Hastane kayıtlarında yapılan araştırmaya göre diğer donörlerin ise eş, dost, akraba veya çalışma arkadaşı gibi yakınları için kan bağışında bulunduğunu ifade eden Doç. Dr. Tiftik, şöyle devam etti:
''Düzenli kan bağışında bulunanların, sadece yakınına gerek olduğunda kan bağışında bulunanlara oranla hastalık bulaştırma riski 6 kat daha az. Çünkü bazı virüsler ilk tahlillerde ortaya çıkmıyor, düzenli kan verenler ise hepatit ve diğer virüslere karşı sürekli kontrolden geçiyorlar ve bu risk neredeyse sıfıra iniyor. Ayrıca sürekli kan bağışlayanlara düzenli beslenme önerilerinde bulunulduğu için kanlarındaki hastalık riskleri de azalıyor. Bu nedenle kan bağışı düzenli yapılmalı, yakın, eş dost ile sınırlı kalmamalı.''
MEÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selma Ünal, kanın üretilemeyen bir doku olduğunu ve sadece sağlıklı bağışçılardan sağlanabildiğini söyledi. Kan bağışında bulunmak isteyenleri belirli testlere tabi tuttuklarını belirten Doç. Dr. Ünal, şöyle dedi: ''Eğer kan bağışında bulunmak isteyen bir kişi yaptığımız testleri geçerse vücuduna uygun miktarda kan alıp, ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Ancak halkın büyük çoğunluğu bu konuda ne yazık ki duyarsız davranıyor. Oysa bağışlanacak kanın, bir hayatı kurtaracağı unutulmamalıdır.''
Doç. Dr. Ünal, kan bağışının öneminin halka benimsetilmesi için, üniversite olarak eğitim ve seminer gibi etkinlikler yürüttüklerini bildirdi.






