20. yüzyılın önemli âlimlerinden Ali Yakup Cenkçiler Hocaefendi, vefatının 21. senei devriyesinde talebeleri ve sevenleri tarafından anıldı.
Prof. Dr. Ahmet Turan Arslan: “Ali Yakup Hoca tam bir Osmanlı hayranıydı. İlim ehli bir ailenin mensubuydu ama ilim yolunda çok büyük çileler çekti. Kendisi veli kullardandı.”
Prof. Dr. Mahmut Kaya: “Ali Yakup Hocamız ilmi ahlakından, ahlakı ilminden üstün bir şahsiyetti. Vefatından bir yıl önce Kur’an’ı Kerim’den başka kitabı eline almama kararı aldı ve bunu hayatının sonuna kadar uyguladı.”
Fatih Çevre Kültür ve Ahlak Derneği (FAÇED)’nin düzenlediği Ali Yakup Hocaefendi’yi anma programı öğle namazını müteakiben Edirnekapı Sakızağacı’nda bulunan kabrini ziyaretle başladı. Kabir başındaki programa Ali Yakup Hocanın hayattayken kendisinden ilim öğrenen çok sayıda kişi katıldı.
Kabir başındaki anma programının ardından saat 15.00’te Fatih’teki Ali Emiri Kültür Merkezi’nde anma programına geçildi. Programda ilk olarak “Ali Yakup Cenkçiler Hatıra Kitabı”nın yazarı Dr. Necdet Yılmaz konuştu. 1990’lı yıllarda merhum Mahmud Esad Coşan Hocaefendi’nin tavsiyesi üzerine Ali Yakup Cenkçiler hakkında araştırma yaptığını ve bugüne kadar elde ettiği bilgi ve dokümanlardan bir kitap ortaya çıktığını belirterek, kitabın oluşmasında destek verenlere teşekkür etti.
“İLİM EHLİ BİR AİLEYE MENSUPTU”
Programın ikinci konuşmacısı Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Turan Arslan, Ali Yakup Hocaefendi’nin nüktedan yönüne dikkat çekerek salondakileri sık sık gülümsetti. Prof. Arslan, Ali Yakup Hocaefendi’nin Mehmed Zihni Efendi’yi takdir ettiğini, İhya-u Ulumiddin derslerinde kaynak olarak kullandığını belirterek, Zihni Efendi’nin Arapça bilgisine hayranlık duyduğunu sık sık ifade ettiğini açıkladı. Ali Yakup Hocaefendi’nin bu hassasiyeti nedeniyle Mehmed Zihni Efendi’yle ilgili araştırmalar yaptığını, ortaya torunlarının dahi fazla bilmediği abide bir âlimin çıktığını söyledi. Prof. Dr. Arslan, “Ali Yakup Hoca tam bir Osmanlı hayranıydı. İlimle meşgul olmayı çok önemserdi. Allah’ın veli kullarının yeryüzünün bereketi olduğunu sık sık söylerdi. Kendisi de bu veli kullardandı. İlim ehli bir ailenin mensubuydu ama ilim yolunda çok büyük çileler çekti” dedi.
“O BİR İHYA UZMANIYDI”
Ali Yakup Cenkçiler Hocaefendi ile 1973 yılında tanışan ve vefatına kadar beraber olan Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halit Zevalsiz ise Hocaefendinin İmamı Gazali hayranlığına değinerek , “O bir İhya-u Ulumiddin uzmanıydı. 15 yıl İhya okuttu. Kader kaza gibi kısımlara gelindiğinde ‘Gazali bu konuyu tam anlayamamış’ diyecek kadar da konuya hâkimdi, ilmi derinliği vardı. Gazali’nin, El- Maverdi’nin Edebüd Dünya ve Din eserinden etkilendiğini, İhya’nın kaynağının bu eser olduğunu söylerdi” diye konuştu. Ali Yakup Hocaefendi’nin Doğu’yu ve Batı’yı yakından tanıdığını belirten Halid Zevalsiz, “5-6 dil bilirdi. Aklı ilminden üstün kişilerdendi. Samimi bir Müslümandı. Gazali’nin ‘Derviş’ tipini çok severdi. Kendisi farkında mıydı bilmiyoruz ama kendisi o Derviş tipinin günümüzdeki temsilcisiydi. Bir kişi bile olsa kabiliyetli ve samimi olduğuna inanırsa özel ders verirdi. Fıkhı bilmeden müctehid olanlara çok kızardı” dedi.
“BİR MESELEYİ TÜM YÖNLERİYLE ELE ALIRDI”
Anma programının son konuşmacısı İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Kaya, Ali Yakup Hocaefendi’nin zihni ve ahlaki gelişiminde kendisinde unutulmaz izler bıraktığını belirterek, “Ali Yakup Hocamız yerine bir sosyolog, yerine göre bir siyasetçi, yerine göre bir psikolog, yerine göre bir mütefekkirdi. Bir meseleyi tüm yönleriyle ele alır ve iyi analiz ederdi” dedi. Prof. Dr. Mahmud Kaya, “Ali Yakup Hocamız ilmi ahlakından, ahlakı ilminden üstün bir şahsiyetti. İslam dünyasının tarihiyle, kültürüyle, sosyal yaşantısıyla yakından ilgilenirdi. Çok önemli tahlilleri vardı. Vefatından bir yıl önce Kur’an’ı Kerim’den başka kitabı eline almama kararı aldı ve bunu hayatının sonuna kadar uyguladı” diye konuştu.
Fatih Müftüsü İsmail İpek’in, Güzel Sanatlar Genel Müdürü Mustafa Atalar’ın ve Prof. Dr. Hamdi Aktaş’ın hatıralarını anlattığı anma programı, İskenderpaşa Camii müezzini Rıza Memduhoğlu’nun yaptığı hatim duasının ardından plaket takdimiyle sona erdi. Programın hazırlanmasıyla ilgili yaptığı katkılardan dolayı AKRA FM’e de plaket takdim edildi. AKRA FM adına plaketi Genel Müdür Naim Güleç aldı. Programı katılan tüm konuklara “Ali Yakup Cenkçiler Hatıra Kitabı” hediye edildi.
Ali Yakup CENKÇİLER
(1913–1988)
Son dönem din âlimlerinden. Kosova eyaletinin Gilan kasabasında doğdu. Babası Hafız Hüseyin, annesi Hûrişah Hanım'dır. Sekizinci kuşaktan dedesi Ömer Bey aslen İşkodra’nın Kolgeci köyünden iken sonradan Gilan kasabasına bağlı Desivoyca mezraasına yerleşmiş olduğundan aile İşkodralılar adıyla anılmaktadır. Dedesi Hacı Yakup Niş Medresesi'nde, babası Hafız Hüseyin ise Fatih medreselerinde tahsil görmüştür.
Ali Yakup ilk tahsilini Gilanda Sırp ilkokulunda yaptı. Bu arada babasından Kur an-ı Kerîm, dinî bilgiler ve inşâ dersleri aldı. 1924–1927 yıllarında Gilan Medresesi'ne devam ederek Molla Kadri Efendi ile Müderris Abdurrahman Efendi'den temel medrese ilimlerini tahsil etti; ayrıca Hasan Faik Efendi'den özel olarak inşâ ve Fransızca dersleri aldı. 1927de Üsküp'e giderek Meddah Medresesi'nde meşhur âlimlerden Atâullah Efendi'nin derslerine devam etti. Aynı medresenin muallimlerinden Seyfeddin Efendi'den de belagat ve Türk edebiyatına dair dersler aldı. Tekrar Gilan'a dönerek iki yıl devlet ortaokuluna devam etti (1928-1929). Bu sırada Saraybosna ulemâ meclisi azalarından Şâkir Mesihoviç'in delaletiyle 1931 yılında girdiği Mekteb-i Nüvvâb imtihanını kazanarak tahsiline üç yıl burada devam etti. 1932'de babasının ölümü üzerine bir süre tahsiline ara vermek zorunda kaldı. 1936'da Kahire'ye giderek Ezher Üniversitesi'ne bağlı Külliyyetü usûli'd-din'de öğrenimini tamamladı. Bu sırada eski şeyhülislâmlardan Mustafa Sabri, Zâhid Kevser ve Yozgatlı İhsan Efendi gibi Mısır'a yerleşmiş olan ünlü Türk âlimlerinin özel ders ve sohbetlerinden de istifade etti.
1946–1957 yılları arasında Kahire Üniversitesi Merkez Kütüphanesi'nde memur olarak çalıştı. Temmuz 1957'den Kasım 1959'a kadar Mısır'ın Ankara büyükelçiliğinde mütercimlik yaptı. Daha sonra bu görevinden istifa eden Ali Yakup Efendi 1960'ta İstanbul'a yerleşerek Türk uyruğuna geçti ve bir yıl sonra da evlendi. Bu tarihten itibaren özel teşebbüse ait bir fabrikanın muhasebe kaleminde çalışmaya başladı. Bir taraftan da Fâtih. Mesih Paşa ve Emîr Buhârî camilerinde İhyâ’ü ulûmi'd-dîn, Ede-bü'd-dünyâ ve'd-dîn, Medârikü't-Ten-zîl ve Dîvânü I-Mütenebbî gibi eserleri okuttu. Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı, Haseki Eğitim Merkezinde 1976–1980 yılları arasında tefsir, kelâm ve belagat dersleri verdi. Evinde de orta ve yüksek öğrenim gençliğinden isteyenlere özel dersler vererek birçok talebe yetiştirdi.
Mayıs 1983'te felç olan Ali Yakup Efendi 22 Mayıs 1988de İstanbul'da vefat etti ve Edirnekapı'da Sakızağacı Mezarlığı'na defnedildi.
AKRA FM - 25 MAYIS 2009 PAZARTESİ







