Dinin bize niçin var olduğumuzu öğrettiğini anlatan Bardakoğlu, şöyle konuştu: “Hazret-i Muhammed (s.a.v.) bize varlığımızın nihai manasını kavratıyor. Biz de sıradan bir canlı olmadığımızı, Allah’ın yeryüzündeki iyilikleri, doğrulukları yapmaya vazifeli bir halifesi olduğumuzu kavrıyoruz.”
Bardakoğlu, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) “Kendiniz için istediğinizi yanı başınızdaki kardeşiniz için de istemedikçe olgun bir mümin olamazsınız” hadisi şerifini hatırlatarak şunları söyledi: “Ne pahasına olursa olsun bir arada yaşamak değil ama barış, sevgi ve huzur içinde bir arada yaşamaya ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.
Trabzon Zorlu Grand Otel'de yapılan Kutlu Doğum Haftası resmi açılış programına Diyanetten Sorumlu Devlet Bakanı Prof. Dr. Mustafa Said Yazıcıoğlu, Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak, Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Ali Bardakoğlu, Trabzon Valisi Nuri Okutan, Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu, milletvekilleri, İl Müftüsü Ahmet Bulut ve çok sayıda davetli katıldı. Kur'an-ı Kerim okunmasıyla başlayan programda, Peygambere salatü selam getirerek konuşmasına başlayan Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Ali Bardakoğlu, "Kutlu Doğum Haftası, Peygamber Efendimizi sevme ve anlama haftasıdır. O'nun getirdiği kuşatıcı rahmeti içimizde hissetme dönemidir" dedi.
"Kendini tanımayan Rabbini tanıyamaz, niçin var olduğunu fark edemez" diyen Bardakoğlu, "Sıradan bir canlı olarak yaşar gider" ifadelerini kullandı. Dinin bize hayata niçin geldiğimizi, niçin var olduğumuzu öğrettiğini anlatan Bardakoğlu, şöyle konuştu: "Hazret-i Muhammed bize varlığımızın nihai manasını kavratıyor. Biz de sıradan bir canlı olmadığımızı Allah'ın yeryüzündeki iyilikleri doğrulukları yapmaya vazifeli bir halifesi olduğumuzu kavrıyoruz. Her insan kutsaldır ve Allah'ın yeryüzüne gönderdiği, güzellikler yapmakla memur kıldığı bir insandır. Bunun için dinimizin özünde insan sevgisi var. Herkesi böyle bir sevgiyle sevebilmeyi bize efendimiz Muhammed Mustafa öğretti" Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, bu hafta vesilesiyle herkesin Peygamberimizin hayatı ile ilgili mutlaka bir kitap okumasını isteyerek şöyle konuştu: "Biz camilerimizi bu anlamda okuma evlerine dönüştürmek istiyoruz. Artık dini bilgiyi sadece minberdeki kürsüdeki hocadan almanın vakti geçmiştir. Biz Diyanet İşleri Başkanlığı olarak birçok yayını sizlere sunmayı önemsiyoruz. Ama bunun amacına ulaşması için bunların sizin evine, kitaplığınıza girmesine ihtiyaç var. Okuma oranımızı da artırmalıyız. Komşularımızdan çok geriyiz. Okumalı ve doğru bilgileri almalıyız."
Dinimizi doğru öğrenmeliyiz
Bardakoğlu, son dönemlerde Batılı bazı mihrakların İslam'ı kötüleme çalışmaları ve İslamofobia'ya karşı şunları söyledi: "Eğer biz dinimizi doğru bir şekilde öğrenirsek İslam'ı da doğru temsil etmiş oluruz. Maalesef bugün batı dünyası hem İslam'ı hem efendimiz Muhammed Mustafa'yı doğru anlama imkanından yoksun bulunuyor. Bunun çok sebebi var ama biz de üzerimize düşen görevi yapmalı onun o sevgisini insanlığa sunmalıyız. Başkalarını kınamak yerine kendi ödevimizi iyi yapmak gerekir." Konuşmaların ardından Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Bakanlar Yazıcıoğlu ve Özak'a birer gül takdim etti. Diyanet İşleri Başkanlığı Türk Tasavvuf Musikisi korosu ilahiler söyledi. Programa yoğun katılım dikkat çekerken, davetlilerin büyük kısmı programı ayakta izlemek zorunda kaldı.
BARIŞ İÇİNDE BİR DÜNYA
Bardakoğlu, Peygamber Efendimizin "Kendiniz için istediğinizi yanı başınızdaki kardeşiniz için de istemedikçe olgun bir mü’min olamazsınız" hadisi şerifini hatırlatarak şunları söyledi: "Ne büyük bir ideal, ne yüksek bir çıta. Ülke olarak, dünya olarak barış içinde bir arada yaşamaya ihtiyacımız var. Ne pahasına olsun bir arada yaşamak değil ama barış, sevgi ve huzur içinde bir arada yaşamaya ihtiyacımız var. Açıp Kur'an ve sünnete bakıyoruz baştan sona hoşgörü ve sevgiyi işliyor. Biz hak dinin temsilcileri olarak Hazret-i Peygamberin bize bildirdiği dini bilgiyi insanlara anlatırız. Sonrası insanların kendi tercihidir. Bizim medeniyetimiz hoşgörü medeniyetidir. Tarihte sahip olduğumuz hoşgörünün en açık belgesi Anadolu'dur. Anadolu'da yıllarca farklı din ve inanç mensupları bir arada barış içinde yaşamışlardır. Öyle olduğu için bizim Anadolu medeniyeti adeta sevgi ve hoşgörü medeniyeti olmuştur. Biz dünyaya bu hoşgörü ve sevginin altın sayfalarını sunmuş bir medeniyete mensubuz."
Bugün ülkemizde barış içinde bir arada yaşamamızın bir diğer ayağının da demokrasi ve laiklik olduğuna değinen Bardakoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz Diyanet İşleri Başkanlığı olarak laiklik ve demokrasiyi aynı şekilde önemsiyor ve insanımızın barış içinde bir arada yaşamasının en önemli bir ayağı olarak görüyoruz. Türkiye olarak İslam dünyası içinde çok önemli bir yere sahibiz. Asırlardır biz bu dini kendi kaynaklarından doğru bir şekilde öğrendik ve anlattık. Bu köklü din anlayışımız barış içinde yaşamamızın da bir diğer ayağını oluşturuyor. Diyanet İşleri Başkanlığı da bu anlamda dini doğru anlama ve anlatmanın önemli bir ayağını oluşturuyor. Biz dini doğru bildiğimiz ve topluma anlattığımız sürece din kavganın değil hoşgörü ve sevginin kaynağı olacaktır. Biz bu nedenle topluma sunduğumuz din hizmetinde bir boşluk meydana gelmesin istiyoruz ki o boşluk yanlış bir bilgiyle doldurulmasın."






