İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

GDO’lar, insan sağlığını tehdit ediyor

Yaşam
|

Genetiği değiştirilmiş organizmaların çeşitli yollar ile tüketiciler tarafından bilinçsiz bir şekilde tüketilmekte olduğunu dile getiren Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın, "Bu kirli oyun sonucunda kazananlar küçük bir azınlıkken, kaybedenler ise milyonlar oluyor" dedi.

Genetiği değiştirilmiş organizmaların çeşitli yollar ile tüketiciler tarafından bilinçsiz bir şekilde tüketilmekte olduğunu dile getiren Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın, "Bu kirli oyun sonucunda kazananlar küçük bir azınlıkken, kaybedenler ise milyonlar oluyor" dedi.

Türkiye bir yandan AB'nin teşvikiyle tamamen doğal üretimi içeren organik tarıma yönelirken, genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) ithalatı da tüm hızıyla devam ediyor. Konu ile ilgili bir açıklama yapan Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın, GDO'ların bisküvi, bebek mamaları, çikolata, mısır ve soyayı yem olarak tüketen hayvansal gıdalar başta olmak üzere neredeyse tümüyle hayatımıza girmiş durumda olduğunu dile getirdi. "800 çeşidin üzerindeki ürün yelpazesinde kullanılan GDO’lar sofralardaki yerini alıyor" diyen Günaydın, "Türkiye'ye 110 bin ton genetiği değiştirilmiş mısır getiren gemiler, limanlarımıza dayanmaya başladı. Böylece üreticinin emeği, tüketicinin sağlığı "ticarete" konu ediliyor" diye konuştu.

Çiftçiler bağımlı hale getiriliyor
Biyoteknolojik yöntemlerle kendi türü dışındaki bir türden gen aktarılarak belirli özellikleri değiştirilen bitki, hayvan ya da mikroorganizmalara "transgenik" ya da "genetiği değiştirilmiş organizma" (GDO) denilmektedir. Bu ürünlerin öyküsünün "yapısal uyarlama" altındaki ülkelere, paten hakkını öngören "çağdaş yasaların" transfer edilmesi ile başladığını ifade eden Günaydın, "Ardından çok uluslu şirketler, binlerce yıldır doğaya ait olan tohumlara birkaç gen aktarımı yaparak bu tohumların üzerinde mülkiyet "hakkı" tesis ederler. GDO'lu tohumlar bir kere ekmeye yarar. Ayrıca bu tip tohumlarda kullanılabilecek tarım ilaçları da yine aynı şirket tarafından üretilmeye başlanmıştır. Yani her yıl aynı tohumu ve aynı ilacı, çevre ülkelerin yoksul köylüleri, aynı şirketten satın almak zorunda bırakılmışlardır" şeklinde konuştu.

1996’dan bu yana ithal ediliyor
GDO'lu tohumların rekabet üstünlüğüne sahip olduğunu sözlerine ekleyen Günaydın, açıklamasını şu şekilde sürdürdü: "GDO’lu tohumlar kontrolsüz koşullarda doğaya salındıklarında, biyoçeşitliliği tahrip ederler. GDO'lu maddelerin üçüncül biyokimyasal ürünlerinin nesiller boyunca insan vücudu içinde yol açabileceği değişikliklerin olası sonuçlarını düşünmek bile korkunç. İşte bu çerçeve içinde Türkiye malesef, 1996 yılından bu yana GDO'lu mısır, soya, pamuk ve kolza ithal ediyor." "Müktesebatına uyum zorunluluğu" bulunan Avrupa, içeriğinde yüzde 0. 9'un üzerinde GDO'lu hammadde bulunan ürünlerin etiketlenmesi zorunluluğunun yıllar önce getirildiğini hatırlatan Günaydın, "Bu kirli oyun sonucunda kazananlar küçük bir azınlıkken, kaybedenler ise milyonlar oluyor" dedi.
MİLLİ GAZETE -14 MAYIS 2007 PAZARTESİ
AKRA