Ada ülkesinin camileri, ezan okuma becerisini yeni nesle aktarmak için yıl boyu süren atölyeler düzenliyor. Sesler eğitilirken, icra ile taşıdıkları emanetin bilinci aşılanıyor.
Güneydoğu Asya namı diğer Nusantara`nın küçük ada ülkesi Singapur'da nüfusun yaklaşık yüzde 15'ini Müslümanlar oluşturuyor ve ülke genelinde 80 civarında cami hizmet veriyor. Çoğunluğu Malay olan bu topluluğun camileri yalnızca beş vakit namaz kılınan mekânlar değil; hafta sonu dersleri, seminerler ve aile programlarıyla hem birer eğitim yuvası hem yaşam merkezi. Ezan okuma atölyeleri ise söz konusu etkinliklerden yalnızca biri.
Pazartesi akşamları davet var
Ülkenin güney bölgesindeki Bedok mahalle camisi Mescid-i Ensâr (Masjid Al-Ansar), "The Call" adıyla yıl boyu süren haftalık bir ezan okuma talimi düzenliyor. Okul döneminin başlamasıyla talim dersleri de başlıyor ve okul tatillerinde ara veriyor. Dersler her ayın ilk haftası hariç her Pazartesi, aksam namazının ardından 19.30–21.00 saatleri arasında caminin üçüncü katındaki çok amaçlı salonda gerçekleşiyor.
Derse 13 yaş ve üzerindeki erkekler cüzi bir aylık ücretle katılabiliyor. Programı camide görev yapan Üstad Mursyid Ariff yürütüyor. Singapur'da "üstad" unvanı, medrese eğitimi görmüş ve İslami ilimlerde ihtisas yapmış hocalar için kullanılıyor.
Kontenjanı 50 kişi ile sınırlı tutulan talim dersine yıl boyunca kayıt yaptırmak da mümkün.
Bir yılda yedi makam
Programın omurgasını ezanın yedi farklı makamla okunuşu oluşturuyor. Makamlar yıl boyunca belirli bir sıra takip edilerek işleniyor: Çargâh ile başlayan ders Hicaz, Nihavend, Rast, Beyâtî, Segâh ve Sabâ ile devam ediyor. Her makam için ayrı haftalar ayrılıyor; katılımcılar sene sonunda ezanı yedi ayrı makamla okuyabilecek seviyeye ulaşıyor. Makamlar arası geçiş dönemlerinde atölyenin duyuruları tekrarlanarak yeni katılımcılar için de fırsat sunuluyor.
İçerik makamla da sınırlı değil. Harflerin mahreçleri ve tecvid kaideleri, nefes kontrolü, ses tonunun ayarlanması ve cemaatin önüne çıkıp ezan okuyabilecek özgüvenin kazandırılması dersin sabit başlıkları arasında. Müezzinliğin adabı ve ezanın manası ise müstakil olarak işleniyor.
Bir makamı tamamlayan gençler hafta sonları ve çeşitli vesilelerle toplu namazlarda ezan okuyarak yahut kamet getirerek eğitimlerini uygulama imkânı da buluyor. Gençlerin arı-duru seslerini ahenkli bir okuyuşla birleştiren ezan talimi, dinleyenlerin kulaklarının pasını silmekle kalmayıp kalplerinin teessürüyle gözlerinden yaşlar dökülmesine de yol açıyor.
Uygulama tek bir camiyle sınırlı değil
Singapur'un farklı camilerinde de okul tatil dönemlerinde yahut manevi bahar mevsimi üç aylara özel olarak kısa dönemlik ezan okuma atölyelerinin düzenlendiğini görmek mümkün.
Daru’l Eman Cami (Masjid Daru’l Aman) Hatice Divani (Dewan Khadijah) salonunda 10–16 yaş arası delikanlılara yönelik iki saatlik bir müezzinlik atölyesi gerçekleştirdi. Yine Üstad Mursyid'in verdiği programda ezanın manası aktarılmış ve makamla okunuşu talim edilmişti.
Diğer bir cami olan Masjid Wak Tanjong`da ise 5–12 yaş grubuna hitap eden üç oturumluk bir ezan atölyesi düzenlenmiş, programı çocukların bilgi ve özgüven kazanacağı bir kültürel zenginleşme imkânı olarak duyurulmuştu.
"Camiden eve" uzanan bir hedef
Ensâr Camii`nin 15–25 yaş arası gençler için düzenlediği "Genç İmam ve Bilal Atölyesi" ise Ramazan öncesine denk getirilen, ücretsiz ve tek günlük bir program olmuştu. Nusantara bölgesinde müezzin için "Bilal" tabiri kullanılıyor; her müezzin Bilal-i Habeşî’yi rol model alarak yetişiyor.
Üstad Ahmad Fathi'nin yürüttüğü üç buçuk saatlik programda gençlere hem namaz kıldırmak hem ezan okumak öğretilmiş, imamlık ve müezzinlik adabı anlatılmıştı. Duyuruda öne çıkan vurgu ise dikkat çekiciydi: Gencin öğrendiğini camide bırakmayıp evine taşıması, teravihte ailesine imamlık yapabilecek hale gelmesi.
Bilâl (RA) 'in sesinden bugüne
Medine semalarında ilk kez Bilâl-i Habeşî'nin (RA) sesiyle yankılanan davet, bugün yeryüzünün dört bir yanında aynı lafızlarla okunmaya devam ediyor. Singapur'daki bu talimler de bir yönüyle o zincirin halkası: Zira ezan yalnızca bir namaz vakit duyurusu olmaktan ziyade, öğrenilen, emek verilen ve devredilen bir emanet. Her tekbir sedası, yüzyılları aşarak insanı Rabbinin birliğine, kulluğa ve ebedî kurtuluşa çağırmayı sürdürüyor.