İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Çanakkale’de en çok şehit veren kulüp

Çanakkale’de en çok şehit veren kulüp
Türkiye
|

Çanakkale Savaşları’na ilişkin araştırmalar maalesef yetersizdir. Örneğin Çanakkale Savaşı’ndaki kadın şehitler ve kadın gaziler konusu üzerinde en az araştırma yapılan başlıklardan birini oluşturmaktadır. Hâlbuki ne kadar önemli mesele…

Çanakkale Savaşları’na ilişkin araştırmalar maalesef yetersizdir. Örneğin Çanakkale Savaşı’ndaki kadın şehitler ve kadın gaziler konusu üzerinde en az araştırma yapılan başlıklardan birini oluşturmaktadır. Hâlbuki ne kadar önemli mesele…

18 Mart Çarşamba günü Çanakkale Zaferi’nin 94. yılını idrak edeceğiz.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Çanakkale Zaferi’ni bir yazı ile idrak etmeyi düşünürken, gerek yazılması gereken malzeme bolluğu, gerekse de iç gündemin fazlasıyla siyasete ve seçimlere odaklanması nedeniyle zihinleri biraz bu keşmekeşten uzaklaştırmak amacıyla üst üste iki yazı kaleme almaya karar verdim.

Bugünkü yazımda Çanakkale Zaferi’ne katkıda bulunan kadın şehit ve gazilerimizin birkaçından söz edeceğim. Çarşamba günü ise, tüm erkeklerini Çanakkale’de şehit veren, bir tek ‘er’, yani erkeği kalmadığı için ismi, Ersizler Köyü’ne çıkan bir köyümüzden bahsedeceğim… Bu köyümüz nerededir, hangi il ve ilçemize bağlıdır, onu anlatacağım.
Osmanlı Devleti’nin tamamen tasfiyesini amaçlayan Birinci Dünya Savaşı’nın gerek savaş sırası atmosferi, gerekse de savaş sonrası etkileri itibariyle en önemli cephesi hiç kuşkusuz Çanakkale oldu. Nitekim Çanakkale Savaşı modern zamanların ilk en kanlı muharebelerinden biri olarak tarihe geçti.

Dünya üzerinde Çanakkale ve İstanbul boğazları kadar, sadece günümüzde değil, günün değişen teknolojik ve stratejik şartlarına rağmen taşıdığı büyük önemi koruyarak, uluslar arası ilişkilerde etkili olagelmiş, dahası bazen bu ilişkilere bizzat yön vermiş başka bir toprak parçası yoktur.

İlk’lerin savaşı…
Sanayi devrimiyle birlikte gelişen savaş teknolojisinin ilk ürünü olan silahlardan birçoğu dünyada ilk defa Türklere karşı kullanıldı. İlk savaş uçağı, ilk denizaltı, ilk kimyasal silah, hatta kimi harp hileleri ilk defa Türkler üzerinde denendi.

Türk askeri, cephede düşman ve yoklukların yanı sıra savaş hileleriyle de mücadele etti. Çanakkale'yi geçemeyeceklerini anlayan düşman askeri en az hasarla çekilmenin hesabını yaparken, Türk askerlerinin çekilmeden haberdar olmaması için değişik savaş hilelerine de başvurdu.

General Hamilton anılarında savaş hileleriyle ilgili olarak şu anekdotu anlatır:
 "Türk askerlerini şaşırtmak için yolcu gemilerine, şileplere sahte bacalar, sözde toplar, uydurma direkler eklendi. Böylece İngiliz gemileri 'Tiger' ya da 'lnflexible' kruvazörlerine benzetildi. Karşı taraf bu gemilere ateş edip, boşuna pek çok mermi harcadı."

Nitekim düşman askerlerinin, 8–9 Aralık 1915 gecesi Gelibolu Yarımadası'nı deniz yoluyla tahliyesine başlandı. Her akşam ortalık karardıktan sonra kıyıya kurtarma sandalları, çıkarma tekneleri yanaşıp, durmadan asker, hayvan, top ve diğer savaş malzemelerini taşıdı. Önce hasta ve yaralılar nakledildi, onları savaş esirleri takip etti. Son olarak sıra askerlere geldiğinde, Mehmetçiğin ayak seslerini duymaması için postallar paçavralarla kaplandı.

Personel kaybını en aza indirmek amacıyla her şey en ince ayrıntısına kadar düşünüldü. Çekilmenin başarılı sonuçlanması için geride karşılıklı iki konserve kutusundan diğerine damlayan suyun ağırlığıyla ateş alan ayarlı ve sonradan patlayacak tüfekler, takip edilmelerine karşı mayınlar bırakıldı.  Askerlerin gittiğinin Mehmetçik tarafından anlaşılmaması amacıyla mevzilerde içi samanla doldurulan ve üniforma giydirilen maketler yerleştirildi, tahtadan atlar yapıldı. 20 Aralık 1915'te Anafartalar'dan, son düşman birliği ise 9 Ocak 1916'da Seddülbahir bölgesinden bir daha gelmemek üzere Gelibolu Yarımadası'nı terk etti.

Futbolcu şehitler…
I. Dünya Savaşı’nda Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Ankaragücü'nün toplam 70 futbolcusu çeşitli cephelerde şehit düşmüştür. Tespit edilebildiği kadarıyla, Çanakkale Cephesi'nde Galatasaray'ın 23, Fenerbahçe'nin 5 ve Beşiktaş'ın da 2 futbolcusu şehit olmuştur. Galatasaray'da kayıtların düzenli tutulması nedeniyle şehit futbolcu sayısının fazla gözüktüğü, Beşiktaş'a ait kayıtların işgal yıllarında kulübün Rumlar tarafından yağmalanması sırasında, Fenerbahçe'ye ait kayıtlar ise kulüp binasında çıkan yangında tahrip olduğundan daha fazla ayrıntıya ulaşılamamıştır.

Kadın şehit ve gaziler…
Savaş ortamındaki Türk kadınının yerini incelemek, öncelikle Osmanlı siyasal, sosyal, ekonomik yaşantısında kadın kimliğini ortaya koymayı gerekli kılıyor. Ancak bu konuda ayrıntılı bir analize girişmek yazımızın sınırlarını aşacaktır. Kısa bir tanımlama yapacak olursak, incelenen Osmanlı kaynaklarına dayanarak Osmanlı kadınının işlevsiz bir yapıya sahip olmadığını söyleyebiliriz. Zaten Osmanlı Devleti’nin Klâsik Dönemine bugünden bakarak kadınların siyasî, ekonomik, askerî, kültürel haklarının olmadığını belirtmek doğru değildir. Osmanlı kadını Türk- İslâm kültürünün temel taşlarının bugünlere taşınmasında önemli bir role sahip olmuştur.

Birinci Dünya Savaşı’nda kadınlar, lojistik destek sağlama, yaralıların tedavisinde görev almanın yanında bizzat cephede silah başında bulunduğuna dair kaynaklarda bilgiler yer almaktadır. Cephede silahıyla saatlerce ateş eden, vurulup şehit olan kadınların varlığına ilişkin özellikle yabancı kaynaklarda anlatılanlar oldukça dikkat çekicidir:
Örneğin Avustralyalı piyade er J.C. Davies, annesine yazdığı mektupta kendilerine karşı çarpışan bir Türk kadın savaşçısıyla ilgili olarak şunları anlatır:

“Benim de vurulduğum 18 Mayıs 1915 günü, keskin nişancı bir Türk kızı pusuda çarpışıyordu. Gizlendiği yerden gün boyunca ateş etti ve çok sayıda adamımızı vurdu. Ancak, gün batmadan, bir Avustralyalı tarafından vurulmasına gene de üzüldüm. Güzel, yapılı ve tahminen 19–21 yaşlarında genç bir kızdı. Ölü olarak ele geçirdiğimizde, yanında başka bir Türk’ün ölüsünü de bulduk. Genç kızın bedeninde tam 52 kurşun yarası vardı…”

25 Nisan 1915 çıkarmasında yaralanan bir denizci asker, kıyıdaki küçük bir evde, çarpışmalar sonucu ele geçirilen keskin nişancı bir kadın savaşçıyla karşılaşır. Olayı şöyle anlatır:

“… O, bir Türk kadın savaşçısıydı ve durmaksızın saklandığı evden ateş ediyor, evi boşaltıp teslim olmayı reddediyordu. Sonunda ele geçtiğinde, yanında yaşlı annesi ve çocuğu da vardı. Yakalanana kadar, bir pencereden ısrarla ve özellikle de subaylarımızı hedef alarak ateş etmişti. Sanıyorum öldürdüğü bazı kurbanlarını süngülemişti de. Üzerinde 16 askerimizin künyesini bulduk.”

Mısır’da yayınlanan “The Egyptian Gazete” adlı gazetede yer alan ve bir askerin İskenderiye’den ailesine yazdığı mektupta da kadın savaşçılardan bahsediliyor. Mektubun ilgili bölümü aynen şöyle:

“…15 Ağustos 1915 Pazar günü savaşa katıldık ve büyük bir tepeyi ele geçirme görevi aldık. Bu arada çok can kaybı verdik. Şarapnel parçaları, makineli tüfek mermileri yanı sıra, pusuda ateş eden keskin nişancı kadın savaşçıların ateşi altında, adeta cehennemde ilerlemek gibi bir şeydi bizimkisi. Burada, pusuya yatıp çarpışan keskin nişancıların çoğu kadın veya kızdı. Kendilerini yeşile boyayıp ağaçlar ve bodur bitkilerle uyum sağlamışlar.”

Silahıyla savaşa iştirak eden kadınlardan biri de Kosova’nın Dragaş'a bağlı Brod köyünden olan ve Çanakkale Savaşları’nda şehit düşen Zeynep Çavuş’tur.

Muhtelif şekillerde sosyal hayatta yer alan Osmanlı kadınlarının savaş dönemlerinde de vatan müdafaasında bizzat bulunmaları şaşırtıcı olmasa gerektir. Babasını, eşini ya da oğlunu harp meydanına göndermiş kadınlar vatan aşkı ve vazife bilincine fazlasıyla sahiptirler. Şehit annesi Münîre Hanım’ın oğlunun şahadet haberini bildiren kartın üzerine Başkumandan Vekili Enver Paşa’ya gönderdiği cevabi mektup bunun en açık delilidir.

Ancak bizler, bu çok önemli savaşları henüz yeterince bilmiyor ve anlatamıyoruz.

Tüm şehitlerimizi şükranla anıyoruz.

Prof. Dr. Osman ÖZSOY / HABER 7 - 17 MART 2009 SALI
AKRA