Yaz aylarında artan deniz ve havuz kullanımı, beraberinde boğulma riskini de gündeme getiriyor. Uzmanlar, özellikle çeken akıntılar, baraj ve sulama kanalları, ani soğuk suya maruz kalma ve boğulma sırasında yapılan yanlış müdahalelere karşı vatandaşları dikkatli olmaya çağırıyor. SİSAD sosyal medya hesaplarında, güvenlik maskotu SİSMİK ile hazırlanan bilgilendirmelerle, suda hayatta kalmayı sağlayabilecek temel kurallara dikkat çekiyor.
Çeken akıntıya karşı yüzmeyin
Denizde boğulma vakalarında en önemli risklerden biri, kıyıdan denize doğru hareket eden çeken akıntılar. Suda aniden açığa doğru sürüklendiğini fark eden kişilerin en sık yaptığı hata ise paniğe kapılarak doğrudan kıyıya doğru yüzmeye çalışmak.
Oysa güçlü bir çeken akıntıya karşı yüzmek kısa sürede kişinin enerjisini tüketebiliyor. Böyle bir durumda öncelikle panik yapmamak, akıntıyla mücadele etmemek ve su üzerinde kalmaya çalışmak gerekiyor. Kişinin, kıyıya doğru değil, mümkünse kıyıya paralel şekilde sağa veya sola yüzerek akıntının etkisinden çıkması ve ardından kıyıya yönelmesi öneriliyor.
Sakin görünen sulara aldanmayın
Boğulma riski yalnızca deniz ve havuzlarla sınırlı değil. Barajlar ve sulama kanalları da özellikle yaz aylarında serinlemek isteyenler için ciddi tehlikeler barındırıyor.
Durgun ve sakin görünen bu sularda suyun altındaki çamur ve bitki örtüsü, ani derinleşmeler, güçlü akıntılar ve girdaplar kişinin kontrolünü kaybetmesine neden olabiliyor. Bu nedenle baraj, gölet ve sulama kanallarına yüzmek veya serinlemek amacıyla girilmemesi; yüzmek için yalnızca güvenliği sağlanmış, cankurtaran ve görevlilerin bulunduğu alanların tercih edilmesi önem taşıyor.
Boğulma her zaman çırpınarak gerçekleşmiyor
Boğulma konusunda toplumdaki en önemli yanlış algılardan biri, tehlikedeki kişinin mutlaka yüksek sesle bağıracağı veya uzun süre çırpınacağı düşüncesi. Oysa boğulmakta olan kişi, nefes almak için mücadele ettiği sırada yardım isteyemeyebilir ve olay çok kısa sürede gelişebilir.
Bu nedenle özellikle çocuklar denizde veya havuzda bulunurken yalnızca uzaktan gözlem yapmak yeterli görülmemeli. Çocuğun bulunduğu suya yakın olmak ve dikkatini başka bir noktaya vermeden sürekli gözetim sağlamak gerekiyor.
Kurtarma sırasında ikinci bir kazaya dikkat
Suda tehlikede olan bir kişiyi kurtarmaya çalışırken, kurtarıcının da aynı tehlikeye sürüklenmesi önemli bir risk. Panikleyen kişi, istemsiz olarak kurtarıcıya tutunabilir ve onun hareket etmesini engelleyebilir.
Bu nedenle eğitim almamış kişilerin doğrudan suya girerek kurtarma girişiminde bulunması yerine, öncelikle profesyonel yardım çağırması ve mümkünse can simidi, ip veya benzeri yüzer bir cisim uzatması daha güvenli bir yaklaşım. Kurtarma sırasında kişinin başını suyun üzerinde tutmaya çalışmak ve mümkün olduğunca güvenli mesafeyi korumak gerekiyor.
Sudan çıktıktan sonra da belirtileri takip edin
Boğulma tehlikesi atlatıldıktan sonra kişinin tamamen iyi görünmesi, riskin kesin olarak sona erdiği anlamına gelmeyebilir. Su yutulması veya solunum yollarına su kaçması sonrasında devam eden öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı, olağandışı halsizlik, uykuya meyil veya davranış değişikliği gibi belirtiler ortaya çıkarsa tıbbi değerlendirme geciktirilmemeli.
Özellikle çocuklarda sudan çıktıktan sonra gelişen ve geçmeyen öksürük ya da solunumla ilgili herhangi bir belirti ciddiye alınmalı ve gerektiğinde acil sağlık hizmetlerine başvurulmalı.
Uzmanların verdiği mesaj ise açık: Suda birkaç dakikalık dikkatsizlik, geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabiliyor. Çeken akıntıya karşı yüzmemek, baraj ve sulama kanallarına girmemek, çocukları suyun başında sürekli gözetmek, ani soğuk suda paniğe kapılmamak ve boğulma olaylarında doğru kurtarma yöntemlerini bilmek hayati önem taşıyor.
Suda güvenliğin ilk şartı ise tehlikeyi oluşmadan fark etmek.