İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

İsrail’i kim finanse ediyor ve Boykot nasıl sürdürülür?

İsrail’i kim finanse ediyor ve Boykot nasıl sürdürülür?
Türkiye
|

Bir eylemden önce, dost ve düşmanı tanımak gerekir. Yapılacak bir eylem küçük olabilir ancak sürdürülebilir olmalıdır. Siyonistler, Lübnan'ı vurdu “boykot” başlatıldı. Fransa, “soykırım' demeye kalktı “boykot” denildi. Gazze katliamı başladı “boykot” sesleri yükseldi.

KEMAL ÖZER

Bir eylemden önce, dost ve düşmanı tanımak gerekir. Yapılacak bir eylem küçük olabilir ancak sürdürülebilir olmalıdır. Siyonistler, Lübnan'ı vurdu “boykot” başlatıldı. Fransa, “soykırım' demeye kalktı “boykot” denildi. Gazze katliamı başladı “boykot” sesleri yükseldi.

Şimdi asıl soru şu; “Siyonistler Gazze'deki katliama ara verince eylem ve boykotlar devam ettirilebilecek mi? Yoksa yeni bir boykot için yeni bir katliamı mı bekleyeceğiz?”

Kimleri boykot etmeli, boykotu neden sürdürmeliden önce terörün finansmanını kimler nasıl temin ediyor ona bakalım.

İsrail'i ekonomik ve siyasal anlamda destekleyen en önemli örgüt “Amerikan Siyonist Kamu İşleri Komitesi” olan (AIPAC-American Israel Public Affairs Committee)'dir.

AIPAC'in asıl misyonu; “ABD'nin Ortadoğu politikasını 'İsrail lehine' şekillendirmektir” (6 Temmuz 1987 New York Times).

1950'lerde kurulmuş, halen 100 bin'den fazla Siyonist mücadelecisi olan AIPAC;
- Amerikan Kongresi ve Beyaz Saray'da, İsrail'i destekleyen lobi faaliyetlerini,
- ABD Başkanın çevresindeki kadronun seçimini etkileyici çalışmalar,
- Herhangi bir Arap ülkesine silâh satışını engelleme,
- Pentagon ve İsrail ordusu arasında koordinasyon sağlama,
- İsrail karşıtı ülkelere uygulanacak ambargoları koordine etme,
- Birleşmiş Milletler kararları ile Filistinliler (özellikle Hamas'ı) İsrail'in taleplerine boyun eğmeğe zorlayıcı psikolojik hareketler uygulama,
- Washington'la İsrail arasındaki bağ ve istihbarat işbirliğini koordine etme,
- İsrail'e ekonomik yardıma aracılık etme,
- Temsilciler Meclisi'nde ve Senato'da İsrail'i ilgilendiren konularda kimin nasıl oy verdiğini yakından izleme, engelleme ve resmi web sitesinde ilân etme,
- İsrail'in nükleer silahlanmasını katkı sağlamak ve İran'ın nükleer gelişimini engelleme,
- Arap ülkeleri arasındaki koordinasyonu gelişimini engelleme,
- Başta ABD olmak üzere batılılara Libya, Suriye, Lübnan, Hizbullah, İran ve Filistin gibi ülkelerin yayınlarını engelleme,
- İsrail'in varlığına karşı olan ülkelere karşı hareketler geliştirme,
- Siyonizm'in destekçisi örgüt ve ticari kuruluşları koordine etmek gibi işler yapmaktadır.

Koordine ettiği kuruluşlardan bazılarını Türk kamuoyunun yakından tanıdığı, Açık Toplum Enstitüsü, Hudson Enstitüsü, İnsan Hakları Gözlemcileri, (Human Rights Watch) gibi örgütlerdir.

Bu örgütün resmi web sitelerinde yayınladıkları “başarılarıyla sonuçlanan faaliyetlerimiz” listesinde, “Gazze'ye silâh ve diğer yardımların girmesini önlemek için Mısır'a baskı yapmak” açık açık belirtiliyor.

Kâğıt üzerinde AIPAC, Siyonizm'e direkt parasal yardım yapmaz gözükse de bu doğru değildir. Seçimlerde siyasilere, İsrail yanlısı olmak kaydıyla finansal ve medya yardımı gibi destekler ile çokuluslu şirketlerden gönüllü olarak yahut zorla tahsilâtlar yaparak Siyonizm'in savaşlarını finanse etmekle tanınır.

Bu yüzdendir ki boykotlar, zulme engel olup zalime karşı durmanın yanı sıra, zorla para alınan çok uluslu şirketlere de kamuoyu desteği sağlanarak iyilik yapmaktır.

ABD'mi İsrail'i destelemektedir yoksa İsrail mi ABD'yi yönetmektedir?

Bu en can alıcı sorunun sahibi, Amerika'nın İsrail'e verdiği şartsız desteğini anlatan Rahmetli Edward Said. Said, iki bin yılında yazdığı “Hizbullah, ABD ile mi savaşıyor?” başlıklı makalesinde; “Amerikan-İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC) yıllardır Washington'daki en kuvvetli lobi olmuştur. İyi örgütlenmiş, sıkı sıkıya birbirine bağlı, oldukça göze çarpan ve zengin bir Yahudi nüfusa dayanan AIPAC politik yelpazenin her kesiminde korku ve saygı uyandırmaktadır” diyor.

Edward Said yazısının devamında şunları belirtiyor; “Kim Filistinliler'in yanında yer almayı kim göze alabilir?” diye de soran Said “AIPAC çek defterini kapatarak bir politikacının kongre kariyerini yok edebilecek güce sahipken, Filistinliler'in vaad edebileceği hiç bir şey yoktur. Geçmişte, bir ya da iki kongre üyesi AIPAC'a karşı açıkça direndi, fakat AIPEC tarafından kontrol edilen birçok politik eylem komitesi bunların tekrar seçilmelerini engelledi. Bir zamanlar AIPAC'a uzaktan karşı çıkmaya çalışan tek senatör ise Güney Dakota'dan James Abourezk olmuştur. Fakat bu şahıs bir dönem senatörlük yaptıktan sonra kişisel gerekçelerle istifa etmiştir. Bugün neredeyse tüm senato bir iki saat içinde başkana İsrail lehine bir mektup yazmak üzere seferber edilebilir. AIPAC'ın nüfuzuna ilişkin olarak Hillary Clinton'dan daha iyi bir örnek bulunamaz. New York eyaletinde politik güç elde etmek için hevesle çabalarken İsrail'e karşı tutkusunda en aşırı sağ kanat Siyonistleri bile aşmaktadır. Bunda o kadar ileri gitmiştir ki, ABD büyükelçiliğinin Tel Aviv'den Kudüs'e taşınmasını ve ABD'de hüküm giymiş olan İsrail casusu Jonathan Pollard'ın ömür boyu hapis cezasının hafifletilmesini bile önermiştir.
Birçok Yahudi organizasyonu tüm ülke yararına hastaneler, müzeler, araştırma kurumları işletmektedir. Ne yazık ki, en soylu kamu girişimleri varlıklarını en aşağılık, en insanlık dışı olanlarla birlikte sürdürmektedir.”
Amacımız bu Siyonist örgütü büyük göstererek okuru korkutmak asla değildir. Bu tür örgütlenmelerin gücü, bizim sessizliğimizden kaynaklanmaktadır.

Bizler ayak kalkıp “hayır” dediğimiz gün onlar panikleyecektir. Bizlerse gücümüzü göreceğiz. Çünkü küçük boykotlar bile uygularını kaçırmaya yetiyor.

1951'de kurulan AIPAC'de, ABD ile İsrail Devleti ilişkilerini düzenlemekle kalmayıp birçok Yahudi'nin de rahatsız olduğu Siyonist İsrail'e savaş finansı sağlayan bu örgütlerde çaresiz kalacaktır. Bizlerin kardeşliğimizi fark edip, dayanışma içine girmemiz bile onları korkutan çatlatmaya, sonlarını hazırlayacak hatalar zincirlerini başlatmalarına neden olacaktır.

ABD'de bir kişi, örgüt yahut bir kongre üyesi, Siyonistlerin hoşlarına gitmeyecek bir şey yaparsa, yaklaşık bin kişilik bir listeye “alarm sinyali” gönderilerek AIPAC'in “Eylem Alarmı” denen bir sistemi devreye sokuluyor.
Bu bin kişi, Amerikan toplumu içindeki etkili Yahudilerdendir. Bunlar büyük sermayedarlar, resmi görevliler, cemaat liderleri, yazarlar gibi statü sahibi kimselerden oluşur. Alarm sinyalini aldıkları anda ilgilisini hedef tahtasına oturtup; telefon, faks, e-posta ve diğer kitle iletişim araçları ile tehdit eder ve bezdirirler. Bunun sayısız örneği vardır.

Senatör Paul McCloskey, ABD kongresinde “ABD hükümeti, AIPAC'in estirdiği bir terör fırtınası altındadır” derken, Washington Report on Middle East Affairs Dergisi de Batı Şeria ve Gazze'yi kastederek “İsrail işgali altındaki bir topraktır” demesi üzerine başlarına gelmedik kalmamıştır. Bu yüzden ABD'liler Siyonizm'in işgali altındadır.

Peki, çözüm ne?

Bunların güçlü olmasının alsında hiçbir önemi yok. Bizde, “düşmanın silahı ile silahlanın” emrinin muhatapları olarak, ahlak sınırlarını aşmadan önlemler alabiliriz.

Kurumsal anlamda;
- Öncelikle Sivil Toplum Örgütlerimizin bir envanterini çıkarmalıyız. Bu envanterde “samimiyet ile döneklik ve dünya perest olmamak” ana kriter olmalı.
- Şimdilik bir çatı örgüt olmasa bile sekretaryası oluşturulmalı.
- Siyonistler gibi toplumun zihnini iğfal etmeden, İslam'ın ahlak öngörüsü sınırları içerisinde kamuoyu “doğru bilgiler”le donatılmalı.
- Kamuoyu oluşturmada “adalet ilkesi” asla zedelenmemeli.
- Boykot ve benzeri eylemler sürdürülebilir ve yönetilebilir şekilde organize edilmeli.
- Karşı tarafın kolayca çürütüp etkisini ortadan kaldırabileceği ve uygulanabilirliği zor boykotlar yerine “güvenilir bilgilere dayanan listeler” hazırlanmalı.
- Bu boykotlarlara tüketici kadar ithalatçı, üretici, pazarlayıcılarında katılması sağlanmalı.
- Tohumlar ile diğer tarım ürünlerinin yanı sıra, içecek, ilaç, temel tüketim ürünleri gibi alanlarda eksikliklerin tespit edilerek, “alternatif güvenilir kaynak bilgileri”nin sunulabilmesi sağlanmalı.
- Siyasetin, Gazze katliamları gibi konular başta olmak üzere toplumsal desteğe ihtiyaç duyduğu durumlar ile siyasetin uygulamalarına tepki ortaya konulması için hazır olunmalı.
- Katliamlar yapıldığı zaman içimizi acıtan görüntüler üzerine, hızla sokağa dökülüp sonrada çabucak yorulmak yerine şimdiden gerekli hazırlık ve önlemlerin alınmalı.
- Bu çalışmalar “mazlumun ve zalimin kimliğine sorulmadan” yapılmalı.
Bütün bunları kim mi? yapacak diyorsunuz. Evet biz. Bizim en zayıfımız inanmışımız onların Siyonist liderleri Thedor Herzl'inden de Siyonist Weizmann'dan da daha güçlüdür. Sorunumuz bunu fark edememiş olmamızda.
Kişisel anlamada ise yapacak çok şeyimiz olduğunu asla unutmamalıyız. Zalimlerin başarısı bizim tüketim alışkanlıklarımız ve yaşam modelimizden kaynaklanmaktadır.
- “İsraf”larımızın bir listesi çıkarılmalı.
- Herkes hangi markaları tüketip hangi markaları tüketmeyeceğini listelemeli.
- Tüketeceği veya tüketmeyeceği markaya e-posta, faks yahut telefonla ulaşıp kendisini tercih nedenlerini sıralamalı. Aksi durumda kendisini terk edeceği mutlaka belirtilmeli.
- Batılı tüketim alışkanlıkları derhal terk edilmeli.
- “Haram” tüketim maddeleri başta olmak üzere “şüpheli” tüketim maddeleri de listelerden çıkarmalı.
- Batı kültürünün ürünü gazlı, kolalı içecekler ikram etmekten ve tüketmekten vazgeçmeli. - Sigara gibi alışkanlıklar bu vesileyle bırakılmalı. Bırakılamasa bile batılı sigaralardan vazgeçilmeli. İkram edilince reddedilerek nedeni izah edilmeli.
- Boykotun çok büyük bir güç olduğu bilincinde olunmalı, buzdolabının üzerinde satın alınması ve satın alınmaması gereken markaların listesini asarak örnek olunmalı.
- Bu işleri yapabilecek bir STK'ya üye olmalı, yönetiminde yer almalı, maddi ve manevi destek sunulmalı.
- Kulaktan duyma yanlış bilgilerle değil, kaynaklarına inerek doğru bilgilerle hareket edilmeli.
- Dostunuza yapabileceğiniz en büyük iyilik, zulmüne engel olmaktır. Oy verdiğiniz parti ister iktidarda ister muhalefette olsun doğrularına destek olurken, yanlışlarına karşı da susmayarak zulümlerine destek olunmamalı.

Bazı kimseler “sadece benim boykotumdan ne olur ki?” gibi yanlış bir düşünceye sahipler. Herkes “ben boykot edersem çok şey olur” dediği an, herkesin boykota katıldığını ve zalimlerin ayaklarımıza kapandığını göreceğiz.

Unutmamalıyız ki materyalistler, en çok dünyalıklarının ellerinden alınmasından çekinirler. Bu yüzden boykot, çağımızın atom bombasıdır..!

KEMAL ÖZER - TİMETÜRK - 26 OCAK 2009 PAZARTESİ
AKRA