Bazı kimyasal maddeler ve ilaçların vücutta alerjik reaksiyonlara yol açabileceğini belirten uzmanlar, paketlenmiş hazır gıdaların içeriğinin mutlaka okunmasını öneriyor.
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Doğruyol, "Katkı maddeleri benzeri küçük molekül ağırlıklı bileşikler alerjik etki meydana getirirler. Sonuçta bu maddelere karşı astım, kurdeşen olarak bilinenürtiker, saman nezlesi olarak bilinen rinit, gibi reaksiyonlar ortaya çıkar." dedi.
Paketlenmiş ürünlerin içerdiği zararlar üzerinde fazla durulmadığını belirten Prof. Doğruyol, hazır gıda paketinin içindekiler listesinde ne tür malzemelerin bulunduğunun kolaylıkla öğrenilebileceğini dile getirdi. Özenerek alınan bir ürünün olumsuz bazı şartları taşıdığının bu yolla görülebileceğine dikkat çeken Prof. Doğruyol, şöyle devam etti:
"Bu maddeler bünyemiz için 'alerjik' olabilir. 'Toksik-zehirli', kanserojen-kanser yapıcı, hatta 'teratojen-nesilleri bozucu' etkiye sahip olabilir. Veya bu maddeler Müslüman mutfağına hiç sokulmayacak nesneler de içermiş olabilir. Bazen katkı maddesinin kendisi, bazen de fiziksel ortamı (sadece alkolde eriyen bir katkı maddesinin gıdaya katılması başka türlü mümkün olmadığından) katıldıkları maddeleri şüpheli kılabilir. Bazı içeceklerdeki renk maddelerinin çözünme ortamları çok şüphelidir. Sadece alkolde çözünen bir renk maddesi eğer çözülmeden ortama katılacak olursa tortu bırakır, ortamı renklendirmez. Tortu bırakmıyorsa o zaman belli bir ölçüde alkol içeriyor anlamı taşır."
Yurt dışından getirilen bazı ürünlerin dini açıdan sakıncalarının bulunduğuna vurgu yapan Doğruyol, örnek olarak Yahudi (Kosher) diyetlerini gösterdi. İsrail'de yapılan gıda maddelerinin içerisinde sadece alkolde eriyen E 320 (butilated hydroxyanisole) ve E 321 (butilated hydroxytoluene) kullanıldığını kaydeden Hasan Doğruyol, bu tür ününleri alırken dikkat edilmesi gerektiğine işaret etti. Gıda seçimini etkileyen sosyal faktörlerin başında dini kısıtlamalar ve birtakım kişisel tercihler geldiğine işaret eden Prof. Dr. Doğruyol, her dinin veya sosyal gurubun haramları, mekruhları olduğunu, kişilerin seçimlerini bu haramlardan mümkün mertebe sakınacak şekilde yaptıklarını, bu seçimde öncelikle gıdanın kaynağı belirleyici olduğunu kaydetti. Doğruyol, İslam dininde kaynağı bakımından yenip içilmesi mutlak yasak olan nesnelerin domuz eti ve şarap olduğunu, bir de metinlerle yasaklanmadığı halde tabiatları gereği yasak olan maddeler olduğuna dikkat çekti.
Bunun yanında, birtakım hükmi yasakların da söz konusu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Doğruyol, şunları kaydetti: "Musevilikte de domuz ve domuz ürünlerini tüketmek yasaktır. Vegeteryenler (etyemezler) benzeri bazı sosyal guruplar belirli hayvanların etini yemezler. Gıda katkıları ve bunların muhtemel maddi manevi zararlarının belirlenmesi, sağlığa zararlı ve inançlara ters oldukları belirlenen bu katkılardan sakınma yollarının ortaya konması gerekir. Bu konuda gıda etiketleri çok önemli bir görev üstlenir. Etiketlerdeki bilgilerin aksi ispat edilinceye kadar doğru kabul edilmesi esastır. Fakat bazı etiketlerin biraz daha ayrıntı içermesi önerilebilir. Örneğin hayvan kaynaklı maddelerde hayvanın cinsi ve kesilme özellikleri zikredilebilir. Özellikle yağ asitleri ve aminoasit içeriklerinde kaynak ve muamele özellikleri açıklanmamış ise ortada aydınlanması gerekli unsurlar vardır."
Gıdalarda kullanılan katkı maddelerinin sayısının binlerle ifade edildiğini belirten Doğruyol, bunlara her yıl yüzlercesinin daha eklendiğini bildirdi. Doğruyol, bunların içinde AB standardına uygun olduğuna karar verilmiş ve 'E' kodu almış olanlarının sayısının 320'ye ulaştığını açıkladı. Gerek bu maddeler ve gerekse henüz standard içine alınmamış veya yeni üretilmiş binlerce maddenin 'E' kodu alabilmek için inceleme sırasını beklediğine işaret eden Hasan Doğruyol, önceden standarda girmiş maddelerin yeni ortaya çıkmış sakıncalı durumlar karşısında yeniden değerlendirilip standarttan çıkarıldığını sözlerine ekledi.
KATKI MADDELERİYLE İLGİLİ BAZI ÖNERİLER
Gıdaları sadece süslemek için kullanılan boya maddelerinin kullanımı en az düzeyde tutulmalıdır.
Bebek ve küçük çocukların gıdalarında asla katkı maddesi bulundurulmamalıdır.
Çocuk ve gençler, sağlığa zararlı katkı maddeleri içeren gıda maddelerinden uzak tutulmalıdır.
Çocuklara sağlıklı olmayan beslenme alışkanlığı kazandıran her türlü reklâma sınırlama getirilmelidir.
Astım, alerji ve hiper aktivite belirtileri olan çocuk ve gençler, özellikle renklendiriciler(colouring), bozulmayı önleyiciler (preservatives) ve sabit tutuculardan (stabilisers) uzak tutulmalıdır.
DÜNYA BÜLTENİ / 15 MART 2010







