düşüncelerini öncelikle tespit etmek istedi. Ne diyeceklerdi?... O, onların ne diyeceklerini düşünmüştü. Fakat Kureyşliler hemen cevap verdiler, fazlaca düşünmeye gerek görmediler. Çünkü karşılarındaki insanı “emîn” bilmekteydiler. “Evet, inanırız. Zira şimdiye dek senin yalan söylediğini görmedik!...” dediler.

Güven duymalarına onun temiz geçmişini delil gösterdiler... Bu güveni yeterli gören Muhammed (SAS) hemen asıl meseleye geçti. “O halde ben şimdi size önünüzde şiddetli bir azap günü olduğunu, Allah’a inanmayanların o çetin azaba uğrayacaklarını haber veriyorum. Ben sizi o çetin azaptan sakındırmak için gönderilmiş bulunuyorum. Size karşı benim durumum, düşmanı gören ve ailesine zarar vereceğinden korkan ve hemen haber vermeye koşan bir adamın durumu gibidir. Ey Kureyş! Siz uykuya dalar gibi öleceksiniz. Uykudan uyanır gibi de dirileceksiniz. Kabirlerden; kalkıp Allah’ın huzuruna varmanız, dünyadaki her hareketinizin hesabını vermeniz muhakkaktır. Neticede hayırlarınızın, ibadetlerinizin mükâfatını ve kötü işlerinizin cezasını ve şiddetli azabını göreceksiniz. İşte o mükâfat ebedî Cennettir, ceza ise daimî Cehennemdir…”(Buhârî, Tefsîr, 26; Müslim, Îmân, 348-355; Ahmed, I, 281-307)

Bu ilk açıktan davet, genel bir direnme görmedi. Fakat inanan da görülmedi. Ancak Muhammed’e (SAS) amcası Ebû Leheb karşı çıktı: “Yazık sana! Hüsrana uğrayasın. Bizi bunun için mi çağırdın buraya?” diye çıkıştı. Ebû Leheb’in Muhammed’e (SAS) düşmanlığı devam edecekti. Fakat o ve hanımı hakkında Tebbet Sûresi inecekti. (Buhârî, Tefsîr, 26/2, 34/2, 111/1-2; Müslim, Îmân, 355)

Düşman atlıları haberine inanacaklarını söyleyenler, azap haberine inanmadılar. Bu çok tuhaftı! Yalan söylemezsin, dedikleri Muhammed’e (SAS) Allah’a kulluk çağrısında aynı güveni gösteremediler. Bu söylediğine de “inandık” diyemediler. Artık her şey açıktı. Muhammed (SAS) bu günden sonra Mekkelilerin dikkatini çekti. Şimdi herkes onunla ilgilenmekteydi, onu izlemekteydi.... 

▶️ 3. Bölüm: Son Peygamber, Uyarıcı ve Müjdeleyici

 

 

 

 

 

Kabe
Canlı Yayın
Şuan canlı Yayın
Kahve Molası
AKRA CANLI
 / 
close icon close icon
AKRA CANLI
Kahve Molası
Kahve Molası Add Icon volume up
 / 
Canlı Yayın
fast rewind
fast forward
Playlist
Bu özelliği kullanabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir
  
Fikrini Paylaş
TAAHHÜTNAME

Hazırlamış olduğum ve sitenize gönderdiğim/ teslim ettiğim, tamamen orjinal ve bana ait olan, projemin/görüntü veya kaydımın, AKRA MEDİA tarafından kendisine ait kablolu/karasal/uydu, şifreli/şifresiz, free/paralı TV, video, DVD, VCD,VHS ,radyo, kaset, sinema ve sair mevcut yada ortaya çıkacak her türlü İşaret, ses ve /veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı ve tüm internet siteleri ve sosyal medya platformlarında yayınlamasına, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, işleme hakkı ve temsil hakkının kullanılmasına süresiz olarak müsaade ediyorum.

Projemin/görüntü veya kaydımın, bant, CD, VCD, DVD, GSM, MP3 Player, dijital kayıt vb. tüm yollarla kayıt, çoğaltma ve dağıtım haklarını, bilişim veya iletişim ortamında görüntülenmesini, iletilmesini, okunmasını, izlenmesini, dinlenmesini vb. interaktif veya normal CD, VCD, DVD, GSM, MP3 Player vb. şekilde basılarak veya ses kayıtlarının metin haline getirilip kitap olarak piyasaya sunulmasını sağlayacak her türlü materyal üzerine kaydı ile çoğaltılması, kullanılması, işlenmesi, yeniden ve genişletilmiş şekilde sesli, yazılı ya da görüntülü yayın haklarını, bu suretle de çoğaltılarak kullanılması, dağıtılması, pazarlanması vb. fikri, mali ve manevi haklarımın tamamını, programda gerekli görülen değişiklikleri yapma haklarımı bila bedel olacak şekilde, AKRA.MEDİA sitesine ve bu site'nin yetkilisi ve sahiplerine devir ve temlik ettiğimi, beyan, kabul ve taahhüt ederim.

Şehir Seçin
Close