Üç ayların başlamasıyla birlikte, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAS), Recep ayında oruç, namaz ve diğer ibadetlerini artırarak kulluk bilincini derinleştirmiş; bu manevi hazırlığın ardından Recep ayının 27. gecesinde Miraç mucizesiyle ilahi huzura kabul edilmiştir. Allah-u Teâlâ Hazretleri, Peygamber Efendimiz (SAS)’i lütuf ve ikramlarla ağırlamış, bu kutlu yolculuk ümmet için de derin mesajlar barındırmıştır.
Hz. Peygamber’i kendilerine en güzel örnek olarak gören Müslümanlar, üç aylar boyunca ibadetlerini artırarak, nefislerine hâkim olmaya ve günahlardan sakınmaya gayret eder. Bu dönemde kulluk şuurunun güçleneceğine ve gönül zenginliğiyle ilahi lütuflara erişileceğine inanılır. Miraç gecesinde müminlere verilen hediyeler de bu inancı pekiştirmektedir.
Peygamber Efendimiz (SAS), Miraç’tan ümmetine üç büyük hediye ile dönmüştür;
İlk Hediye: Beş Vakit Namaz
Miraç’ın en önemli hediyelerinden biri, Peygamber Efendimiz (SAS)’in “gözümün nuru” olarak nitelendirdiği beş vakit namazdır. Kulun Allah ile kurduğu güçlü iman bağının en somut tezahürü olan namaz, mümin için manevi bir yükseliş vesilesidir. Namaz, kulun dünya meşgalesinden sıyrılarak ilahi huzura kabul edildiği en yüce makam olarak görülür. Bu nedenle namaz, yalnızca bir ibadet borcu değil; müminin manevi gelişim yolculuğudur.
İkinci Hediye: Bakara Suresi’nin Son İki Ayeti
Miraç’ın ikinci hediyesi, “Âmenerresûlü” olarak bilinen Bakara Suresi’nin son iki ayetidir. Bu ayetlerde temel iman esasları özlü ve kapsamlı bir şekilde ifade edilmekte; kulluk sorumluluğu hatırlatılmaktadır. Aynı zamanda Allah’ın kullarına güçlerinin yetmeyeceği bir yük yüklemeyeceği müjdelenmekte, ilahi merhametin sınır tanımadığı bildirilmektedir. Ayetlerin sonunda ise samimi bir kul duasının nasıl olması gerektiği öğretilmektedir.
Üçüncü Hediye: Tevhid Müjdesi
Miraç’ta verilen üçüncü büyük hediye ise, Allah’a ortak koşmayan ümmet-i Muhammed’in bağışlanacağı ve sonunda cennete ulaşacağı müjdesidir. Bu müjde, İslam inancının temelini oluşturan tevhid ilkesinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Yüce Allah’ın sonsuz merhametinin bir tezahürü olan bu vaat, müminler için büyük bir umut kaynağıdır.
Miraç gecesinde sunulan bu üç eşsiz hediye, yalnızca geçmişte yaşanmış bir mucizenin hatırası değil; her müminin kendi manevi yolculuğunda rehber edinebileceği kalıcı birer ilahi pusula niteliğindedir.