Prof. Dr. M. Es’ad Coşan (Rh.A.) Hocaefendi’nin İslam Mecmuası’nın Haziran 1987 nüshasında yer alan başyazısını, Ramazan bayramı münasebetiyle yayınlıyoruz.
İbadetlerin bir "zâhir"i, yani dış görünüşü, şekli, zarfı, kalıbı, maddesi, merasim yönü, kabuğu... vardır; bir de "bâtın"ı, yani içyüzü, mazrufu, özü, mânâsı, hakikati, aslı ve ruhu. Eğer bâtını bozuk, çürük, hasta, sakat, çarpık, eğri, yanlış, çirkin olursa, o ibadetin değeri sıfıra kadar düşebilir; hattâ sevap değil, günah ve vebal hadîs-i şeriflerinde buyurmuşlar:
"Nice oruç tutan insan vardır ki (hiç sevap kazanmaz) akşamleyin kârı aç susuz kalmaktan ibaret olur"?
"Nice namaz kılan insan vardır ki, kıldığı namaz o kişiyi (Allah'a-celle celalüh-yaklaştırmaz, bilakis) ancak Allah'tan uzaklaştırmağa yarar"
İyi bilelim ki, Allah-celle celalüh-ancak, müttekîlerin, yani takva ehli kişilerin, ihlaslı, iyi niyetli, temiz kalpli kulların hayr-ü hasenâtını, ibadet-ü taatını kabul buyurur; riyakâr, mütekebbir, lâubalî, pervasız, dikkatsiz, kötü maksatlı, fesat fikirli, maddeci, dünyaperest kimselerinkini ise reddeyler, hattâ meleklerine; "götürün bu perisan ibadetleri o kötü kulların yüzlerine çarpın" diye emreder.
Ramazan orucununu en büyük hedefi kula TAKVA'yı öğretmek, onu nefsi yenmeğe alıştırmak idi. İnşallah hepimiz bu manevî eğitimi başarı ile tamamlamış, müttekîler safına katılmışızdır. Yüce rabbımız bize takva yolunda, sırat-müstakîmde, sebilürreşadda, doğru çizgide, kendi rızası istikametinde, resulünün izinde, müteşerri, mütebahhir, muhakkik, kâmil, arif, salih, edip ulemâ ve sâdâtımızın-rahmetullahi aleyhim ecmaîn-peşinde gidenlerden eylesin;
Ramazanda kesbettiğimiz iyi hâlât ve kemâlâtı kaybettirmesin;
Nice mutlu ve kutlu ramazanlara, gerçek bayramlara sevdiklerimizle birlikte afiyet ve saadetle erdirsin.







