İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları öğretim üyesi Prof. Dr. Gül Öngel, tüberkülozun hasta insanın ortama öksürük, konuşma, bağırmayla saçtığı mikrop içeren damlacıkların sağlıklı insan tarafından solunarak akciğere yerleşmesiyle başladığını anlatıyor. Ancak bu mikrobu her soluyan, hemen hasta olmuyor. Büyük bir kısım savunma mekanizmalarıyla mikrobu yenebiliyor. Yenemeyenlerin yüzde 30'unda mikrop akciğere yerleşiyor ama herkesi hasta etmiyor, o kişi taşıyıcı oluyor. Bu kişilerin yüzde 10'undaysa akciğere yerleşen mikrop bir zaman uyanıp hastalık başlayabiliyor.
Pek çok hastalığın tüberkülozu taklit edebileceğini belirten Öngel, tipik belirtileri sıralıyor: "Uzun süren kesik öksürük, balgamda kan görülmesi, zayıflama, geceleri terleme, halsizlik, aşırı yorgunluk hissi, akşamları yükselen ateş. Bunların hepsi bir arada da olabilir, sadece biri de görünebilir. 15 gün süren bir hastalık hekime başvurmak yeterli nedendir."
Doğru ve bilinçli yaklaşılırsa tedavi mümkün. Öngel mikrobun vücuttan tamamen atılabilmesi için en az altı ay tedavi gerektiğini söylüyor. Tedavi bırakıldığı zaman mikroplar direnç kazanmış olarak tekrar uyanıyor.
Tedaviyi yarım bırakma nedenleri arasında tüberkülozun hâlâ utanılacak bir hastalık olarak görülmesi de var. Öngel'e göre hastalar veremi fakir hastalığı gördüğü ve çevrelerindeki insanlar onlardan uzaklaştığı için utanıyor. Dışlanmamak için verem olduklarını gizlemeleri de hasta sayısının da artmasına yol açıyor.






