Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muhittin Özder, "Et ve süt, tıpkı petrol ve uranyum gibi stratejik ürün oldu" dedi.
Özder, et fiyatlarının yüksek olmasının ana nedenlerinden birinin besi materyallerinin pahalılığı olduğunu söyledi. Türkiye’de şu anda yeni doğmuş 3 günlük bir buzağının fiyatının 1400 lira olduğunu öne süren Özder, Amerika Birleşik Devletleri’nde ise aynı buzağının 50 dolar (yaklaşık 70 lira) ile 125 dolar (yaklaşık 175 lira) arasında alınabildiğini belirtti.
Bu farkın çok fazla olduğunu bildiren Özder, besicinin bu farkın üzerine, besi materyalini de pahalıya alarak fazla para kazanamadığını ifade etti.
Şu sıralar talep fazlalığı olduğu için hayvancılıktan kazanılan gelirin iyi olduğunu anlatan Özder, şöyle konuştu: "İthalatla beraber fiyatlar düşerse, hayvancılıktan para kazananlarda zarar edecek ve bir kısmı bu işi bırakacak. O nedenle ithalatın çok dikkatli yapılması gerek. Çözüm için, üretimin artırılması, girdi maliyetlerinin düşürülmesi, yem, işçilik ve akaryakıtın düşürülmesi, destek ve kredi verilmesi lazım. Ancak bu destekler yerini bulmalı." Özder, 1986’da hayvancılığın büyük bir darbe yediğini belirterek, bugüne gelinmesinin 3-5 yılın sorunu olmadığını bildirdi.
Özellikle 1980’li yıllardan itibaren serbest piyasa ekonomisine geçildiğini bildiren Özder, bu geçişle Türkiye’de hayvancılığın perişan olduğunu iddia etti.
Rakamlara bakıldığında, o dönemden bu yana hayvan sayılarında çok ciddi düşmeler olduğunun görüleceğini anlatan Özder, serbest piyasa ekonomisine geçince, hayvancılığa müdahale edilmemesi gerektiği ve müdahale kurumlarının devam etmemesi gerektiğinin zannedildiğini ve yanlış uygulamalar yapıldığını söyledi.
Özder, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu yanlış anlaşılma nedeniyle, Et ve Balık Kurumu, Süt Kurumu ve fabrikalar önemini yitirdi. Bunlar gidince zayıf olan yetiştirici rekabet edemedi, en ufak bir ekonomik sıkıntıda işini terk etti. Buna bağlı olarak, köyden kente göçler artmış ve bu şekilde hayvancılık geriye gitmişti. 1980’li yıllarda 60 milyona varan küçük baş hayvan sayımız şimdi 30 milyona indi. Manda sayımızın neredeyse yüzde 90’ı gitti. Tiftik keçisi ve dünyada bir tek bize özgü Ankara keçisini neredeyse bitirmişiz. Yavaş yavaş piyasa düzenleme kurullarının kurulması gerek."
MİLLİ GAZETE / 27 EKİM 2010






