Türkiye’de birçok meslek dalında yetişmiş eleman sıkıntısı yaşanıyor. Özellikle otomotiv, mobilya, kaynakçılık, elektrik, tesisat, kuaförlük ve terzilik gibi ustalık gerektiren alanlarda gençlerin mesleğe kazandırılması giderek önem kazanıyor.
Ustalar, mesleklerini öğretecek çırak bulmakta zorlanırken, bu durum yıllardır usta-çırak ilişkisiyle sürdürülen bazı mesleklerin geleceğini de gündeme getiriyor.
Ustalar Var, Mesleği Devralacak Gençler Yok
Saat tamirciliği ve terzilik gibi geleneksel zanaatlarda ise kuşaktan kuşağa aktarılan mesleki bilgi giderek daha az kişide toplanıyor. Yeni ustaların yetişmemesi halinde, bugün hâlâ sürdürülen bazı mesleklerin önümüzdeki yıllarda uzmanı bulunamayan alanlara dönüşebileceği belirtiliyor.
Öte yandan tablo, gençlerin çalışmak istemediği şeklinde tek başına açıklanamıyor. Eğitim ile iş hayatı arasındaki bağlantının yeterince güçlü olmaması, gençlerin mesleki alanlara geçişini de etkiliyor.
Mesleki Eğitimde Yeni Kuşağın Önemi
Türkiye’de eğitimde veya istihdamda bulunmayan gençlerin oranının yüksek olması, bu alandaki uyumsuzluğu ortaya koyuyor. Böylece bir tarafta meslek öğrenebilecek gençler, diğer tarafta yetiştirecek çırak arayan ustalar bulunuyor.
Mesleki eğitimin güçlendirilmesi ve gençlerin el becerisi gerektiren alanlarla daha erken tanıştırılması, bu açığın kapatılmasında önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Çünkü bir mesleğin geleceği, yalnızca bugünün ustalarına değil, o mesleği yarın sürdürecek yeni kuşağın yetişmesine bağlı.